“ÜMİTSİZLİĞİN İÇİMİZDE HAYAT BULUP DİRİLMESİ ,”
(Hutbe-i şamiye)
Kuran-ı Kerim’de buyuruluyor ki:
“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin.
Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez.”
(yusuf,87)
Yeis yani ümitsizlik
her türlü kemâle ermenin ve olgunlaşmanın manisi ve engelleyecisidir.
Yani ümitsizlik içinde olan bir insanın bırakın olgunlaşmayı,
aşağıların en aşağısına kadar düşebilir.
Ve yine demişler ki:
“YEİS, MÂNİ-İ HER KEMÂLDİR…”
Yani her güzel hedefe ulaşmanın engeli, ümitsizliktir.
Bize düşen Rabbimizin rahmetine güvenmek
yani, Rahmet-i İlâhiye’ye kuvvetli ümit beslemektir.
“Akıbeti görmeyen, bir dirhem hazır lezzeti,
ileride bir batman lezzetlere tercih eden hissiyat-ı insaniye,
akıl ve fikre galebe ettiğinden
ehl-i sefahati sefahatten kurtarmanın çare-i yeganesi,
aynı lezzetinde elemi gösterip hissini mağlup etmektir.
Bu zamanda ahiretin elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde,
dünyevi kırılacak şişe parçalarını onlara tercih etmek,
ehl-i iman iken ehl-i dalalete o hubb-u dünya
ve o sır için tabi olmak tehlikesinden kurtarmanın çare-i yeganesi,
dünyada dahi Cehennem azabı gibi elemleri göstermekle olur.”<<<<<<<<<<<<<<
(Hutbe-i şamiye)
Evet Allah’ın rahmet hazineleri sonsuzdur.
Dilediğini verebilir. Bize düşen O’na kulluk edip namaz
ve niyaz ile O’na ibadet etmektir.
Başımıza gelen musibetlere sabretmeli ve Allah’a tevekkül etmeliyiz.
Tevekkül,
“Bir sonuca ulaşmak için gerekli olan sebeplere teşebbüs ettikten sonra
başarıyı Allah’dan beklemek, Onun takdirine razı olmak.” demektir.
“İmân hem nurdur, hem kuvvettir.
Evet, hakiki imânı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir
ve imânın kuvvetine göre, hâdisâtın tazyikâtından kurtulabilir.”
(23.söz)
Bab-ı Şefkat NUR
