“ALLAH,
SEN HAYATTA KALDIKÇA SENİN O RIZKINI VERECEKTİR!..”
“Hem fakirlik korkusu ile çocuklarınızı öldürmeyin!
Onları da sizi de biz rızıklandırırız.
Şübhesiz onları öldürmek, büyük bir günahtır!..”
(İsra,31)
“Gerek nefsine ve gerek evlâd ve taallukātına -yakınlarına-
hayat malzemesini tedârik etmek Allah’ın vazîfesidir.
Evet mâdem hayâtı veren O’dur.
Ve o hayâtı koruyacak levâzımâtı –lâzım şeyleri- da O verecektir.
Yalnız,
hükûmetin asker için erzak depolarında cem‘ettiği -topladığı-
erzâkı –rızıkları- askerlere taşıttırdığı,
temizletip öğüttürdüğü ve pişirttirdiği gibi,
Cenâb-ı Hakk da
hayat için lâzım olan levâzımâtı küre-i arz -yeryüzü- tarlasında yaratıp
cem‘ ettikten sonra,
o erzâkın toplanmasını ve sâir ahvâlini -hâllerini– insana yaptırır ki,
insana bir meşgûliyet, bir eğlence olsun
ve insan atâlet ve betâlet -tenbellik ve boş durmak- azâbından kurtulsun.
Ey insan!
Rahm-ı mâderde ––ana rahminde iken, tıfıl -çocuk– iken,
ihtiyâr –seçme kabiliyeti- ve iktidardan mahrum bir vaziyette iken,
seni pek leziz rızıklarla besleyen Allah,
sen hayatta kaldıkça senin o rızkını verecektir.
Baksana!
Her bahar mevsiminde sath-ı arzda -yeryüzünde– yaratılan
envâ‘-ı erzâkı -rızık çeşitlerini- kim yaratıyor ve kimler için yaratıyor?
Senin ağzına getirip sokacak değil ya!..”
(Mesnevî-i Nûriye, Şemme, 201)
