KUR’ÂN’IN
ALTI CİHETİ NURANÎDİR,
SIDK VE HAKKANİYETİNİ GÖSTERİR!..
“Evet, altında hüccet ve burhan direkleri, üstünde sikke-i i’caz lem’aları,
önünde ve hedefinde saadet-i dâreyn hediyeleri, arkasında nokta-i istinadı
vahy-i semâvî hakikatleri, sağında hadsiz ukul-ü müstakîmenin delillerle tasdikleri
, solunda selim kalblerin ve temiz vicdanların
ciddî itminanları ve samimî incizapları ve teslimleri,”
(7.şua)
Evet esasatında vahye dayalı olması, üstünde mucizevi icazları,
neticesinde kıymettar meyveler gibi,
önünde iki cihanın saadet reçetesi,
sağında islâm ağacının her asra bakan medrese alimleri, mücedddid ve münevverler
solunda sünnetullaha tabi tekke asfiya ve evliyaları,
tam bir imtinan ve teslimiyetle bu yola baş koymuş selim kalpler, nurani akıllar!..
“Hem nev-i insanın humsu, belki kısm-ı âzamı,
göz önünde o Kur’ân’a müncezibâne ve dindarâne irtibatı
ve hakikatperestâne ve müştakane kulak vermesi
ve çok emarelerin ve vakıaların ve keşfiyatın şehadetiyle,
cin ve melek ve ruhanîlerin dahi
tilâveti vaktinde pervane gibi hakperestâne etrafında
toplanması,
Kur’ân’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.”
(7.şua)
Hem insanlığın beşte biri ve büyük bir kısmının teveccühü ve
İslâm’la şereflenip, iki dünyasını ihya etmesi,
Hatta Müslüman olmayanların bile islâm medeniyetinden istifade ettiği,
Batıda reforum ve Rönesans hareketlerinde görülmüştür.
Bütün icat ve keşiflerin islâm’la başlaması,
Bütün cin ve ruhanilerin Kur’an okunduğu zaman pervane olup hakperest davranmaları,
“Kur’ân’ın kâinatça makbuliyetine ve en yüksek bir makamda bulunduğuna bir imzadır.”
Bab-ı Şefkat NUR
