SAVM,

MARİFETİN MERTEBELERİNDE BİR SULÛKTÜR!…

“Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerifte

o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü mânevîye mazhar olur…”

(29.mektup-2.kısım)

Nitekim Cenâb-ı Hakk:

“Ben cinleri ve insanları bana ibadet etsinler diye yarattım”

(ez-Zâriyat, 51/56) buyurmaktadır.

İbn-i Abbas (r. a),

“liya’budûn” -ibadet etmek için- kelimesini

“liya’rifunî” –Beni bilsinler- şeklinde tefsir etmiştir. (A. Sülemî,)

Avamın orucu nefsi terbiye etmek,

Salihlerin orucu  infakta ve gönülde  isâr ruhunu kazanmak,

Havasın orucu ise bütün bunlarla beraber

marifetullah mertebelerinde marifet kazanmakla sulûk etmektir…

Zira;

Mârifet kalbin gıdâsı ruhun cevheridir!..

Üstadımızın 10.Nota’da beyan ettiği gibi

marifetullah’ın şahidleri ve mertebeleri üçtür…

Birincisi su gibidir, rızka benzer…

Boş yere ben kazandım, ben aldım, ben bildim deme…

Elde tutulmaz…sahiplenilmez… aksi halde su gibi kayar gider…

İşte oruçla insan, gayretlerinin acziyetinde;

rızkın izzet ve kuvvet sahibi Allah’ın elinde olduğunu anlar…

İkincisi hava gibidir, şifaya benzer…

Her arayan bulamaz… ama bulanlarda arayanlardır…

(Beyazid-i Bestâmi)

Onu bir sebebe bağlamak istersen, kuş gibi uçar gider…

İşte oruçla sıhhat ve sağlık, infakla selamet ve berekete kapı açanın

ancak Allah olduğunu bütün hissiyatın tasdik eder…

Üçüncüsü nur gibidir, Hidayete ve rahmete benzer…

İman olmadan hayatı ve dünyanın bir anlamı yoktur…

Musibetin sabır-ı cemil’i kazandıran,

nimetin şüküre götüren bir imtihan olduğunu anlarsın imanla anlarsın…

İslâm olmadan hakka ve hakikate varan yol yoktur…

Kur’an Hak yolların güneşidir…

Kur’an olmadan güneşin ışığı gibi hidayete çıkaran irşad,

Sıcaklığı gibi muhabbete götüren Rahimiyet olmaz…

Velhasıl,

Şuurlu bir hidayet ve ibadet olmadan;

Kalbin basireti, aklın feraseti, vicdanın hakkaniyeti, dilin hikmeti,

Elin hayrı, ayağın istikameti v.s.

bütün letaifleerin şükr-ü örf-i ile ubudıyyeti hasıl olmaz!..

Necib Fazıl:

“Anladım işi, sanat Allâh’ı aramakmış;

Mârifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış…”

Rabbimiz (cc): 

“Uğrumuzda mücâhede edenlere Bize ulaştıran yollarımızı gösteririz.”

(ankebut,69)

Hadîs-i şerîfde: 

“Bildiğiyle amel edeni yüce Allah, bilmediği şeylerin bilgisine vâris kılar.”

(Ebu nuaym, hilye 10/15)

Yani bildiği ile amel edene -kesbe/şahsi gayrete değil- takvaya dayalı Vehbi ilim verilir…

Hiçbir şey bedelsiz değildir.

İrfânın bedeli, amel, ihlâs ve takvâ

Zira; “Allah ancak takvâ sâhiplerinden kabûl eder.”

(Maide, 27)

Bab-ı Şefkat NUR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir