AZ BİR ÖMÜRDE Kİ KÜFÜR VE ŞİRKİN,
EBEDİ AZABA MÜSTEHÂK EDİMESİ İLAH-İ ADALET MİDİR?..

“ – Bir kâfirin mâsiyet-i küfriyesi, mahduttur, kısa bir zamanı işgal ediyor. 
Ebedî ve gayr-ı mütenahi bir ceza ile tecziyesi
adalet-i İlâhiyeye uygun olmadığı gibi, hikmet-i ezeliyeye de muvâfık değildir; 
merhamet-i İlâhiye müsaade etmez…”
(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet)

Bir kafirin küfrü ömrüyle sınırlıdır…
Ömür müddeti kadar küfrü de devam eder…
Sınırlı bir hayatta işlenen suçun ise, ebedi cehennemle cezalandırılması,
nasıl İlahi Adalete, Ezeli hikmet ve Rahimiyete uygun geliyor diye soruluyor…

“C – O kâfirin cezası gayr-ı mütenahi olduğu teslim edildiği takdirde,
kısa bir zamanda irtikâp edilen o mâsiyet-i küfriyenin, 
gayr-ı mütenahi bir cinayet olduğu altı cihetle sabittir:”
(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet)
Küfür ve şirkin Allah katında ebedi bir cezayı gerektiren
ne kadar büyük bir kötülük ve günah olduğunu
şu altı vecihle ispatı mümkündür…
“Birincisi: 
Küfür üzerine ölen bir kâfir, ebedî bir ömürle yaşayacak olursa,
o gayr-ı mütenahi ömrünü behemehal küfürle geçireceği şüphesizdir.
Çünkü kâfirin cevher-i ruhu bozulmuştur.
Bu itibarla,
o bozulmuş olan kalbin gayr-ı mütenahi bir cinayete istidadı vardır. 
Binaenaleyh, ebedî cezası, adalete muhalif değildir.”

(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet)
Her şeyden önce bilinmesi gereken bir gerçek vardır ki;
Kafir bir de yaşasa, bin de yaşasa yine küfrü devam edecektir…
Zira Kafirin, Hâlık’înı ve mahlukatını
tartacak, tanıyacak ve tadacak olan muhakeme kuvveti olan ruh cevheri bozulmuştur…

İşte bundan dolayıdır ki;
O cevheri bozulmuş süfli ruhun şeytanlaşmış olan kalbi ve aklı,
sınırsız ve ayıretmesin her bir anda, her bir varlığa ve her bir muhatabına karşı;
her bir söz ve hareketin de, her bir alışveriş ve amelin de
şirk ve küfrün çeşitleri, hem de sürekli korkunç derecede alanı ve tesiri
genişleyen cinayet mukabili,
sürekli büyüyen günahlara ve küfre karşı ihtirası vardır…
“İkincisi: 
O kâfirin mâsiyeti mütenahi bir zamanda ise de,
 gayr-ı mütenahi olan umum kâinatın,
vahdaniyete olan şehadetlerine gayr-ı mütenahi bir cinayettir!..”
(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet
Nasıl ki dünya da Devlet malına zarar veren kişilere Âmme davası açılır,
kamu mallarının zararı istenir, zincirleme cinayetlerin hesabı sorulur
ve müebbet hapse mahkum edilir.
Cenâb-ı Hak da, İsim ve sıfatlarının şahitleri olan mevcudatın
mahiyet ve ehemmiyetinin Mâlik-i Mülk hesabına inkar edilmesini,
manasız ve neticesiz görülmesini
bütün mahlûkatının hukukuna yapılan bu tecavüz sayar
kâfiri ebedî cehennem hapsine mahkûm eder…
“Üçüncüsü: 
Küfür, gayr-ı mütenahi nimetlere küfran olduğundan, gayr-ı mütenahi bir cinayettir.”
(İşârâtü’l-icâz,7.ayet)
Küfür Rahmet-i İlâhiye’nin bütün nimetlerini de aynen varlığını inkar ettiği gibi,

kendisine yönelik fayda, menfaat, lezzet, rızk v.s gibi hizmetlerini de inkâr etmiş,
hor görmüş oluyor…
Demek küfür ve şirk, onların yaratılış gayelerini ve hizmetlerini hiçe saymak oluyor.
O yüzden bu sınırsız nimetlerin inkârı, sonsuz bir azabı gerektiriyor!..

“Dördüncüsü: 
Küfür, gayr-ı mütenahi olan Zat ve Sıfât-ı İlâhiye’ye cinayettir.”
(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet)
Bütün varlık âlemi Esmâ-i İlahiye’nin tecellileri olduğundan kâinatın tahkiri,
Bu tecellilerin aslı olan isim ve sıfatlara karşı
Cemâl, Kemâl ve Celâl mertebelerde sonsuz olan
bütün Esmâ-i İlâhiyenin kabul edilmemesi,
sonsuz olan tezyifini , yani yok sayıp aslını inkarı netice verir.
Hele hele birinci dereceden kendi üstündeki tecellilere
bütün duyu ve idrakiyle mazhar olmuşken,
bütün bunları inkar etmek, eşrefi mahluk olan insanı,
bütün mevcudatın altına düşürdüğü gibi,
O isim ve sıfatlara ayinadarlık ve şahidlik yapan
bütün mevcudatın hakkına binaen ebedi cehenneme atar…
insan gibi Esma-i İlahiye’ye ayna olan
böyle şerefli bir mahlûku küfür bataklığına düşürmek büyük bir cinayettir.

“Beşincisi: 
İnsanın vicdanı, zâhiren mütenahi ise de, 
bâtınen ebede bakıyor ve ebedi istiyor.
Bu itibarla, gayr-ı mütenahi hükmünde olan o vicdan, 
küfürle mülevves olarak mahvolur, gider.”
(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet)
İnsan ruhu beden gibi değildir…Beden fanidir ama ruhu daimidir…

Ebedi hayat için yaratılmıştır!..
Ruha ait bütün hasseleri içinde toplayan vicdan ise ebede namzet manevi bir değerdir…
Ebed ister, hem de Ebedi saadetli bir saadeti ebediyye…
Ama küfürle kirlenmiş bir vicdan, ebedi azaba müstehâk olduğundan,
Ebedi saadetini, yani cennetini kaybeder!..
Sınırlı bir ömürde
sonsuz bir cehennemi kazanıp, kendini helâkât ve şekâvete düçar eder!.

“Altıncısı: 
Zıt, zıddına muânid ise de, çok hususlarda mümasil olur. 
Binaenaleyh iman, lezaiz-i ebediyeyi ismar ettiği gibi, 
küfür de âlâm-ı elîmeyi ve ebediyeyi âhirette intaç etmesi, şe’nindendir.”
(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet)

Nasıl ki, çoklar azların, yoklar varların, soğuklar sıcakların, kötüler iyilerin,
çirkinler güzelliğin değerini tamamlar, ölçüde de daha iyi takdir ettirse,
aynen öyle de imanın ebedi saadeti, cenneti çağrıştırması,
küfrün ise ebedi elem ve azabı hatırlatıp, ısrarın da aynı neticeye götürmesi haktır!..
Saffat Suresi 50-61. ayetlerinde meâlen şöyle buyuruyor:
50 . O zaman (Cennet ehli) birbirlerine yönelerek karşılıklı soru sorarlar
(sohbet ederler).
51 . İçlerinden konuşan biri şöyle der:
“Doğrusu benim (dünyada) bir yakınım vardı.”
52,53 . “(Bana:) ‘Gerçekten sen, (dirilmeyi) tasdîk edenlerden misin?’ derdi.
(Ve bana:) ‘(Biz) öldüğümüz ve bir toprak, bir kemik (yığını) hâline geldiğimiz
zaman mı, gerçekten biz mi cezâlandırılacak kimseler olacağız?’ (derdi).”

54 . (Sonra o kişi yanındakilere:) “Siz (onun hâlinden) haberdâr mısınız?” dedi.
55 . Derken baktı da onu Cehennemin ortasında gördü.
56 . Dedi ki: “Allah’a yemîn olsun ki,
(sen) nerede ise gerçekten beni (de) helâk edecektin!”
57 . “Eğer Rabbimin ni‘meti olmasaydı,
doğrusu (ben de orada) hazır bulundurulmuşlardan olacaktım…
58,59 . “Peki (nasılmış), biz (dünyada) ilk ölümümüzden başka daha ölmeyecek
ve biz (îmânımızdan dolayı) azab görmeyecek kimseler değil miymişiz?”
60 . Doğrusu bu, elbette büyük kurtuluşun ta kendisidir!
61 . Çalışanlar, o hâlde böylesi (bir netîce) için çalışsın!

“Bu altı cihetten çıkan netice ve gayr-ı mütenahi olan bir ceza,
 gayr-ı mütenahi bir cinayete karşı ayn-ı adalettir.”
(İşârâtü’l-icâz, 7.ayet)
Bu altı yönü ile küfür sebebi ile hadd u hesaba gelmeyen cinayetler işleyen bir kâfire,
sonsuz bir ceza verilmesi;
adaletin, Hikmetin ve mazlumlara Rahimiyetin ta kendisidir!..
“ Cehennem, Ehli, Cennet ehli ile bir olmaz!
Cennet ehli, gerçekten kurtuluşa eren kimselerdir!..”
(haşr,20)
“Bu o Cehennemdir ki, günahkârlar onu yalanlar! 
(O gün) onunla (o Cehennem ile) kaynar su arasında dolaşır dururlar!
Şimdi Rabbinizin ni‘metlerinden hangisini yalanlarsınız?..”
(Rahman,43,44,45)

Bab-ı Şefkat NUR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir