“NUR, ANCAK BASİRET NURUYLA AVLANIR!..”
“Sana ışıklanan bir nuru tutmak için elini uzatma.
Belki gaflet esbabından tecerrüd et, onlara müteveccih ol, dur.
Çünkü, ben müşahede ettim ki,
marifetullahın şahitleri, burhanları üç çeşittir:”
“Bir kısmı su gibidir. Görünür, hissedilir, lâkin parmaklarla tutulmaz.
Bu kısımda hayalâttan tecerrüd etmek, külliyetle ona dalmak gerektir.”
(17.lem’a,10.nota)
Güneş’ten kopmuş sadece hidrojen taşıyan bir ateş kütlesinin,
mahiyetçe kendisine tamamen zıt olan
oksijenle bir araya gelmesi gibi harika bir marifet ile
o koca ateş kütlesinin, hayat kaynağı olan okyanuslara,
karalara, ormanlara dönüştüğünü hayretle gör ve de ki;
“Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”
(zariyat,58)
“(Rabbim,) Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın.
Ölüden diri, diriden de ölü çıkarırsın.
Dilediğin kimseyi de hesapsız rızıklandırırsın!..”
(Âl-İ İmrân 27)
O halde bize düşen; bereket, hayır ve helali istemektir…
Zira ihsan, kerem ve hikmet sahibi olan REZZAK olan Allah’tır!..
“İkinci kısım, hava gibidir. Hissedilir, fakat ne görünür, ne de tutulur.
Ona karşı sen, yüzün, ağzın, ruhunla o rahmet nesîmine karşı teveccüh et,
kendini mukabil tut.
Tenkit elini uzatma, tutamazsın. Ruhunla teneffüs et.”
(17.lem’a,10.nota)
Güneş ışığının hayata lazım olduğu kadarının Dünya’ya ulaşması,
büyük bir kısmının atmosferden geçmemesi
ve yararlı olan kısmının atmosferde süzülüp arınarak
toprağa ve suya nufüz etmesini, sayısız marifetullah delillerinden
ayrı bir marifetullah delili olarak gör ve de ki;
“Hastalandığım zaman bana şifâ veren O’dur.”
(şuara,80)
“(Ey İman edenler,) Küfre ve zulme karşı cihad edin ki ,Allah size inayet etsin,
galip getirsin, ta ki;
Allah, mü’minler topluluğunun gönüllerine şifâ versin!..”
O halde bize düşen, sebepler kapısını cihat ve dua niyazıyle çalarken,
derman sahibinin RAHİM ve ŞAFİ’ olan Allah olduğunu bilmektir!..
“Üçüncü kısım ise, nur gibidir. Görünür, fakat ne hissedilir, ne de tutulur.
Öyleyse, sen kalbinin gözüyle, ruhunun nazarıyla kendini ona mukabil tut
ve gözünü ona tevcih et, bekle. Belki kendi kendine gelir.
Çünkü nur, elle tutulmaz, parmaklarla avlanmaz.
Belki o nur ancak basiret nuruyla avlanır.”
(17.lem’a,10.nota)
Mahlukatı rızıklandıran, hastalıklara devalar veren Allah’ın,
kalpleri de iman ve hidayete eriştirip,
yolsuz ruhlara iman ve İslamiyetle istikamet vermesi
Hâdi olan Allah’ın varlığına ayrı bir delili olduğunu gör ve deki;
“( Zira ) O, sizi (küfür) karanlıklardan
(hidayet) nûruna çıkarmak için üzerinize rahmet edendir…”
(Ahzab,43)
“Rabbimiz! Bizi hidâyete erdirdikten sonra kalblerimizi (haktan) eğriltme!
Ve bize, tarafından bir rahmet ihsân eyle!
Şübhesiz ki Vehhâb (çok ihsân edici) olan, ancak sensin!..”
(Âl-İ İmrân, 8)
O halde bize düşen, sebeplerden ve evhamdan sıyrılıp,
Lillah: Allah için, Allah yolunda
Livechillah: Allah için, onun namına
Lieclillah: Allah için, onun rızasını maksat ederek
RAHMAN VE HÂDÎ olan Allah’tan Hidayet ve Tevfik-i İlahiyi talep etmektir!..
Bab-ı Şefkat NUR
