“BENİ, SKOLASTİK BATAKLIĞI İÇİNDE

SAPLANMIŞ BİR MEDRESE HOCASI ZANNEDİYORLAR.

Ben, bütün müsbet ilimlerle, asr-ı hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum…”

(t.hayat)

“Bil ki!

Hüccet, olayların zürriyetlerini bilmek ve ilişkilerini ortaya çıkarmaktır

ve kainattaki ilişkiler silsilesinin merkezidir

ve hakikat-ı uzmanın aslından semerelerine giden hayat mecralarının timsalidir.”

(Kızıl İcâz)

İşte Bediüzzaman, klasik mantığın aksine, tüm varım

ve temsil metoduyla bir kısım sonuçlara ulaşmakta

böylece skolastik düşüncenin hatalarına düşmeyen bir yol ortaya koymaktadır.

Bediüzzaman’ın mantık konularından birisi olan

söz (lafız) ile ilgili açıklamaları da oldukça ilginçtir.

Burada da Üstad, tümdengelim yerine tümevarım yolunu kullanmakta,

hidrojenden, karbondan, ısıdan, nefesten ve sesten söze ulaşmaktadır.

“Nefesin alem-i gayba girmesiyle, kimyevi aşk sebebiyle müvellidü’l-humuza-

nın karbonla imtizacı sırrıyla tahlil edici hücreler devreye girer ve kirli kan temizlenir.

İki unsur imtizaç ettiği zaman, o ikisinden olan iki cüz’ün tamamı da ittihad eder.

O ikisi ittihad ettiği zaman tek bir hareketle hareket ederler.

Bu durumda diğer hareket baki olarak boşlukta kalır.

Hareketin ısıya ve ısının harekete dönüşmesi sırrıyla şu boşluktaki baki hareket,

tabii ısıya inkılap eder.

Yani hayvanın (canlının) hayat ateşine (enerjiye, güce) inkılap eder.

O şeyin arasında nefes zahmetli bir şekilde alem-i gaybtan alem-i şehadete çıkar.

 Çünkü mahreçlerde nefes, ses ile keyfiyetlenerek birleşir

ve ses makta’larda harflere tahavvül ederek farklılaşır.

O şeyin arasında, onun hareketi için ses kesilir.

Çünkü latif cisimler olarak nakışları acaip oldu, şekilleri garip oldu,

garazların ve maksatların taşıyıcısı oldu, duyguları terennüm ederek uçurdu, akıllar

arasındaki elçiler olarak Sani-i Hakim’in takdir ettiği yere kadar gönderdi.”

“Söz, fikrin kaymağıdır,

tasavvurun suretidir,

teemmülün bekâsıdır

ve zihnin işaretidir…

Hafifliği, birbiri ardınca gitmesi, meunetinin azlığı, zahmetsizliği

ve kararsızlığı sebebiyle bu büyük nimet için söz tercih edildi.

Bu nimetin kıymetini bilmemek, inkâr ve israf etmek ne büyük cehalet!”

(Kızıl İcâz)

Bab-ı Şefkat NUR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir