“-TABΑΠDELALET”
RİSALE-İ NUR,
KIZIL İCÂZ VEYA TALİKAT GİBİ ESERLERDEKİ İLMİ İSTİDADIN
AĞAÇ OLMUŞ ÇİÇEK AÇMIŞ, HATTA MEYVE VERMİŞ SEMERESİDİR!..
Bu eserlerdeki tohum halindeki istidadlar bi’l kuvvedir…
Risale-i Nur da bi’l fiil olarak ruhlarda, akıllarda ve kalplerde,
hatta gönüllerdeki takva da vücud bulmuş, hayati birer nuraniyettir!…
“Delalet;
tabî‘î, aklî ve vaz‘i olmak üzere üç çeşittir.”,
(Ta’likat)
‘Tabî‘î delalete’ de;
Üstadımız 23. Söz de çok güzel bir örnekle mukni bir izah getirmiştir.
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ âyet-i azîmesi, ittibâ-ı sünnet ne kadar mühim
ve lâzım olduğunu pek kat’î bir surette ilân ediyor.
Evet, şu âyet-i kerime, kıyâsât-ı mantıkıye içinde,
kıyas-ı istisnâî kısmının en kuvvetli ve kat’î bir kıyasıdır.
Şöyle ki:
Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor:
“Eğer güneş çıksa gündüz olacak.” Müsbet netice için denilir:
“Güneş çıktı. Öyleyse netice veriyor ki, şimdi gündüzdür.” Menfi netice için deniliyor:
“Gündüz yok. Öyleyse netice veriyor ki, güneş çıkmamış.” Mantıkça, bu müsbet
ve menfi iki netice kat’îdirler.
Aynen böyle de, şu âyet-i kerime der ki: Eğer Allah’a muhabbetiniz varsa,
Habibullaha ittibâ edilecek. İttibâ edilmezse, netice veriyor ki,
Allah’a muhabbetiniz yoktur. Muhabbetullah varsa, netice verir ki,
Habibullahın Sünnet-i Seniyyesine ittibâı intaç eder.
Evet, Cenâb-ı Hakka iman eden, elbette Ona itaat edecek.
Ve itaat yolları içinde en makbulü ve en müstakimi ve en kısası,
bilâşüphe, Habibullahın gösterdiği ve takip ettiği yoldur.”
(11. lem’a 5 nükte)
Bab-ı Şefkat NUR
