“(O) ÖYLE (ATEŞ) Kİ, KALBLERİ KAPLAR (TA İÇİNE İŞLER!..)”
(hümeze,7)
“Nefiy /inkar dahi iki kısımdır:
Birisi: “Has bir mevkide ve hususî bir cihette yoktur” der.
Bu kısım ise ispat edilebilir. Bu kısım da bahsimizden hariçtir.”
(7.şua, mukaddime)
Kabul etmemek; bu kısımda olanlarda bir fikir ve muhakeme yoktur;
inat ve cehalet esastır.
Bunlar fikren ve muhakeme noktasından İslam’ın karşısında duramadıkları için,
küfürlerini muhafaza niyeti ile inat edip iman etmiyorlar,
Ama son yıllarda bunlardan islama dönen çok olmuştur…
Bu durumda küfürden ve şirkten imana,
günah ve fısktan islâm’a yönelenlere için şu ayet müjdesi vardır..
“Ey îmân edenler! 
(Samîmî bir tevbe olan) Tevbe-i Nasûh ile Allah’a tevbe edin! 
Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter
ve Allah, peygamberi ve onunla berâber îmân edenleri utandırmayacağı bir günde,
sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar!
Onların nûru önlerinde ve sağlarında koşar (da):
“Rabbimiz! Nûrumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle!
Şüphesiz ki Sen,Her şeye hakkıyla gücü yetensin!..” derler.”
(tahrîm,8)
“İkinci kısım ise: Dünyaya ve kâinata ve âhirete ve asırlara bakan
imanî ve kudsî ve âmm ve muhît olan meseleleri nefiy ve inkâr etmektir.
Bu nefiy ise,
Birinci Meselede beyan ettiğimiz gibi, hiçbir cihetle ispat edilmez.

Belki kâinatı ihâta edecek ve âhireti görecek
ve hadsiz zamanın her tarafını temaşâ edecek bir nazar lâzımdır,
tâ o gibi nefiyler ispat edilebilsin.”
(7.şua, mukaddime)

Yani bunlar hem İslam’ı inkâr ediyorlar,
hem de kendi batıl davalarını ispata kalkışıyorlar.
İşte üstadın muhatap aldığı ve fikirlerini çürüttüğü kesim bunlardır.
7, şua- 10. Söz, 23. Söz, 29. Söz v.s bunlara hitap eder…
Bunların küfürleri dava ve fikrî bir hareket olmasından dolayı
karşısına fikren ve muhakeme noktasından çıkmak gerekiyor ki;
Risale-i Nurların usulü bu yoldur…
Yalnız bunların çoğunluğu delil de kabul etmez,
kendi batıl itikadi fikrine de delil getiremez…,
Ama yine de küfründe inat edip, düşmanlığa devam eder…
İkisi arasındaki en büyük fark;
1-Adem-i kabul; düşmanlık etmeden küfründe ısrar ediyor…
2.Kabul-ü adem ise; düşmanlık ile beraber küfrünü devam ettiriyor.
Bunların da kalplerinde taşıdığı islâma’a karşı düşmanlıklarının neticesi
Allah’ın şu ayeti kerimeler de haber verdiği dehşetli azabıdır…
“İnkar edenlere: Yenileceksiniz,
toplanıp cehenneme sürüleceksiniz, orası ne kötü döşektir” de!..”,
(Âl-î îmrân, 12)
“ Hayır! And olsun ki (o), Hutame’ye atılacaktır!
(Ey Resûlüm!) Hutame’nin ne olduğunu sana ne bildirdi?

(O,) Allah’ın tutuşturulmuş ateşidir!
Öyle (ateş) ki, kalbleri kaplar (ta içine işler!)”
(Hümeze – 3.4.5.6.7)

Bab-ı Şefkat NUR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir