Allah Rasulu (s.a.v.) : 
“Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız siz de o şekilde kılın” buyurmuştur.
(Buharî, Ezan, 18; Ahmed b. Hanbel, Musned, 5/53

Bu sebepten her rekatta iki secde yapılması farzdır.
Bilerek biri yapılmazsa namaz bozulmuş olur.
Unutulursa selamdan önce ilave bir secde
ve ardından da sehiv secdesi yapılarak namaz tamamlanır.
her rekâtta iki defa secde yapmanın namazın farz rükünlerinden olduğunu,
bunlardan biri terk edildiğinde namazın eksik kalacağını, fakihler beyan etmiştir.
İlk yapılan secde ye gelince;
ADEM a.s. secde edilmesi emri gelince, Bütün melekler secde etti,
yalnız iblis secde etmedi, melekler bașlarini secdeden kaldirinca,
iblis ‘in secde etmeyip ayakta durduğunu gördüler,
bunun üzerine Allah ‘ü teâlâ ‘nin kendilerine secde etmeyi nasip ettiği için
bunun șükrü olarak bir kez daha secde ettiler.

Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ummetimden olan herkesi kıyamet günü kesinlikle tanırım.”
“Ey Allah’ın Rasûlu‎! O kadar kalabalığın içinde onları nasıl tanırsın?” dediler.
Şöyle buyurdu: “Nişansız simsiyah at sürüsünün içine girsen, orada alnında ve
ayaklarında beyazlık bulunan bir at olsa, sürünün içinde bu atı fark etmez miydin?”

Soruyu soran kişi: “Elbette fark ederdim.” dedi.
Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Muhakkak ki, ummetimin de o gün
secde etmeleri sebebiyle alınlarında ve abdest almaları sebebiyle de abdest azalarında
parlaklık olacaktır.”
(Ahmed sahih senedle rivâyet etmiştir. Tirmizî de hadisin bir parçasını rivâyet etmiş ve sahih
olduğunu söylemiştir. Hadis, “es-Sahîha”da tahriç edilmiştir. Tirmizî, Sefer, 424 (604), c.1,
s.408)

Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Allah cehennemliklerden olan kimseler için rahmet murad edince kendisine ibadet
edenleri cehennemden çıkarmaları için meleklerine emredecektir.
Onlar da secde izlerinden mu’minleri tanıyarak cehennemden çıkaracaklardır.
Allah secde izi bulunan yeri yakmayı cehennem ateşine yasaklamıştır;

Ve böylece cehennemden çıkarılacaklardır 
Cehennem insanoğlunun bütün âzâlarını yakacak
yalnız secde izlerinin bulunduğu yerleri yakmayacaktır”
(Buhârî, Sıfatu’s-salat 48 (74), c.2, s.799-800; Muslim, İman (182)

Her iki secdeyle birlikte, insanın varlığı ve yokluğu,
faniliği ve yeniden dirilişi hal ve kal diliyle ifade edilir
ve Allah’ın bekası, ezeli ve ebedi yönü bir yine hal ve kal diliyle zikre dönüşür.
“Secde et ve yaklaş!” (Alak, 19)
Secde, bir düşüş değildir; kulun Rabbine doğru en yüce yükselişidir.

Bab-ı Şefkat NUR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir