BASİRET BAĞLANMIŞSA;
DUYMAK, GÖRMEK VE SEVMEK SADECE MECAZİDİR!..
وَعَلٰۤى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ)”’ “Gözlerinde de bir çeşit perde vardır.”
de, üslûbun tağyiriyle,
cümle-i fiiliyeye tercihan cümle-i ismiyenin ihtiyar edilmesi,
basar ile görünen delillerin sabit olduklarına,
kalb veya sem’ ile alınan deliller ise
müteceddit ve gayr-ı sabit olduklarına işarettir!..”
(İşârâtü’l-îcâz, Bakara, 7. Ayet)
Madem
Kalb ve gözün temas ettiği şeyler içinde
zıtlar, farklı yollar ve muhtelif malzemeler bulunabilir…
ve kalb ve göz istisnasız hepsine temas edebilir…
Meselâ;
kalbin içine hayır da şer de ilham suretinde aynı anda gelebilir,
kalb her ikisine de kabildir…
Veya göz bir mekâna bakarken,
o ortam içinde bulunan güzeli de çirkini de aynı anda müşahede edebilir…
Ve dahi kalb ve göz aynı anda birçok farklı şeyi kabul etme istidadına sahiptir…
Ve yine madem;
Kalbin bu üstün yönü onu diğerlerine merkez ve efendi yapar.
Kulak da; cihât-ı sitteden -altı yönden- malûmat-bilgi- alması,
cihetle – yönüyle- kalbe benzer…
Bütün bu kabiliyetlere rağmen eğer;
“…nur-u imanın sönmesiyle,
mahiyeti, meyyit-i gayr-ı müteharrik gibi bir heykelden ibaret kalır!..”
(İşârâtü’l-îcâz, Bakara, 7. Ayet)
Hakiki manası ile,
kalbin vicdana açılan kapısı ve dimağa açılan kapısı mühürlenmişse,
“Gözlerinde de bir çeşit perde vardır.”
(Bakara,7.)
Yani; ayetin işaretiyle kalp gözü olan basiret bağlanmışsa,
Artık kulağa gelen seslerin,
göze gelen görüntülerin,
kalbe gelen hislerin hakikati olmayıp, sadece dünyalıktır ve dahi mecazidir!..
Bab-ı Şefkat NUR
