<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haberler arşivleri - Nurlu Hizmet</title>
	<atom:link href="https://www.nurluhizmet.com/category/haberler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.nurluhizmet.com/category/haberler/</link>
	<description>Hakikate Açılan Nurlu Pencere</description>
	<lastBuildDate>Wed, 14 Sep 2022 06:31:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/cropped-nurluhizmet.com-logo-1-1-32x32.jpeg</url>
	<title>Haberler arşivleri - Nurlu Hizmet</title>
	<link>https://www.nurluhizmet.com/category/haberler/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmanlı Devleti&#8217;nin talimatıyla Mustafa Kemal Samsun&#8217;a çıkmıştır!</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/osmanli-devletinin-talimatiyla-mustafa-kemal-samsuna-cikmistir/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/osmanli-devletinin-talimatiyla-mustafa-kemal-samsuna-cikmistir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurluhizmet]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2022 06:29:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.nurluhizmet.com/?p=21132</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer’in Osmanlı’ya hakareti sonrası, Tarihçi Murat Bardakçı&#8217;nın sözlerini yeniden gündemde. Tarihçi Murat Bardakçı katıldığı bir canlı yayın programında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bardakçı, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının talimatını Sultanı Vahdettin&#8217;in verdiğini açıkladı. Sultan Vahdettin&#8217;in imzaladığı kararname ile Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Samsun&#8217;a [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/osmanli-devletinin-talimatiyla-mustafa-kemal-samsuna-cikmistir/">Osmanlı Devleti&#8217;nin talimatıyla Mustafa Kemal Samsun&#8217;a çıkmıştır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer’in Osmanlı’ya hakareti sonrası, Tarihçi Murat Bardakçı&#8217;nın sözlerini yeniden gündemde. Tarihçi Murat Bardakçı katıldığı bir canlı yayın programında Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bardakçı, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının talimatını Sultanı Vahdettin&#8217;in verdiğini açıkladı.</p>



<p>Sultan Vahdettin&#8217;in imzaladığı kararname ile Gazi Mustafa Kemal&#8217;in Samsun&#8217;a yolculuğun başladığını açıklayan Bardakçı bu operasyonunun günler öncesinden en ince ayrıntısına kadar Osmanlı Devleti tarafından&nbsp; hazırlandığını açıkladı.</p>



<p>Bardakçı canlı yayında yaptığı açıklamada, “Samsun yolculuğu devletin hazırladığı bir operasyon. Çok ciddi bir operasyondur. Bir kurmay operasyon. En ince ayrıntısına kadar günler öncesinden hazırlanmış ve bütün detaylar belirlenmiş ve adım adım uygulanmıştır. Bizde söylenen gizli olarak yola çıktığı şeklinde bir şey yok.&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>



<p>30 Nisan 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın 9. Ordu müfettiş tayini hakkında kararname çıkar. &nbsp;İmzalayanlar; Harbiye Nazırı Şakir Paşa, Sadrazam Damat Ferit Paşa ve Sultan Vahdettin.” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>



<p>Murata Bardakçı bugün kaleme aldığı köşe yazısında da &#8220;Samsun yolculuğu ile alâkalı hemen bütün önemli evrakı tek tek elden geçirmiş ve bunları şimdiye kadar ortaya çıkmamş bazı belgeler ile beraber yayınlamış bir kişi olarak söyleyeyim: Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gidişi sadece kendi iradesi yahut Sultan Vahideddin’in talimatı ile değil, devletin kararı iledir; ortada işgal altındaki bir memlekette en üst makamların müştereken giriştikleri bir çare bulma çabası mevcuttur, yani seyahat bir “devlet operasyonu”dur!&#8221; &#8221; dedi.</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Murat Bardakçı: Atatürk&#039;ün Samsun&#039;a çıkışı Osman Devleti&#039;nin operasyonudur" width="640" height="360" src="https://www.youtube.com/embed/cBbvNUYNW8A?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p></p>



<p>Haber 7</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/osmanli-devletinin-talimatiyla-mustafa-kemal-samsuna-cikmistir/">Osmanlı Devleti&#8217;nin talimatıyla Mustafa Kemal Samsun&#8217;a çıkmıştır!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/osmanli-devletinin-talimatiyla-mustafa-kemal-samsuna-cikmistir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Gecesi</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/kadir-gecesi/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/kadir-gecesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurluhizmet]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 May 2021 14:09:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kadir-gecesi</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecemiz mübarek olsun. Cenab-ı Allah, Ramazan-ı Şerif&#8217;ten günahlarımızın tövbesi kabul olmuş şekilde çıkmayı nasip etsin. Dünyanın çeşitli yerlerinde zulüm gören kardeşlerimize sabır ihsan eylesin ve bizi onlara yardım edecek güce sahip kılsın. Allah&#8217;ım sen hastalarımıza şifalar ihsan eyle, İslam beldelerini yeniden hür, aziz ve güçlü eyle, İslam&#8217;ı yaşamak ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/kadir-gecesi/">Kadir Gecesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/a0521-1aece1_0df9be4619f64725aa46691bb45ae573mv2.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecemiz mübarek olsun. Cenab-ı Allah, Ramazan-ı Şerif&#8217;ten günahlarımızın tövbesi kabul olmuş şekilde çıkmayı nasip etsin. Dünyanın çeşitli yerlerinde zulüm gören kardeşlerimize sabır ihsan eylesin ve bizi onlara yardım edecek güce sahip kılsın. Allah&#8217;ım sen hastalarımıza şifalar ihsan eyle, İslam beldelerini yeniden hür, aziz ve güçlü eyle, İslam&#8217;ı yaşamak ve yaşatmak için bize kolaylıklar ver. Amin.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b>Şüphesiz, biz onu (Kur&#8217;an&#8217;ı) Kadir gecesinde indirdik.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Kadir Suresi)</em></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:</p>
<p style="text-align: justify;"><b>Her kim inanarak ve karşılığını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ibadetle ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Buhari, Savm, 6)</em></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">Hz. Âişe (ra) şöyle rivayet ediyor:</p>
<p style="text-align: justify;"><b>“Ey Allah’ın Resûlü! Kadir gecesi olduğunu bilirsem hangi duâyı okumamı tavsiye edersin?” dedim, bana “Şöyle de!” buyurdu: “Allah’ım sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin beni de affet.”</b></p>
<p style="text-align: justify;"><em>(Tirmizi, Deavât, 84)</em></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/kadir-gecesi/">Kadir Gecesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/kadir-gecesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Said Nursi (r.a)&#8217;ın Son Talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Dâr-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâl etti.</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2021 21:06:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bediüzzaman-said-nursi-r-a-ın-son-talebesi-hüsnü-bayramoğlu-ağabey-dâr-ı-bekâ-ya-i-rtihâl-etti</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin son talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey 18.04.2021 saat 22.30 i&#8217;tibâriyle Hakk&#8217;ın rahmetine vâsıl olmuştur. (اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ ) Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin son on yılında hizmetinde bulunmuş, bütün seyehatlerinde refîki olmuştur. Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin kendi ifâdâtıyla ; Hem mutlak vekilim,hem manevî evlâdım,hem talebem, hem vârisim dediği [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti/">Bediüzzaman Said Nursi (r.a)&#8217;ın Son Talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Dâr-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâl etti.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/0d5bf-1aece1_a5baef7f2c7d4fdeb4b7f088bfaffadfmv2.jpg"> </p>
<blockquote style="text-align:justify;"><p> Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin  son talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey 18.04.2021 saat 22.30 i&#8217;tibâriyle Hakk&#8217;ın rahmetine vâsıl olmuştur.<b>  (<b>اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ )</b></b></p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><em>Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin son on yılında hizmetinde bulunmuş, bütün seyehatlerinde refîki olmuştur. Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin kendi ifâdâtıyla ; Hem mutlak vekilim,hem manevî evlâdım,hem talebem, hem vârisim dediği ve onunla görüşeni benimle görüşmüş gibi kabul ediyorum dediği son hizmetkârıydı.</em></p>
</p>
<p><b>Not : </b><em>Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyimizin Cenaze Programı: </em></p>
</p>
<p>20 Nisan Salı günü Öğle Namazını Müteakip Eyüp Sultan Camiinde cenaze namazı kılınacak ve Eyüp Sultan Kabristanında defnedilecektir.</p>
</p>
<p><em>( Aşağıdaki yazı Risale Ajans isimli siteden iktibâs edilmiştir.)</em></p>
</p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Hüsnü Bayramoğlu Ağabey&#8217;in Hayatı :</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">HÜSNÜ VE YILMAZ Bayram Ağabeyler, Safranbolu kahramanlarından Berber Hıfzı Bayram&#8217;ın oğullarıdır. Hüsnü Ağabey 1935 doğumlu. 1949&#8217;da, daha çocuk sayılabilecek yaşta, Üstad&#8217;ın hizmetine girmiştir. <b>Üstad&#8217;ımızın vasiyetlerinde vekil tayin ettiği en genç talebesidir.</b> Risalelerde bu ağabeylerin adları müteaddit yerlerde geçmektedir. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Safranbolu&#8217;daki halis kardeşlerimizden Hıfzı&#8217;nın küçük medrese-i Nuriyesi olan hanesindeki küçük ve çok çalışkan masumları 7 yaşında Yılmaz ve <b><b>13 yaşında Hüsnü</b></b>&#8216;nün ve onlar gibi Nur&#8217;a çalışan muhterem validelerinin mübarek kalemleriyle yazdıkları tebriklerini, umum Safranbolu ve Eflani medrese-i Nuriyesi namına bu Ramazan&#8217;ın bir Firdevsi teberrükü hesabına kabul ettik. Yılmaz&#8217;ın rüyası aynen çıkmış.&#8221; (Emirdağ Lahikası-I, 42)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Hüsnü Bayram Ağabeyin anlattığı hatıraları şöyle kaydettik:</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/41262-ec9484_25c87c4e061141fb8640282285dcd848mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>&#8220;Üstad&#8217;ı nasıl tanıdım?&#8221;</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;la hatıralarımız çok fazla. O zamanlar not tutmak gibi bir imkanımız olmadı, zaten hatıralardan ziyade Risale-i Nurlara önem verilmeli. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ehl-i imanın zaafa uğradığı ve çok az insanın imanı, İslam&#8217;ı yaşadığı dönemde Üstad&#8217;ımız, Kastamonu&#8217;ya nefiy olarak geliyor. Kastamonu ile Safranbolu irtibatlı; bizim peder de Safranbolu&#8217;da berber. Dindar bir berber olduğu için gelen giden çok oluyor, sohbet ediyorlar. Bir gün bir zat, &#8216;Kastamonu&#8217;ya velayet sahibi, çok büyük bir zat gelmiş&#8217; diye bahsediyor. Civar köylere kadar, halk arasında bu yayılıyor. Herkes sena ile Üstad&#8217;dan bahsediyor… Bizim Safranbolu da dindar bir memlekettir. Pederle beraber birkaç alim ve hoca Üstad&#8217;ı ziyaret edelim, diye karar veriyorlar&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ı evinde ziyaret ediyorlar. Mehmed Feyzi Efendi o zaman hizmetindeymiş. Üstad&#8217;ımız o vakit o alim ve hocalara diyor ki: &#8216;Kardeşim! Bu Risale-i Nurlar medresenin malıdır, sizin bunlara sahip çıkmanız lazım, bunları okuyun ve neşredin, sizin malınızdır bunlar&#8230;&#8217; </b>Çıkıyorlar dışarı&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bizim peder tarikat meraklısı, el almak için tekrar ziyaret ediyor Üstad Hazretlerini. Mehmed Feyzi Efendi diyor ki: &#8216;Sen bak Üstad&#8217;ın kapısına, açıksa gir, Üstad seni kabul eder.&#8217; Peder bakıyor, Üstad&#8217;ın kapısı kapalı; hürmetle kapıyı tıklatacak, fakat içeriden sesler geliyor, Üstad yüksek sesle konuşuyor, içeride bir cemaat var&#8230; Bekliyor içerdekiler çıksın diye&#8230; İki-üç dakika sonra Üstad kapıyı açıyor, &#8216;Gel bakalım, niye geldin tekrar, otur bakalım&#8217; diyor. Babam bakıyor içeride hiç kimse yok. &#8216;Hocam, ben tarikat dersi almaya geldim, bizim ecdadımız tarikatla meşguldü biraz, sana intisap etmek istiyorum&#8217; diyor. Üstad, &#8216;Bak kardeşim! Ben 12 tarikattan ders verebilirim, 12 tarikattan ders vermeye mezunum;<b> fakat zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır&#8217; </b>diyor.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Neyse Üstad soruyor, peder, &#8216;İki tane oğlum var&#8217; diyor. Üstad da, &#8216;Sana risale vereceğim, bunları yazacaksınız, okuyacaksınız, neşredeceksiniz; sizin hanenizi medrese-i Nuriye kabul ediyorum. Hem seni, hem aileni, hem de Hüsnü ve Yılmaz&#8217;ı talebeliğime kabul ediyorum&#8217; diyor. Sene 1942&#8230; Birkaç tane, o zaman forma forma risaleler, Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Üçüncü Söz gibi risaleler veriyor.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Babam geldi. Ben ilkokul birinci sınıftayım, okuldan yeni gelmiştim.</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Babam bize, &#8216;Ben böyle büyük bir zatı ziyaret ettim, size selamı var, size dua etti, sizi tanıyor&#8217; dedi. Bizim çocuk halimizle Üstad ruhumuza vicahen öyle yerleşti ki… Bir de oradan emir veriyor. Ben o zaman yedi yaşındayım. Yazmaya başladık, ama o zamanlar elektrik yok, yokluk içindeyiz. Kısa zamanda elif, be diye baka baka öğrendik harfleri&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Safranbolu&#8217;dan Denizli hapsine giden tek babamdı&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Sonra Denizli hadiseleri zuhur etti. O zaman Safranbolu&#8217;dan Denizli&#8217;ye giden tek, bizim peder vardı, başka yoktu. Jandarmalar dükkana geldiler, eve geldiler. Biz kitapları sakladık. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad hapisten sonra Emirdağ&#8217;a geçti. Biz Üstad&#8217;ın talimatıyla Asa-yı Musa, Zülfikar&#8230; yazıyoruz, sandık içinde Üstad&#8217;a gönderiyoruz. O zaman postahanede pederin bir ahbabı olduğu için &#8216;görülmüştür&#8217; yazdırıyor; yoksa yasak&#8230; Üstad&#8217;ın o lahikalardaki mektuplarında yazıyor ya &#8216;acemi mektupları&#8217; diye&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Afyon hapsine çocuk olduğumuzdan giremedik&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Böyle devam ederken Afyon hapsi ve tevkifleri başladı, bizim pederi tevkif ettiler. Sungur Ağabey de o zaman Nur talebesi. Biz Üstad&#8217;ımıza ve babamıza &#8216;Bizi idam dahi etseler yolumuzdan dönmeyeceğiz!&#8217; diye pervasız mektuplar yazıyoruz, bizi de tevkif etsinler, hapse atsınlar diye&#8230; Neticede bizi ifadeye çağırdılar, ama çocuk olduğumuzdan savcı tevkif etmedi… Biz kaldık dışarıda… Hatta &#8216;Tanrı uludur&#8217; diye ezan okunurken bahçeye çıkıp &#8216;Allahü ekber&#8217; diye bağırıyoruz, bizi birkaç kere daha ifadeye çağırdılar, ama netice olarak hapse yine giremedik. Neticede babamlar Afyon hapsinden tahliye olup geldiler.</p>
<p>Babam &#8216;Sizi Üstad&#8217;a ziyarete göndereceğim&#8217; dedi. O zaman Afyon&#8217;a gidiş geliş 15-20 lira para. Afyon&#8217;da bir adres verdiler. &#8216;Afyon&#8217;da Pastacı Sabri var, o sizi Üstad&#8217;a götürür&#8217; dediler. Trenle geldik Afyon&#8217;a Sabri Ağabeye, &#8216;Biz Üstad&#8217;ı ziyarete geldik&#8217; dedik. Dedi: &#8216;Oğlum! Üstad&#8217;ı ziyaret etmek çok zor, polis var.&#8217; O zaman yıkıldık, zaten zor para bulduk Üstad&#8217;ı görmek aşkıyla. Üstad&#8217;ı tanıyoruz, ama daha görmemiştik. &#8216;Amca be, sen bize Üstad&#8217;ın evini göster, polis bizi çevirirse oradan dönelim, ama buradan dönmek olmaz&#8217; dedim.</p>
<p>Sabri amca &#8216;Ha bu olur&#8217; dedi. Baktık hakikaten polis var. Elimizde bir sepet var, baktık polis biz küçük diye aldırmıyor. Kapıya vardık, kapıyı çaldık; fakat kapı açılmıyor! Polis tam yanımıza geldi, o anda Zübeyir Ağabey bizi içeri aldı. Polis belki imanlı adamdı, istese bizi geri çevirebilirdi. Bu hadise Üstad&#8217;ın Afyon hapsinden bir-iki ay sonra oluyor, Üstad henüz Emirdağ&#8217;a gitmeden&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad bizim alnımızdan öptü, &#8216;Ben size Kastamonu&#8217;dan beri dua ediyorum, evinizi medrese olarak kabul ettim. Yazdığınız risaleleri tashih ettim, çok hizmet etti!&#8217; diye bize teşvik için iltifat etti. Üstad&#8217;a pederin, validenin, Safranbolu Nur cemaatinin selamlarını söyledik, ellerini öptük. Bir saatten fazla kaldık yanında, &#8216;Ben hediye almıyorum, ama sizin hediyenizi kabul edeceğim&#8217; dedi.</b></p>
<p><b>Halbuki Üstad 10 liralık şeye 20 liralık karşılık verdi. &#8216;Bak, bu tesbihi Afyon hapsinde çok çektim ben&#8217; dedi. Tesbihin her bir tanesi gümüş işlemeliydi. Bize &#8216;Ceylan daha hapiste, onu da ziyaret edin&#8217; dedi. Ceylan Ağabey daha o zaman hapisten çıkmamıştı. &#8216;Peki Üstad&#8217;ım&#8217; dedik, elini öptük çıktık. Polis yine önümüze çıktı. &#8216;Gelin buraya, siz nereden geliyorsunuz!&#8217; dedi. &#8216;Safranbolu&#8217;dan&#8217; dedik. &#8216;Şimdi sizi karakola götüreceğim&#8217; dedi. &#8216;Biz zaten hapse girmek istiyoruz!&#8217; deyince, &#8216;Gidin hadi, başıma bela olmayın!&#8217; diye bizi salıverdi. Hapishaneyi ziyaret ettik. </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ertesi gün biz tekrar Üstad&#8217;ın ziyaretine geldik. Baktık bu sefer başka polis var&#8230; Biz kapıyı çaldık, kapı geç açıldı. On iki basamak merdiven vardı. Zübeyir Ağabey yokmuş, Üstad kendisi açtı. Bize Nurları yazmayı, okumaya devam etmemizi, oradaki talebelerine selam söylememizi, dua etmemizi söyledi.</p>
<p>Sonra Mevlana Halid&#8217;den intikal eden cübbesi vardı sırtında. &#8216;Bunu size giydirecektim, fakat boyunuz kısa olduğundan yere temas eder, Şafii olduğumdan yıkamam lazım gelir&#8217; dedi. Kollarını açtı, bizi koltuklarının altına aldı; boyu da tam gelmişti. &#8216;Giymiş gibi oldunuz&#8217; dedi. Biz ne olduğunu bilmesek de çocuk olduğumuzdan çok sevinmiştik&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Ben hizmetinizde kalmak istiyorum&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ondan sonraki ziyaretimizde Emirdağ&#8217;a gittik. Validem de vardı, Üstad hanımları almıyordu, ama Üstad uzaktan konuştu onunla. 1949-50 senesinde ben ortaokulu bitirmiştim. Babam bana dedi ki, &#8216;Üstad&#8217;ın, hizmetine ihtiyaç varmış, bak mektup var, gider misin?&#8217; &#8216;Gönderirsen giderim&#8217; dedim, O zaman beni sağlık okulunda okutmak istiyorlardı. Neyse ben Üstad&#8217;a gittim, dedim: &#8216;Beni size babam gönderdi, hizmetinizde kalmak istiyorum.&#8217; &#8216;Ben herkesi hizmetime almıyorum, ama seni alacağım&#8217; dedi. Daha o zaman Zübeyir Ağabey de gitmemiş hizmetine. İşte böylece 1949-50&#8217;de Üstad&#8217;ın hizmetine girmiş olduk&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ımız ahlak ve edep timsalidir&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız günde iki defa yemek yer, gayet az uyur, vaktini hiç boş geçirmezdi. Latifesi bile derstir, çok şefkatlidir, incitmeden edebe riayet eder. Sünnete tam uyar, çok ibadet eder, Risale-i Nurları devamlı okur, tashih eder. Ziyaretçiler hizmetle alakalı ise kabul eder. Ezan okundu mu hemen namazını kılar. Her gün kırlara gider, bize &#8216;Keyif için değil, temaşa için&#8217; derdi. Kendi eseri için bazen &#8216;100 kere,&#8217; bazen &#8216;500 kere okuyorum&#8217; derdi bize.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/54a0d-ec9484_cb94e89f004d4d2694d3024c8cb4a7c5mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad çok şefkatli idi. Isparta&#8217;da şimdi müze olan evde kalıyoruz&#8230;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Üstad&#8217;ın odası ayrı, bizim odamız ayrı&#8230; Günde beş saat uyuyabiliyoruz. Bir gün Üstad rahatsızlanmış, iki saat önce kalkmış; ben de o anda uyanmıştım. Gördüm ki, Üstad&#8217;ımız bizi uyandırıp rahatsız etmeyeyim, diye ayaklarının ucuna basarak sessizce geziyor! Çok şefkatli idi&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ımızın Emirdağ&#8217;da zehirlenmesi&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bir gün içimizde büyük bir sıkıntı var… Hiç böyle olmazdı. Sıkıntıdan sabaha kadar uyuyamadık, &#8216;Üstad&#8217;a gidelim&#8217; dedik, fakat Üstad o saatte yanına kimseyi almazdı. Sonra girdik, bir baktık ki, Üstad boylu boyunca yerde yatıyor, hırıltılar çıkarıyor! Yanındaki testi kırılmış&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad bize, &#8216;Beni zehirlediler! Gece bekçiye verdikleri zehiri yemeğime attırmışlar. Su içince yere yıkıldım&#8217; dedi. Baktık, Üstad Hazretleri yeşil zehiri çıkartmış. Hemen yatağı değiştirdik. Sonra, &#8216;Kalbime ihtar edildi, bekçiye zehir attırdılar&#8217; dedi. Üstad 15 gün kadar zehirin tesiriyle çok sıkıntı çekti. Çok az miktarda çorba içebildi, 20-25 gün kadar sonra eski haline gelebildi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b> &#8220;Berberoğlu, beni sen tıraş edeceksin!&#8221; </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad bir gün bana, &#8216;Berberoğlu, beni sen tıraş edeceksin!&#8217; dedi. Babam berberdi, fakat ben hiç tıraş yapmamıştım. Üstad soğuk suyla kendisi yüzünü ovuyor ve hemen tıraşını oluveriyordu. Sonra Üstad neden bana &#8216;Berberoğlu&#8217; diye hitap etti diye endişeye başlamıştım.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ın yüzünü ovdum, fakat Üstad başını kaldırmıyordu, önüne doğru eğmişti başını, ben de yapamıyordum. Titremeye başladım. Sonra Üstad, &#8216;Keçeli, sen yapamıyorsun!&#8217; diyerek usturayı aldı ve kendisi tıraşını oldu. Bana da, &#8216;Bak, sana bunun için Berberoğlu dedim&#8217; diyerek içimdeki duyguyu attı. Bana kendisi tıraş olarak berber gibi görünüp, &#8216;Berberoğlu&#8217; diyerek &#8216;Sen benim oğlumsun&#8217; demek istemişti&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Risale-i Nur&#8217;un mana alemindeki tesiri&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bir gün Elazığ&#8217;a Hulusi Ağabeyi ziyarete gittim. O zaman Elazığ&#8217;da dershane yok. Zaten o sıralarda yalnız Urfa&#8217;da, Diyarbakır&#8217;da dershane vardı. Hulusi Ağabey üç sayfa risale okudu ve &#8216;Fatiha!&#8217; dedi. Üstad,</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8216;Hulusi, Risale-i Nurları oralarda okumakla komünist kuvvetini durdurdu&#8217; derdi. Demek bu, mana aleminde oluyordu. Mana aleminde atom bombası gibi tesir etmişti ki komünistliği durdurmuş&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nur okumak ibadettir. &#8216;Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadete mukabil gelir&#8217; hadis-i şerifinde belirtildiği gibi, Risale-i Nurlar en büyük, en hakikatli tefekkürü sağladığından okunması ibadettir. Mübarek gecelerde Kur&#8217;an okumasını bilmeyenler Risale-i Nurları okusunlar&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nurları okuyanlar imanla kabre gireceklerdir. Neden? Çünkü Risale-i Nur talebelerine       şübehat orduları hücum etse sarsamaz, imanını selbedemezler. Üstad&#8217;ımız bunu Birinci Şua&#8217;da bahsettiği ayetten çıkarmıştır: &#8216;Risale-i Nur okunan bir yerde biz beraberiz. Üç kişi bile olsa biz cemaatleyiz&#8230;&#8217;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nurlardaki temsiller hakikate en yakın misallerdir. Aynı hakikat olmayıp hakikate en yakın misallerdir.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/f6071-ec9484_d6bf88c0f8f141ee827b3767a504e687mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Bu millet Risale-i Nur okuyarak kurtulacak?&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bazen bana soruyorlar: &#8216;Bu millet böyle evlerde kitap okuyarak mı kurtulacak?&#8217; Ben de diyorum: &#8216;Evet! Öyle kurtulacak. Şimdiye kadar ne kadar cereyanlar çıktı, biliyorsunuz, bakın hepsi bitti gitti, ama Risale-i Nur hizmeti katlanarak devam ediyor…&#8217;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız derdi ki:</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;&#8216;Ben talebelerimi alem-i ervahta seçmişim.&#8217; &#8216;Kardeşim! Senin bir beldede bulunman, orada Risale-i Nurları okuman, göstermen, o beldeye bedeldir.&#8217;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nurları devamlı okumak, derslere daimi katılmak, tesanüdü muhafaza etmek, en mühim esastır.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Emniyete &#8220;Bismihi subhanehu&#8221; ile başlayan dilekçe</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Urfa&#8217;da Emniyet&#8217;e yazdığımız &#8216;Bismihi Subhanehu&#8217; ile başlayan dilekçenin hikayesi şöyleydi: Dilekçeyi en yaşlımız Zübeyir Ağabey takdim etti. Savcı mektubun başındaki &#8216;Bismihi Subhanehu&#8217;yu görünce hayretle baktı ve &#8216;Bu ne!&#8217; diye sordu. Sonra: &#8216;Bunları Elazığ&#8217;a gönderelim&#8217; dedi. Meğer Elazığ dediği şey akıl hastahanesiymiş&#8230; Doktor iyi bir adammış da mani oldu. Bizi üç metre genişliğinde, iki metre eninde, içinden lağım akan bir odaya koydular. Kokudan ölüp gitsinler diye&#8230; Yorganın içinden başımızı çıkaramıyorduk. Sonra yanımıza suçlu bir yüzbaşı koydular, adam solcu imiş. Meğer ona &#8216;Nurcular orada seni keserler!&#8217; demişler. Baktık adam bizimle hiç konuşmuyor, korkuyordu. Biz iman Kur&#8217;an&#8217;dan bahsettik, iki gün sonra konuşmaya başladı. Adam rahatlamıştı. Daha sonra oranın daha büyük amiri geldi de bizim halimizi görünce, &#8216;Bu ne hal! Burada insan yaşar mı?&#8230;&#8217; diye komiseri azarladı ve bizi başka yere aldırttı.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ın günlük hayatı&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad, geceleri ibadet ve evrad u ezkarla meşgul olurdu. Her gece mutlaka teheccüde kalkar, yazın geceler çok kısa olsa bile saat birde-ikide mutlaka kalkardı. Zaten günde bir-iki saat istirahat ederdi. Teheccüde bizi zorla kaldırmaz, &#8216;kalk&#8217; demezdi; ama hizmetine baktığımızdan sobayı yakacağız, çay yapacağımızdan mecbur kalkardık. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ın iki dersi vardı: Biri sabah, diğeri ikindi namazından sonra&#8230; Ders dediğim, birkaç sayfa risale okuyorduk. Üstad devamlı Risale-i Nur okur veya tashih ederdi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Bazen &#8216;Ben bu risaleyi 100 defa okumuşum, fakat şimdi yeni okumuşum gibi istifade ettim. Çünkü imanın terakkiyatında bir hudut olmadığı için, her seferinde ayrı bir iman hali zuhur ediyor&#8217; derdi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Günlük hayat olarak hizmet-i imaniye cihetiyle gelen ziyaretçileri bazen yanına alıyor, bazen de &#8216;Bugün hastayım, dışarı çıkmayacağım, hizmetle alakalı bile olsa kimseyi almayın&#8217; diyordu. Diyelim bir saat sonra birisi geliyor, illa ısrar ediyor Üstad&#8217;ı göreceğim diye. İfadesini alıyoruz. Anlıyoruz ki bu zat çok uzaktan gelmiş; bir maksat için, Üstad&#8217;dan bir yardım, bir dua için gelmiş, maddi manevi ihtiyacı karşılığında gelmiş. Üstad hissediyor, &#8216;Ben dünyaya cevap veremediğimden ancak Allah için, hizmet için gelenleri kabul ediyorum; bunları gelenlere anlatın&#8217; diyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/faec8-ec9484_ac587ad44f2b4f9c9434c601ede82d90mv2-1.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Hastalıkları alem-i İslam&#8217;la alakalıdır&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız günlük hayatında bazen hasta olurdu. Normal hasta bile olsa bazen ruhu daralır, çok daha fazla hasta olurdu; ıstırap, acı çekerdi. Mesela bir gün çok hasta oldu, &#8216;Mutlaka çok mühim bir mesele var, araştırın bakalım ne var, ne havadisler var…&#8217; dedi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Biz gittik, haberleri öğrendik, bir şey yok. Emirdağ&#8217;dayız. Ertesi gün Çalışkan Ağabeyin dükkanına vardık ki, &#8216;Bir haber var&#8217; dedi. &#8216;Mısır&#8217;da Abdünnasır ihtilal yapmış, İhvan-ı Müslimin&#8217;den çok kimseleri öldürtmüş.&#8217; Bakın Üstad bunun ıstırabını hissediyor ve çekiyordu. İslam alemiyle alakadardı. Anadolu&#8217;da bir Nur talebesine hücum oldu mu Üstad hissederdi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Parası verilmeyen ilacı yutamadı&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız Emirdağ&#8217;da iken bir gün beni yoğurt almaya, Zübeyir Ağabeyi de başka şeyler almaya gönderdi. Zübeyir Ağabeyle beraber çıktık. Ben yoğurdu aldım, dönüşte Mehmet Çalışkan Ağabeyin dükkanına uğradım. Çalışkan Ağabey, &#8216;Zübeyir Ağabey getirdi, bu ilaç Üstad&#8217;a gidecek, götürüver&#8217; dedi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Üstad ilaç kutusunun içindeki tarifeyi okutturdu, &#8216;Bir tane içeyim&#8217; dedi. Bir tane hap aldı, diline koydu; fakat su gidiyor, ilaç gitmiyor…</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Ne kadar su içtiyse ilaç bir türlü aşağı inmedi&#8230; Ben şaşırdım tabii. Üstad hapı çıkardı, &#8216;Bunda bir iş var! Nereden alınmış bu? Çabuk araştırın!&#8217; dedi. Baktım Zübeyir Ağabey yeni girdi, daha ilacın parasını vermemiş. Çalışkan Ağabeye &#8216;Bunun parası verildi mi?&#8217; Geri döndüm, Üstad &#8216;Demek ki bu yüzden içememişim!&#8217; dedi. Üstad Hazretleri çok hassas ve mükemmel bir insan olduğundan yazdığı şeyleri yaşıyordu&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ın yanında 15 dakikada adam nasıl değişti?&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bir gün de Isparta&#8217;dayız, kerli ferli bir adam geldi, kapıda bekliyor&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Büyük bir şapkası var&#8230; Biz bundan şüphelendik, ama adamı bir türlü geri çeviremedik. İlla, &#8216;Ben gireceğim. Üstad&#8217;a söylemiyorsunuz; söyleyin, beni alır&#8217; diyor, bir türlü gitmek istemiyordu. Neyse Üstad, &#8216;Gelsin&#8217; dedi. Biz de hayret ettik. Biz adamın şeklinden şüphelenmiştik, Üstad&#8217;ın yanına sokmak istemiyorduk. Artık çantasını aldık. Şapkasını ayakkabılarının üzerine koydu, girdi Üstad&#8217;ın yanına. Üstad&#8217;ımız herkese olduğu gibi adını, memleketini sordu. &#8216;Çoluk çocuğun var mı?&#8217; diye aile hayatını sorduktan sonra, &#8216;Namaz kılıyor musun?&#8217; dedi. Adam &#8216;İşte hocam&#8230; Filan&#8230;&#8217; Adamın namaz kılmadığı anlaşıldı. &#8216;Sen farz namazını kıl, namazını kılarsan çalışmaların da ibadet olur&#8217; dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Hem Üstad&#8217;ımız, &#8216;Benim Risale-i Nur diye eserlerim var, sen bu eserleri okursan talebem olursun, talebem olunca da benim ve bütün talebelerimin dualarına hissedar olursun. Ailenle de hanende okusan, bu eserlerin neşrine çalışsan sana dua edeceğim&#8217; dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Baktık adamın içine bir ateş düştü. &#8216;Hocam bana bir tane kitap ver&#8217; dedi. Üstad&#8217;ın yanında kitap var, ama vermiyor. &#8216;Bunlara söyle, adres verirsin, sana verirler&#8217; dedi. O sıralarda da yeni harflerle neşriyat başlamıştı. Neyse bu zata, &#8216;Risale-i Nurların ehemmiyetinden, insanın bu dünyaya gelişinin gayesinden, iman ve ibadetle mücehhez olan bir insanın dünya ve ahiret saadetine nail olacağından&#8230;&#8217; bahsetti. Sonra dışarı çıktık. Adamcağız pır dönüyor, &#8216;Bana bir kitap verin&#8217; diye yalvarıyordu. Ama biz kitap vermedik. &#8216;Anladım ben, bu şapkayı giymek zararlı, ben bunu atıyorum şimdi&#8217; dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bu adam 15 dakikada Üstad&#8217;ın yanında nasıl değişmişti&#8230; Üstad bize diyordu ki: &#8216;Benden keramet istemeyin, en büyük kerametimiz Risale-i Nur&#8217;dur. Risale-i Nur&#8217;u okuyan veya dinleyen en muannit dinsiz feylesof bile olsa, dünyaca en yüksek bir alim de olsa ya kabul edecek veya sükut edecek; çünkü Risale-i Nur&#8217;a itiraz mümkün değil. Onun için en büyük kerametimiz Risale-i Nur&#8217;dur.'&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Vasiyetler</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Hüsnü Bayram Ağabeyin adı, Emirdağ Lahikası&#8217;ndaki Üstad&#8217;ımızın vasiyetlerinin hepsinde zikredilmektedir. Emirdağ Lahikası&#8217;ndaki birçok mektupta da adının geçmekte olduğunu görüyoruz:</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><b>&#8220;Vasiyetnamemdir</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Aziz, sıddık kardeşlerim ve varislerim! Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukatım ve Risale-i Nur&#8217;dan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahiri olarak o heyetten 12* kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki, emr-i hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin&#8230; Kardeşiniz Said Nursi&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">* &#8220;Kardeşim Abdülmecit, Zübeyir, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmet Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmet Aytimur, Atıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih&#8230;&#8221; (Emirdağ Lahikası-I, 136)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Şimdi manevi evlatlarım, fedakar hizmetkarlarım olan Zübeyir, Ceylan, Sungur, Bayram, Hüsnü, Abdullah, Mustafa gibi ve has ve halis Nur&#8217;un kahramanları olan Hüsrev ve Nazif, Tahiri, Mustafa Gül gibi zatların nezaretinde o düsturumun muhafaza edilmesini vasiyet ediyorum. Said Nursi&#8221; (Emirdağ Lahikası-II, 217)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/40a4d-ec9484_489b1c59f24b4b07882a5ba406ce90c8mv2-1.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört-beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler&#8230; Şimdilik Tahiri, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum. Said Nursi&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">(Emirdağ Lahikası-II, 233)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p><b>Kaynak :  </b><em><b>Hüsnü Bayramoğlu Ağabey&#8217;in Hayatı I Risale Ajans</b></em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti/">Bediüzzaman Said Nursi (r.a)&#8217;ın Son Talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Dâr-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâl etti.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Said Nursi (r.a)&#8217;ın Son Talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Dâr-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâl etti.</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti-2/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurluhizmet]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Apr 2021 21:06:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bediüzzaman-said-nursi-r-a-ın-son-talebesi-hüsnü-bayramoğlu-ağabey-dâr-ı-bekâ-ya-i-rtihâl-etti</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin son talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey 18.04.2021 saat 22.30 i&#8217;tibâriyle Hakk&#8217;ın rahmetine vâsıl olmuştur. (اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ ) Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin son on yılında hizmetinde bulunmuş, bütün seyehatlerinde refîki olmuştur. Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin kendi ifâdâtıyla ; Hem mutlak vekilim,hem manevî evlâdım,hem talebem, hem vârisim dediği [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti-2/">Bediüzzaman Said Nursi (r.a)&#8217;ın Son Talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Dâr-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâl etti.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/0d5bf-1aece1_a5baef7f2c7d4fdeb4b7f088bfaffadfmv2.jpg"> </p>
<blockquote style="text-align:justify;"><p> Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin  son talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey 18.04.2021 saat 22.30 i&#8217;tibâriyle Hakk&#8217;ın rahmetine vâsıl olmuştur.<b>  (<b>اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّٓا اِلَيْهِ رَاجِعُونَۜ )</b></b></p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><em>Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin son on yılında hizmetinde bulunmuş, bütün seyehatlerinde refîki olmuştur. Bediüzzaman Said Nursi (r.a) Hazretlerinin kendi ifâdâtıyla ; Hem mutlak vekilim,hem manevî evlâdım,hem talebem, hem vârisim dediği ve onunla görüşeni benimle görüşmüş gibi kabul ediyorum dediği son hizmetkârıydı.</em></p>
</p>
<p><b>Not : </b><em>Hüsnü Bayramoğlu Ağabeyimizin Cenaze Programı: </em></p>
</p>
<p>20 Nisan Salı günü Öğle Namazını Müteakip Eyüp Sultan Camiinde cenaze namazı kılınacak ve Eyüp Sultan Kabristanında defnedilecektir.</p>
</p>
<p><em>( Aşağıdaki yazı Risale Ajans isimli siteden iktibâs edilmiştir.)</em></p>
</p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Hüsnü Bayramoğlu Ağabey&#8217;in Hayatı :</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">HÜSNÜ VE YILMAZ Bayram Ağabeyler, Safranbolu kahramanlarından Berber Hıfzı Bayram&#8217;ın oğullarıdır. Hüsnü Ağabey 1935 doğumlu. 1949&#8217;da, daha çocuk sayılabilecek yaşta, Üstad&#8217;ın hizmetine girmiştir. <b>Üstad&#8217;ımızın vasiyetlerinde vekil tayin ettiği en genç talebesidir.</b> Risalelerde bu ağabeylerin adları müteaddit yerlerde geçmektedir. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Safranbolu&#8217;daki halis kardeşlerimizden Hıfzı&#8217;nın küçük medrese-i Nuriyesi olan hanesindeki küçük ve çok çalışkan masumları 7 yaşında Yılmaz ve <b><b>13 yaşında Hüsnü</b></b>&#8216;nün ve onlar gibi Nur&#8217;a çalışan muhterem validelerinin mübarek kalemleriyle yazdıkları tebriklerini, umum Safranbolu ve Eflani medrese-i Nuriyesi namına bu Ramazan&#8217;ın bir Firdevsi teberrükü hesabına kabul ettik. Yılmaz&#8217;ın rüyası aynen çıkmış.&#8221; (Emirdağ Lahikası-I, 42)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Hüsnü Bayram Ağabeyin anlattığı hatıraları şöyle kaydettik:</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/41262-ec9484_25c87c4e061141fb8640282285dcd848mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>&#8220;Üstad&#8217;ı nasıl tanıdım?&#8221;</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;la hatıralarımız çok fazla. O zamanlar not tutmak gibi bir imkanımız olmadı, zaten hatıralardan ziyade Risale-i Nurlara önem verilmeli. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ehl-i imanın zaafa uğradığı ve çok az insanın imanı, İslam&#8217;ı yaşadığı dönemde Üstad&#8217;ımız, Kastamonu&#8217;ya nefiy olarak geliyor. Kastamonu ile Safranbolu irtibatlı; bizim peder de Safranbolu&#8217;da berber. Dindar bir berber olduğu için gelen giden çok oluyor, sohbet ediyorlar. Bir gün bir zat, &#8216;Kastamonu&#8217;ya velayet sahibi, çok büyük bir zat gelmiş&#8217; diye bahsediyor. Civar köylere kadar, halk arasında bu yayılıyor. Herkes sena ile Üstad&#8217;dan bahsediyor… Bizim Safranbolu da dindar bir memlekettir. Pederle beraber birkaç alim ve hoca Üstad&#8217;ı ziyaret edelim, diye karar veriyorlar&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ı evinde ziyaret ediyorlar. Mehmed Feyzi Efendi o zaman hizmetindeymiş. Üstad&#8217;ımız o vakit o alim ve hocalara diyor ki: &#8216;Kardeşim! Bu Risale-i Nurlar medresenin malıdır, sizin bunlara sahip çıkmanız lazım, bunları okuyun ve neşredin, sizin malınızdır bunlar&#8230;&#8217; </b>Çıkıyorlar dışarı&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bizim peder tarikat meraklısı, el almak için tekrar ziyaret ediyor Üstad Hazretlerini. Mehmed Feyzi Efendi diyor ki: &#8216;Sen bak Üstad&#8217;ın kapısına, açıksa gir, Üstad seni kabul eder.&#8217; Peder bakıyor, Üstad&#8217;ın kapısı kapalı; hürmetle kapıyı tıklatacak, fakat içeriden sesler geliyor, Üstad yüksek sesle konuşuyor, içeride bir cemaat var&#8230; Bekliyor içerdekiler çıksın diye&#8230; İki-üç dakika sonra Üstad kapıyı açıyor, &#8216;Gel bakalım, niye geldin tekrar, otur bakalım&#8217; diyor. Babam bakıyor içeride hiç kimse yok. &#8216;Hocam, ben tarikat dersi almaya geldim, bizim ecdadımız tarikatla meşguldü biraz, sana intisap etmek istiyorum&#8217; diyor. Üstad, &#8216;Bak kardeşim! Ben 12 tarikattan ders verebilirim, 12 tarikattan ders vermeye mezunum;<b> fakat zaman tarikat zamanı değil, imanı kurtarmak zamanıdır&#8217; </b>diyor.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Neyse Üstad soruyor, peder, &#8216;İki tane oğlum var&#8217; diyor. Üstad da, &#8216;Sana risale vereceğim, bunları yazacaksınız, okuyacaksınız, neşredeceksiniz; sizin hanenizi medrese-i Nuriye kabul ediyorum. Hem seni, hem aileni, hem de Hüsnü ve Yılmaz&#8217;ı talebeliğime kabul ediyorum&#8217; diyor. Sene 1942&#8230; Birkaç tane, o zaman forma forma risaleler, Otuz Üçüncü Söz, Yirmi Üçüncü Söz gibi risaleler veriyor.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Babam geldi. Ben ilkokul birinci sınıftayım, okuldan yeni gelmiştim.</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Babam bize, &#8216;Ben böyle büyük bir zatı ziyaret ettim, size selamı var, size dua etti, sizi tanıyor&#8217; dedi. Bizim çocuk halimizle Üstad ruhumuza vicahen öyle yerleşti ki… Bir de oradan emir veriyor. Ben o zaman yedi yaşındayım. Yazmaya başladık, ama o zamanlar elektrik yok, yokluk içindeyiz. Kısa zamanda elif, be diye baka baka öğrendik harfleri&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Safranbolu&#8217;dan Denizli hapsine giden tek babamdı&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Sonra Denizli hadiseleri zuhur etti. O zaman Safranbolu&#8217;dan Denizli&#8217;ye giden tek, bizim peder vardı, başka yoktu. Jandarmalar dükkana geldiler, eve geldiler. Biz kitapları sakladık. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad hapisten sonra Emirdağ&#8217;a geçti. Biz Üstad&#8217;ın talimatıyla Asa-yı Musa, Zülfikar&#8230; yazıyoruz, sandık içinde Üstad&#8217;a gönderiyoruz. O zaman postahanede pederin bir ahbabı olduğu için &#8216;görülmüştür&#8217; yazdırıyor; yoksa yasak&#8230; Üstad&#8217;ın o lahikalardaki mektuplarında yazıyor ya &#8216;acemi mektupları&#8217; diye&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Afyon hapsine çocuk olduğumuzdan giremedik&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Böyle devam ederken Afyon hapsi ve tevkifleri başladı, bizim pederi tevkif ettiler. Sungur Ağabey de o zaman Nur talebesi. Biz Üstad&#8217;ımıza ve babamıza &#8216;Bizi idam dahi etseler yolumuzdan dönmeyeceğiz!&#8217; diye pervasız mektuplar yazıyoruz, bizi de tevkif etsinler, hapse atsınlar diye&#8230; Neticede bizi ifadeye çağırdılar, ama çocuk olduğumuzdan savcı tevkif etmedi… Biz kaldık dışarıda… Hatta &#8216;Tanrı uludur&#8217; diye ezan okunurken bahçeye çıkıp &#8216;Allahü ekber&#8217; diye bağırıyoruz, bizi birkaç kere daha ifadeye çağırdılar, ama netice olarak hapse yine giremedik. Neticede babamlar Afyon hapsinden tahliye olup geldiler.</p>
<p>Babam &#8216;Sizi Üstad&#8217;a ziyarete göndereceğim&#8217; dedi. O zaman Afyon&#8217;a gidiş geliş 15-20 lira para. Afyon&#8217;da bir adres verdiler. &#8216;Afyon&#8217;da Pastacı Sabri var, o sizi Üstad&#8217;a götürür&#8217; dediler. Trenle geldik Afyon&#8217;a Sabri Ağabeye, &#8216;Biz Üstad&#8217;ı ziyarete geldik&#8217; dedik. Dedi: &#8216;Oğlum! Üstad&#8217;ı ziyaret etmek çok zor, polis var.&#8217; O zaman yıkıldık, zaten zor para bulduk Üstad&#8217;ı görmek aşkıyla. Üstad&#8217;ı tanıyoruz, ama daha görmemiştik. &#8216;Amca be, sen bize Üstad&#8217;ın evini göster, polis bizi çevirirse oradan dönelim, ama buradan dönmek olmaz&#8217; dedim.</p>
<p>Sabri amca &#8216;Ha bu olur&#8217; dedi. Baktık hakikaten polis var. Elimizde bir sepet var, baktık polis biz küçük diye aldırmıyor. Kapıya vardık, kapıyı çaldık; fakat kapı açılmıyor! Polis tam yanımıza geldi, o anda Zübeyir Ağabey bizi içeri aldı. Polis belki imanlı adamdı, istese bizi geri çevirebilirdi. Bu hadise Üstad&#8217;ın Afyon hapsinden bir-iki ay sonra oluyor, Üstad henüz Emirdağ&#8217;a gitmeden&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad bizim alnımızdan öptü, &#8216;Ben size Kastamonu&#8217;dan beri dua ediyorum, evinizi medrese olarak kabul ettim. Yazdığınız risaleleri tashih ettim, çok hizmet etti!&#8217; diye bize teşvik için iltifat etti. Üstad&#8217;a pederin, validenin, Safranbolu Nur cemaatinin selamlarını söyledik, ellerini öptük. Bir saatten fazla kaldık yanında, &#8216;Ben hediye almıyorum, ama sizin hediyenizi kabul edeceğim&#8217; dedi.</b></p>
<p><b>Halbuki Üstad 10 liralık şeye 20 liralık karşılık verdi. &#8216;Bak, bu tesbihi Afyon hapsinde çok çektim ben&#8217; dedi. Tesbihin her bir tanesi gümüş işlemeliydi. Bize &#8216;Ceylan daha hapiste, onu da ziyaret edin&#8217; dedi. Ceylan Ağabey daha o zaman hapisten çıkmamıştı. &#8216;Peki Üstad&#8217;ım&#8217; dedik, elini öptük çıktık. Polis yine önümüze çıktı. &#8216;Gelin buraya, siz nereden geliyorsunuz!&#8217; dedi. &#8216;Safranbolu&#8217;dan&#8217; dedik. &#8216;Şimdi sizi karakola götüreceğim&#8217; dedi. &#8216;Biz zaten hapse girmek istiyoruz!&#8217; deyince, &#8216;Gidin hadi, başıma bela olmayın!&#8217; diye bizi salıverdi. Hapishaneyi ziyaret ettik. </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ertesi gün biz tekrar Üstad&#8217;ın ziyaretine geldik. Baktık bu sefer başka polis var&#8230; Biz kapıyı çaldık, kapı geç açıldı. On iki basamak merdiven vardı. Zübeyir Ağabey yokmuş, Üstad kendisi açtı. Bize Nurları yazmayı, okumaya devam etmemizi, oradaki talebelerine selam söylememizi, dua etmemizi söyledi.</p>
<p>Sonra Mevlana Halid&#8217;den intikal eden cübbesi vardı sırtında. &#8216;Bunu size giydirecektim, fakat boyunuz kısa olduğundan yere temas eder, Şafii olduğumdan yıkamam lazım gelir&#8217; dedi. Kollarını açtı, bizi koltuklarının altına aldı; boyu da tam gelmişti. &#8216;Giymiş gibi oldunuz&#8217; dedi. Biz ne olduğunu bilmesek de çocuk olduğumuzdan çok sevinmiştik&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Ben hizmetinizde kalmak istiyorum&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ondan sonraki ziyaretimizde Emirdağ&#8217;a gittik. Validem de vardı, Üstad hanımları almıyordu, ama Üstad uzaktan konuştu onunla. 1949-50 senesinde ben ortaokulu bitirmiştim. Babam bana dedi ki, &#8216;Üstad&#8217;ın, hizmetine ihtiyaç varmış, bak mektup var, gider misin?&#8217; &#8216;Gönderirsen giderim&#8217; dedim, O zaman beni sağlık okulunda okutmak istiyorlardı. Neyse ben Üstad&#8217;a gittim, dedim: &#8216;Beni size babam gönderdi, hizmetinizde kalmak istiyorum.&#8217; &#8216;Ben herkesi hizmetime almıyorum, ama seni alacağım&#8217; dedi. Daha o zaman Zübeyir Ağabey de gitmemiş hizmetine. İşte böylece 1949-50&#8217;de Üstad&#8217;ın hizmetine girmiş olduk&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ımız ahlak ve edep timsalidir&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız günde iki defa yemek yer, gayet az uyur, vaktini hiç boş geçirmezdi. Latifesi bile derstir, çok şefkatlidir, incitmeden edebe riayet eder. Sünnete tam uyar, çok ibadet eder, Risale-i Nurları devamlı okur, tashih eder. Ziyaretçiler hizmetle alakalı ise kabul eder. Ezan okundu mu hemen namazını kılar. Her gün kırlara gider, bize &#8216;Keyif için değil, temaşa için&#8217; derdi. Kendi eseri için bazen &#8216;100 kere,&#8217; bazen &#8216;500 kere okuyorum&#8217; derdi bize.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/54a0d-ec9484_cb94e89f004d4d2694d3024c8cb4a7c5mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad çok şefkatli idi. Isparta&#8217;da şimdi müze olan evde kalıyoruz&#8230;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Üstad&#8217;ın odası ayrı, bizim odamız ayrı&#8230; Günde beş saat uyuyabiliyoruz. Bir gün Üstad rahatsızlanmış, iki saat önce kalkmış; ben de o anda uyanmıştım. Gördüm ki, Üstad&#8217;ımız bizi uyandırıp rahatsız etmeyeyim, diye ayaklarının ucuna basarak sessizce geziyor! Çok şefkatli idi&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ımızın Emirdağ&#8217;da zehirlenmesi&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bir gün içimizde büyük bir sıkıntı var… Hiç böyle olmazdı. Sıkıntıdan sabaha kadar uyuyamadık, &#8216;Üstad&#8217;a gidelim&#8217; dedik, fakat Üstad o saatte yanına kimseyi almazdı. Sonra girdik, bir baktık ki, Üstad boylu boyunca yerde yatıyor, hırıltılar çıkarıyor! Yanındaki testi kırılmış&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad bize, &#8216;Beni zehirlediler! Gece bekçiye verdikleri zehiri yemeğime attırmışlar. Su içince yere yıkıldım&#8217; dedi. Baktık, Üstad Hazretleri yeşil zehiri çıkartmış. Hemen yatağı değiştirdik. Sonra, &#8216;Kalbime ihtar edildi, bekçiye zehir attırdılar&#8217; dedi. Üstad 15 gün kadar zehirin tesiriyle çok sıkıntı çekti. Çok az miktarda çorba içebildi, 20-25 gün kadar sonra eski haline gelebildi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b> &#8220;Berberoğlu, beni sen tıraş edeceksin!&#8221; </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad bir gün bana, &#8216;Berberoğlu, beni sen tıraş edeceksin!&#8217; dedi. Babam berberdi, fakat ben hiç tıraş yapmamıştım. Üstad soğuk suyla kendisi yüzünü ovuyor ve hemen tıraşını oluveriyordu. Sonra Üstad neden bana &#8216;Berberoğlu&#8217; diye hitap etti diye endişeye başlamıştım.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ın yüzünü ovdum, fakat Üstad başını kaldırmıyordu, önüne doğru eğmişti başını, ben de yapamıyordum. Titremeye başladım. Sonra Üstad, &#8216;Keçeli, sen yapamıyorsun!&#8217; diyerek usturayı aldı ve kendisi tıraşını oldu. Bana da, &#8216;Bak, sana bunun için Berberoğlu dedim&#8217; diyerek içimdeki duyguyu attı. Bana kendisi tıraş olarak berber gibi görünüp, &#8216;Berberoğlu&#8217; diyerek &#8216;Sen benim oğlumsun&#8217; demek istemişti&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Risale-i Nur&#8217;un mana alemindeki tesiri&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bir gün Elazığ&#8217;a Hulusi Ağabeyi ziyarete gittim. O zaman Elazığ&#8217;da dershane yok. Zaten o sıralarda yalnız Urfa&#8217;da, Diyarbakır&#8217;da dershane vardı. Hulusi Ağabey üç sayfa risale okudu ve &#8216;Fatiha!&#8217; dedi. Üstad,</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8216;Hulusi, Risale-i Nurları oralarda okumakla komünist kuvvetini durdurdu&#8217; derdi. Demek bu, mana aleminde oluyordu. Mana aleminde atom bombası gibi tesir etmişti ki komünistliği durdurmuş&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nur okumak ibadettir. &#8216;Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadete mukabil gelir&#8217; hadis-i şerifinde belirtildiği gibi, Risale-i Nurlar en büyük, en hakikatli tefekkürü sağladığından okunması ibadettir. Mübarek gecelerde Kur&#8217;an okumasını bilmeyenler Risale-i Nurları okusunlar&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nurları okuyanlar imanla kabre gireceklerdir. Neden? Çünkü Risale-i Nur talebelerine       şübehat orduları hücum etse sarsamaz, imanını selbedemezler. Üstad&#8217;ımız bunu Birinci Şua&#8217;da bahsettiği ayetten çıkarmıştır: &#8216;Risale-i Nur okunan bir yerde biz beraberiz. Üç kişi bile olsa biz cemaatleyiz&#8230;&#8217;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nurlardaki temsiller hakikate en yakın misallerdir. Aynı hakikat olmayıp hakikate en yakın misallerdir.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/f6071-ec9484_d6bf88c0f8f141ee827b3767a504e687mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Bu millet Risale-i Nur okuyarak kurtulacak?&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bazen bana soruyorlar: &#8216;Bu millet böyle evlerde kitap okuyarak mı kurtulacak?&#8217; Ben de diyorum: &#8216;Evet! Öyle kurtulacak. Şimdiye kadar ne kadar cereyanlar çıktı, biliyorsunuz, bakın hepsi bitti gitti, ama Risale-i Nur hizmeti katlanarak devam ediyor…&#8217;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız derdi ki:</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;&#8216;Ben talebelerimi alem-i ervahta seçmişim.&#8217; &#8216;Kardeşim! Senin bir beldede bulunman, orada Risale-i Nurları okuman, göstermen, o beldeye bedeldir.&#8217;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Risale-i Nurları devamlı okumak, derslere daimi katılmak, tesanüdü muhafaza etmek, en mühim esastır.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Emniyete &#8220;Bismihi subhanehu&#8221; ile başlayan dilekçe</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Urfa&#8217;da Emniyet&#8217;e yazdığımız &#8216;Bismihi Subhanehu&#8217; ile başlayan dilekçenin hikayesi şöyleydi: Dilekçeyi en yaşlımız Zübeyir Ağabey takdim etti. Savcı mektubun başındaki &#8216;Bismihi Subhanehu&#8217;yu görünce hayretle baktı ve &#8216;Bu ne!&#8217; diye sordu. Sonra: &#8216;Bunları Elazığ&#8217;a gönderelim&#8217; dedi. Meğer Elazığ dediği şey akıl hastahanesiymiş&#8230; Doktor iyi bir adammış da mani oldu. Bizi üç metre genişliğinde, iki metre eninde, içinden lağım akan bir odaya koydular. Kokudan ölüp gitsinler diye&#8230; Yorganın içinden başımızı çıkaramıyorduk. Sonra yanımıza suçlu bir yüzbaşı koydular, adam solcu imiş. Meğer ona &#8216;Nurcular orada seni keserler!&#8217; demişler. Baktık adam bizimle hiç konuşmuyor, korkuyordu. Biz iman Kur&#8217;an&#8217;dan bahsettik, iki gün sonra konuşmaya başladı. Adam rahatlamıştı. Daha sonra oranın daha büyük amiri geldi de bizim halimizi görünce, &#8216;Bu ne hal! Burada insan yaşar mı?&#8230;&#8217; diye komiseri azarladı ve bizi başka yere aldırttı.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ın günlük hayatı&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad, geceleri ibadet ve evrad u ezkarla meşgul olurdu. Her gece mutlaka teheccüde kalkar, yazın geceler çok kısa olsa bile saat birde-ikide mutlaka kalkardı. Zaten günde bir-iki saat istirahat ederdi. Teheccüde bizi zorla kaldırmaz, &#8216;kalk&#8217; demezdi; ama hizmetine baktığımızdan sobayı yakacağız, çay yapacağımızdan mecbur kalkardık. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ın iki dersi vardı: Biri sabah, diğeri ikindi namazından sonra&#8230; Ders dediğim, birkaç sayfa risale okuyorduk. Üstad devamlı Risale-i Nur okur veya tashih ederdi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Bazen &#8216;Ben bu risaleyi 100 defa okumuşum, fakat şimdi yeni okumuşum gibi istifade ettim. Çünkü imanın terakkiyatında bir hudut olmadığı için, her seferinde ayrı bir iman hali zuhur ediyor&#8217; derdi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Günlük hayat olarak hizmet-i imaniye cihetiyle gelen ziyaretçileri bazen yanına alıyor, bazen de &#8216;Bugün hastayım, dışarı çıkmayacağım, hizmetle alakalı bile olsa kimseyi almayın&#8217; diyordu. Diyelim bir saat sonra birisi geliyor, illa ısrar ediyor Üstad&#8217;ı göreceğim diye. İfadesini alıyoruz. Anlıyoruz ki bu zat çok uzaktan gelmiş; bir maksat için, Üstad&#8217;dan bir yardım, bir dua için gelmiş, maddi manevi ihtiyacı karşılığında gelmiş. Üstad hissediyor, &#8216;Ben dünyaya cevap veremediğimden ancak Allah için, hizmet için gelenleri kabul ediyorum; bunları gelenlere anlatın&#8217; diyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/faec8-ec9484_ac587ad44f2b4f9c9434c601ede82d90mv2-1.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Hastalıkları alem-i İslam&#8217;la alakalıdır&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız günlük hayatında bazen hasta olurdu. Normal hasta bile olsa bazen ruhu daralır, çok daha fazla hasta olurdu; ıstırap, acı çekerdi. Mesela bir gün çok hasta oldu, &#8216;Mutlaka çok mühim bir mesele var, araştırın bakalım ne var, ne havadisler var…&#8217; dedi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Biz gittik, haberleri öğrendik, bir şey yok. Emirdağ&#8217;dayız. Ertesi gün Çalışkan Ağabeyin dükkanına vardık ki, &#8216;Bir haber var&#8217; dedi. &#8216;Mısır&#8217;da Abdünnasır ihtilal yapmış, İhvan-ı Müslimin&#8217;den çok kimseleri öldürtmüş.&#8217; Bakın Üstad bunun ıstırabını hissediyor ve çekiyordu. İslam alemiyle alakadardı. Anadolu&#8217;da bir Nur talebesine hücum oldu mu Üstad hissederdi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Parası verilmeyen ilacı yutamadı&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Üstad&#8217;ımız Emirdağ&#8217;da iken bir gün beni yoğurt almaya, Zübeyir Ağabeyi de başka şeyler almaya gönderdi. Zübeyir Ağabeyle beraber çıktık. Ben yoğurdu aldım, dönüşte Mehmet Çalışkan Ağabeyin dükkanına uğradım. Çalışkan Ağabey, &#8216;Zübeyir Ağabey getirdi, bu ilaç Üstad&#8217;a gidecek, götürüver&#8217; dedi. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Üstad ilaç kutusunun içindeki tarifeyi okutturdu, &#8216;Bir tane içeyim&#8217; dedi. Bir tane hap aldı, diline koydu; fakat su gidiyor, ilaç gitmiyor…</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Ne kadar su içtiyse ilaç bir türlü aşağı inmedi&#8230; Ben şaşırdım tabii. Üstad hapı çıkardı, &#8216;Bunda bir iş var! Nereden alınmış bu? Çabuk araştırın!&#8217; dedi. Baktım Zübeyir Ağabey yeni girdi, daha ilacın parasını vermemiş. Çalışkan Ağabeye &#8216;Bunun parası verildi mi?&#8217; Geri döndüm, Üstad &#8216;Demek ki bu yüzden içememişim!&#8217; dedi. Üstad Hazretleri çok hassas ve mükemmel bir insan olduğundan yazdığı şeyleri yaşıyordu&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Üstad&#8217;ın yanında 15 dakikada adam nasıl değişti?&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bir gün de Isparta&#8217;dayız, kerli ferli bir adam geldi, kapıda bekliyor&#8230;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Büyük bir şapkası var&#8230; Biz bundan şüphelendik, ama adamı bir türlü geri çeviremedik. İlla, &#8216;Ben gireceğim. Üstad&#8217;a söylemiyorsunuz; söyleyin, beni alır&#8217; diyor, bir türlü gitmek istemiyordu. Neyse Üstad, &#8216;Gelsin&#8217; dedi. Biz de hayret ettik. Biz adamın şeklinden şüphelenmiştik, Üstad&#8217;ın yanına sokmak istemiyorduk. Artık çantasını aldık. Şapkasını ayakkabılarının üzerine koydu, girdi Üstad&#8217;ın yanına. Üstad&#8217;ımız herkese olduğu gibi adını, memleketini sordu. &#8216;Çoluk çocuğun var mı?&#8217; diye aile hayatını sorduktan sonra, &#8216;Namaz kılıyor musun?&#8217; dedi. Adam &#8216;İşte hocam&#8230; Filan&#8230;&#8217; Adamın namaz kılmadığı anlaşıldı. &#8216;Sen farz namazını kıl, namazını kılarsan çalışmaların da ibadet olur&#8217; dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Hem Üstad&#8217;ımız, &#8216;Benim Risale-i Nur diye eserlerim var, sen bu eserleri okursan talebem olursun, talebem olunca da benim ve bütün talebelerimin dualarına hissedar olursun. Ailenle de hanende okusan, bu eserlerin neşrine çalışsan sana dua edeceğim&#8217; dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Baktık adamın içine bir ateş düştü. &#8216;Hocam bana bir tane kitap ver&#8217; dedi. Üstad&#8217;ın yanında kitap var, ama vermiyor. &#8216;Bunlara söyle, adres verirsin, sana verirler&#8217; dedi. O sıralarda da yeni harflerle neşriyat başlamıştı. Neyse bu zata, &#8216;Risale-i Nurların ehemmiyetinden, insanın bu dünyaya gelişinin gayesinden, iman ve ibadetle mücehhez olan bir insanın dünya ve ahiret saadetine nail olacağından&#8230;&#8217; bahsetti. Sonra dışarı çıktık. Adamcağız pır dönüyor, &#8216;Bana bir kitap verin&#8217; diye yalvarıyordu. Ama biz kitap vermedik. &#8216;Anladım ben, bu şapkayı giymek zararlı, ben bunu atıyorum şimdi&#8217; dedi.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Bu adam 15 dakikada Üstad&#8217;ın yanında nasıl değişmişti&#8230; Üstad bize diyordu ki: &#8216;Benden keramet istemeyin, en büyük kerametimiz Risale-i Nur&#8217;dur. Risale-i Nur&#8217;u okuyan veya dinleyen en muannit dinsiz feylesof bile olsa, dünyaca en yüksek bir alim de olsa ya kabul edecek veya sükut edecek; çünkü Risale-i Nur&#8217;a itiraz mümkün değil. Onun için en büyük kerametimiz Risale-i Nur&#8217;dur.'&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Vasiyetler</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Hüsnü Bayram Ağabeyin adı, Emirdağ Lahikası&#8217;ndaki Üstad&#8217;ımızın vasiyetlerinin hepsinde zikredilmektedir. Emirdağ Lahikası&#8217;ndaki birçok mektupta da adının geçmekte olduğunu görüyoruz:</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><b>&#8220;Vasiyetnamemdir</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Aziz, sıddık kardeşlerim ve varislerim! Ecel gizli olmasından, vasiyetname yazmak sünnettir. Benim metrukatım ve Risale-i Nur&#8217;dan olan benim hususi kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım vesair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikalarının heyetine, başta Hüsrev ve Tahiri olarak o heyetten 12* kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum. Onlara bırakıyorum ki, emr-i hak olan ecelim geldiği zaman, benim arkamda o metrukatım, benim bedelime o sadık ve mübarek ellerde hizmet-i Nuriye ve imaniyede çalışsın ve istimal edilsin&#8230; Kardeşiniz Said Nursi&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">* &#8220;Kardeşim Abdülmecit, Zübeyir, Mustafa Sungur, Ceylan, Mehmet Kaya, Hüsnü, Bayram, Rüştü, Abdullah, Ahmet Aytimur, Atıf, Tillolu Said, Mustafa, Mustafa, Seyyid Salih&#8230;&#8221; (Emirdağ Lahikası-I, 136)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Şimdi manevi evlatlarım, fedakar hizmetkarlarım olan Zübeyir, Ceylan, Sungur, Bayram, Hüsnü, Abdullah, Mustafa gibi ve has ve halis Nur&#8217;un kahramanları olan Hüsrev ve Nazif, Tahiri, Mustafa Gül gibi zatların nezaretinde o düsturumun muhafaza edilmesini vasiyet ediyorum. Said Nursi&#8221; (Emirdağ Lahikası-II, 217)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/40a4d-ec9484_489b1c59f24b4b07882a5ba406ce90c8mv2-1.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Şimdi bütün talebelerin fevkinde diyerek değil, benim en yakınımda hizmetimde olup bir derece tam tarz-ı hareketimi bilenler ve yakından görenler içinde, dört-beş adamı mutlak vekil yapıyorum. Ben ölsem veya hayatta şuursuz kalsam, Nurlara karşı hizmetimin tarzını bilerek tam yapabilsinler&#8230; Şimdilik Tahiri, Sungur, Ceylan, Hüsnü ve bir-iki adam daha mutlak vekilim olarak vasiyet ediyorum. Said Nursi&#8221;</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">(Emirdağ Lahikası-II, 233)</p>
<p style="text-align:justify;">
<p><b>Kaynak :  </b><em><b>Hüsnü Bayramoğlu Ağabey&#8217;in Hayatı I Risale Ajans</b></em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti-2/">Bediüzzaman Said Nursi (r.a)&#8217;ın Son Talebesi Hüsnü Bayramoğlu Ağabey Dâr-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâl etti.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-son-talebesi-husnu-bayramoglu-agabey-dar-i-bekaya-irtihal-etti-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mübarek Leyle-i Beratınızı ve Gelecek Ramazan-ı Şerifinizi Tebrik Ederiz.</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/mubarek-leyle-i-beratinizi-ve-gelecek-ramazan-i-serifinizi-tebrik-ederiz/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/mubarek-leyle-i-beratinizi-ve-gelecek-ramazan-i-serifinizi-tebrik-ederiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2021 13:15:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://mübarek-leyle-i-beratınızı-ve-gelecek-ramazan-ı-şerifinizi-tebrik-ederiz</guid>

					<description><![CDATA[<p>(Bu yazı Risale Haber isimli siteden iktibâs edilmiştir.) &#8220;Üstadımız leyle-i beratınızı tebrik ediyor. Hem selâm ve dua ediyor.&#8221; (Emirdağ-2 &#8211; 231) &#8220;Nur Risalelerini ne kadar sık sık okursak, bu dualardan daha ziyade feyz alıyoruz. Duaları, evradları mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve Leyle-i Mi&#8217;rac ve Leyle-i Berat, Leyle-i Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde okuyoruz.&#8221; [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/mubarek-leyle-i-beratinizi-ve-gelecek-ramazan-i-serifinizi-tebrik-ederiz/">Mübarek Leyle-i Beratınızı ve Gelecek Ramazan-ı Şerifinizi Tebrik Ederiz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/4f729-ec9484_66d0dad625ca4a92834c95e1a1c42d16mv2.jpg"> </p>
<p><em>(Bu yazı Risale Haber isimli siteden iktibâs edilmiştir.)</em></p>
</p>
<blockquote style="text-align:justify;"><p>&#8220;Üstadımız <b>leyle-i beratınızı</b> tebrik ediyor. Hem selâm ve dua ediyor.&#8221; (Emirdağ-2 &#8211; 231)</p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Nur Risalelerini ne kadar sık sık okursak, bu dualardan daha ziyade feyz alıyoruz. Duaları, evradları mübarek gecelerde, hususan Leyle-i Regaib ve Leyle-i Mi&#8217;rac ve <b>Leyle-i Berat</b>, Leyle-i Kadir ve Cuma geceleri gibi vakitlerde okuyoruz.&#8221; <em>(Hanımlar Rehberi &#8211; 158)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;Mübarek <b>Leyle-i Beratınızı</b> ve gelecek Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ederiz. Bu sene Berat Gecesi, Nurcular hakkında çok bereketli ve kerametli.&#8221; <em>(Emirdağ-1-170)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Bu şuhur-u selâse, seksen küsur sene bir ömrü kazandırıyor.</b> Elbette sizler gibi mücahidler, onu kazanmağa çalışacaksınız. Cenab-ı Hak her bir gecesini sizin hakkınızda Leyle-i Mi&#8217;rac ve Leyle-i Berat ve Leyle-i Kadir kadar kıymettar eylesin, âmîn.&#8221; <em>(Kastamonu &#8211; 86)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Leyle-i Berat</b>, bütün senede bir kudsî çekirdek hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin programı nev&#8217;inden olması cihetiyle Leyle-i Kadr&#8217;in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i Kadir&#8217;de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat&#8217;ta herbir amel-i sâlihin ve herbir harf-i Kur&#8217;anın sevabı yirmibine çıkar.&#8221; <em>(Şualar &#8211; 505)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Elli senelik bir manevî ibadet ömrünü</b> ehl-i imana kazandırabilen Leyle-i Beratınızı ruh u canımızla tebrik ederiz.&#8221; <em>(Şualar &#8211; 505)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Kur&#8217;an-ı Hakîm&#8217;in herbir harfinin bir sevabı var, bir hasenedir.</b> Fazl-ı İlahîden o harflerin sevabı sünbüllenir, bazen on tane verir, bazen yetmiş, bazen yediyüz (Âyetü&#8217;l-Kürsî harfleri gibi), bazen binbeşyüz (Sure-i İhlas&#8217;ın harfleri gibi), bazen onbin (<b>Leyle-i Berat</b>&#8216;ta okunan âyetler ve makbul vakitlere tesadüf edenler gibi) ve bazen otuzbin (meselâ haşhaş tohumunun kesreti misillü, Leyle-i Kadir&#8217;de okunan âyetler gibi).&#8221; <em>(Sözler &#8211; 346)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Seksen sene bir manevî ömr-ü bâki kazandıran</b> şuhur-u selâsenizi ve mübarek kudsî gecelerinizi ve leyle-i regaibinizi ve leyle-i mi&#8217;racınızı ve <b>leyle-i beratınızı</b> ve leyle-i kadrinizi ruh u canımızla tebrik ve herbir Nurcunun manevî kazançları ve duaları umum kardeşleri hakkında makbuliyetini rahmet-i İlahiyeden rica ve hizmet-i Nuriyede muvaffakıyetinizi tebrik ederiz.&#8221; <em>(Emirdağ-2 &#8211; 121)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<blockquote style="text-align:justify;"><p>&#8220;Sizin <b>Leyle-i Berat</b>&#8216;ınızı ve gelecek Ramazanınızı tebrik eder ve bu gelecek Leyle-i Kadr&#8217;i hakkınızda ve hakkımızda bin aydan daha hayırlı olmasını ve defter-i a&#8217;malimize böyle geçmesini Cenab-ı Hak&#8217;tan niyaz ediyoruz ve böylece, bayrama kadar<br />
<b> ﺍَﻟﻠَّﻬُﻢَّ ﺍﺟْﻌَﻞْ ﻟَﻴْﻠَﺔَ ﻗَﺪْﺭِﻧَﺎ ﻓِﻰ ﻫَﺬَﺍ ﺍﻟﺮَّﻣَﻀَﺎﻥَ ﺧَﻴْﺮًﺍ ﻣِﻦْ ﺍَﻟْﻒِ ﺷَﻬْﺮٍ ﻟَﻨَﺎ ﻭَ ﻟِﻄَﻠَﺒَﺔِ ﺍﻟﺮَّﺳَٓﺎﺋِﻞِ ﺍﻟﻨُّﻮﺭِ ﺍﻟﺼَّﺎﺩِﻗِﻴﻦَ</b> duasını etmeye niyet ettik.&#8221; <em>(Kastamonu &#8211; 91)</em></p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">&#8220;<b>Leyle-i Berat</b> hürmetine ve duanız berekâtıyla hakkımızda mübarektir.&#8221; <em>(Sikke-i Tasdik-i Gaybi &#8211; 52)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Herbir harf-i Kur&#8217;anın sevabı yirmibine çıkar.</b> Sair vakitte on ise, şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur&#8217;anla ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır.&#8221; <em>(Şualar &#8211; 505)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;Câmi&#8217; dualarla dua etmek; </b><br />
hem hulus ve huşu&#8217; ve huzur-u kalb ile dua etmek;<br />
hem namazın sonunda, bilhâssa sabah namazından sonra;<br />
hem mevâki&#8217;-i mübarekede, hususan mescidlerde;<br />
hem Cum&#8217;ada, hususan saat-i icabede;<br />
hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede;<br />
hem ramazanda, hususan leyle-i kadirde dua etmek<br />
kabule karin olması rahmet-i İlahiyeden kaviyyen me&#8217;muldür. <em>(Mektubat &#8211; 279)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>&#8220;İhlâsını rehber yap, besmele çek Kur’âna,</b><br />
Namazını mirac yap, tekbiri çek Yezdan’a,<br />
Tevhidini siraç yap, kandili yak merdane,<br />
Nurlar Kur’ân tefsiri bize büyük ni’mettir,<br />
Şâkirtlere vazife ihlâs ile hizmettir.<br />
Emelimiz kudsîdir sarılalım Kur’ân’a <em>(Mufassal Tarihçe 3 &#8211; 1723)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">***</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Bayram Yüksel (rh) ağabeyimiz mübarek gecelerde Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin tatbikatı hakkında şunları anlatıyor:</b></p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Regaib, Berat, Mirac Gecelerinde teksir lâhikası gönderirdi. Dolayısıyla çeşitli mevzularda, Risale-i Nur&#8217;un neşri, hizmeti ve faaliyeti ile ilgili müjdeli haberleri Nur Talebelerine gönderirdi.&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">
<p>***</p>
</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Tahiri Mutlu ağabeyden Üstadımız ve Leyle-i Ber&#8217;at hatıratı:</b></p>
<p style="text-align:justify;">Bugün, Berat günüdür. Çok mübarek bir gündür. Bugünün kıymetini bilmeliyiz.<br />
Bugün; Kur&#8217;an, evrad, evrad-ı Kudsiye ile geçireceğiz. Başka şeyle meşgul olmak yok.</p>
<p style="text-align:justify;">Üstadımız gece uyumayalım diye dört mübarek gece ikindiden sonra bizleri yatırırdı. Bu dört gece <b>Leyle-i Berat, Leyle-i Kadir, leyle-i Mirac, leyle-i Regaip.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Gece de Uyumayalım diye kontrol ettirirdi.</b></p>
<p style="text-align:justify;">Bu dört gecede Üstad bizleri gece yatırmazdı sık sık gelir uyumayalım diye kontrol ederdi. Kadir Gecesi iki üç defa yanımıza geldi.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu dört gecede Biz cemaat olurduk. Üstad bize namaz kıldırırdı. Yine bu dört gecede sabah derslerini namazdan evvel yapardık.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Zübeyir Efendi ayakta duramayacak kadar hastaydı yatıyordu.</b></p>
<p style="text-align:justify;">Üstad: &#8220;kalk Keçeli&#8221; diye bağırdı.</p>
<p style="text-align:justify;">Üstad, hastalık yorgunluk diye bir şey kabul etmezdi.</p>
<p style="text-align:justify;">Zübeyir efendiye: &#8220;amden (kasıtlı) yapıyorsun&#8221; derdi. <em>(Üstadımız Bediüzzaman Said Nursi-2 (455/456)</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Kaynak:</b> <em><a href="https://www.risalehaber.com/risale-i-nur-ve-bediuzzamanda-leyle-i-berat-berat-kandili-20053yy.htm">Risale-i Nur ve Bediüzzaman&#8217;da Leyle-i Ber&#8217;at (Berat Kandili) &#8211; Muhammed Numan ÖZEL</a><b> I Risale Haber</b></em></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/mubarek-leyle-i-beratinizi-ve-gelecek-ramazan-i-serifinizi-tebrik-ederiz/">Mübarek Leyle-i Beratınızı ve Gelecek Ramazan-ı Şerifinizi Tebrik Ederiz.</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/mubarek-leyle-i-beratinizi-ve-gelecek-ramazan-i-serifinizi-tebrik-ederiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Saîd Nursî (r.a)&#8217;ın Dar-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâlinin 61. Sene-i Devriyesi</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2021 21:08:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bediüzzaman-saîd-nursî-r-a-ın-dar-ı-bekâ-ya-i̇rtihâlinin-61-sene-i-devriyesi</guid>

					<description><![CDATA[<p>(Bu yazı Sorularla Risale isimli siteden iktibâs edilmiştir.) Asrın dahisi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da hakkın rahmetine kavuşmuştur. 2 Aralık 1959’da Ankara’ya yaptığı ziyaret, artık Bediüzzaman’ın veda seyahatlerinin başladığını gösteriyordu. Ankara’da bir gece kalarak dost ve talebeleriyle görüştükten sonra 3 Aralık 1959 günü Ankara’dan Emirdağ’a, oradan da Isparta’ya gitti. Ancak, on [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/">Bediüzzaman Saîd Nursî (r.a)&#8217;ın Dar-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâlinin 61. Sene-i Devriyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/b2369-ec9484_4b86ed811abe491f839ed79ea0dbba75mv2.jpg"> </p>
<p><em>(Bu yazı Sorularla Risale isimli siteden iktibâs edilmiştir.)</em></p>
</p>
<p style="text-align:justify;">Asrın dahisi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri <b>23 Mart 1960</b> tarihinde Urfa’da hakkın rahmetine kavuşmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>2 Aralık 1959’da Ankara’ya yaptığı ziyaret</b>, artık Bediüzzaman’ın veda seyahatlerinin başladığını gösteriyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Ankara’da bir gece kalarak dost ve talebeleriyle görüştükten sonra 3 Aralık 1959 günü Ankara’dan Emirdağ’a, oradan da Isparta’ya gitti. Ancak, on beş gün sonra tekrar Emirdağ’a döndü. Konya’daki talebelerinin daveti üzerine <b>19 Aralık 1959 günü Emirdağ’dan ayrılarak Konya’ya gitti. </b>Burada talebeleriyle görüştü ve Mevlana’nın türbesini ziyaret etti. Aynı gün Isparta’ya gitmek üzere Konya’dan ayrıldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Ankara’daki talebeleri yine ısrarla kendisini davet etmekteydiler. Bu ısrarlar üzerine <b>31 Aralık 1959 günü Ankara’ya geldi.</b> Ancak, bu defaki gelişi basında tartışmalara yol açtı. Demokrat Partili milletvekillerinin kendisini davet ettiği yönünde asılsız haberler yayınlandı. Said Nursi, bir gece Beyrut Palas Oteli’nde kaldı, ertesi gün İstanbul’a hareket etti. <b>İstanbul’da Divan Yolu’ndaki Piyerloti Otelinde</b> bir gece kalarak talebeleriyle görüşüp vedalaştı ve <b>3 Ocak 1960</b> gününün akşamında, Ankara’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı. Daha önceki Ankara seyahatlerinde olduğu gibi bu defa da Beyrut Palas Oteli’nde kaldı. Ertesi gün talebeleriyle görüştü ve son dersini yaptı. <b><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&amp;risale=1184">“Vasiyetnamem Hükmündedir” </a></b>dediği son dersinde Bediüzzaman; kendi hayatından, sahabelerden ve Resulullah&#8217;ın (a.s.m.) hayatından örnekler vererek, talebelerine <em>istikametten ayrılmamalarını, müspet hareket etmelerini, iman hizmetine ihlasla devam ederek asayişi muhafaza etmelerini </em>tavsiye ediyordu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>6 Ocak 1960 günü saat 10:30 sularında Konya’ya gitmek üzere hareket etti</b>. Konya’ya vardığında beklenmedik bir manzarayla karşılaştı. Konya’nın bütün giriş çıkışları tutulmuş, her yerde güvenlik tedbirleri alınmıştı. Bediüzzaman’ın arabasını gören polisler derhal etrafını kuşattılar ve takip etmeye başladılar. Kardeşi Abdülmecit’i ziyaret eden Bediüzzaman, Mevlana’nın türbesini de ziyaret ederek Emirdağ’a gitmek üzere ayrıldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Emirdağ’da dört gün kaldıktan sonra <b>11 Ocak’ta tekrar Ankara’ya gitmek için yola çıktı. </b>Ancak bu kez Said Nursi’nin şehir merkezine girişi polis tarafından engellenmişti. Yaklaşık otuz yıl boyunca sürgünler ve mahkemeler yoluyla baskı altında tuttuğu, her hareketini çok yakından izlediği ve fakat mahkemelerin suçsuz bularak serbest bıraktığı Bediüzzaman’ın seyahatleri, hükümeti korkutuyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Ankara’ya girmesi engellenen Said Nursi, Emirdağ’a geri döndü. Buradaki bir haftalık ikametinden sonra <b>20 Ocak günü Isparta’ya gitti </b>ve bir buçuk ay da burada kaldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Ramazan ayı geldiğinde, Bediüzzaman ağır hastaydı. Takvimler <b>19 Mart 1960</b> tarihini gösteriyordu. Said Nursi, yanındaki talebelerine Urfa’ya gitmek istediğini söyledi. Arabası hazırlandı ve 82 yaşındaki Bediüzzaman ağır hasta haliyle arabanın arka koltuğunda yola çıktı. 20 Mart’ta yağmurlu bir havada başlayan bu yolculuk, onun son yolculuğuydu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>21 Mart günü Urfa’ya ulaşıldı</b>ğında talebeleri kendisine Halilürrahman Dergahı’nı göstermek istediler. Ama o yürüyemeyecek kadar ağır rahatsızdı. Onu şehrin en iyi oteli olan <b>İpek Palas Oteli’</b>ne yerleştirdiler. Bu arada otele gelen polisler, İçişleri Bakanı’nın emriyle derhal Isparta’ya geri dönmeleri gerektiğini tebliğ ettiler. Bunu duyan halk otelin önüne toplandı. Polis, Bediüzzaman ve yanındaki talebelerinin ısrarla Urfa’dan ayrılmalarını istiyor ve Ankara’nın emrini hatırlatıyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu baskılar sürerken Bediüzzaman, <b>23 Mart 1960 günü, 27 numaralı odada sabaha karşı vefat etti.</b></p>
<p style="text-align:justify;">Hayatı boyunca dayanılması güç acılara ve baskılara maruz kalmasına rağmen hayat tarzıyla bir destan yazan Bediüzzaman, arkasında miras olarak 6.000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatı ile milyonlarca Nur Talebesini bırakmıştı.</p>
<p style="text-align:justify;">Büyük bir cemaatle kılınan cenaze namazından sonra Bediüzzaman’ın naaşı Halilürrahman Dergahı’nda kendisine ayrılan türbeye defnedildi. Bediüzzaman’ın ahirete olan yolculuğunu duyan dostları ve talebeleri yurdun dört bir yanından gelerek ziyaret ediyor, dualar okuyor, hatimler indirerek gıyabi cenaze namazı kılıyorlardı. Artık Urfa’dan kalabalıklar hiç eksik olmuyordu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bediüzzaman’ın vefatından iki ay sonra 27 Mayıs 1960’da bir hükümet darbesi oluyor,</b> Türkiye’de Demokrat Parti iktidarı boyunca yaşanan demokratik ve İslami gelişmelerden rahatsız olan askeri çevre, iktidara el koyuyordu. Alparslan TÜRKEŞ’in liderliğinde kurulan Milli Birlik Komitesi hükümeti, ilk iş olarak geniş çaplı tevkifler başlatarak Demokrat Partinin ileri gelenlerini Yassıada hapishanesine topladılar.</p>
<p style="text-align:justify;">Milli Birlik Komitesi, <b>Bediüzzaman’ın kabrinin nakledilmesine karar verdi</b>. Kanuni prosedürü de ihmal etmeyen ihtilal komitesi, Bediüzzaman’ın Konya’da yaşayan kardeşi Abdülmecit Nursi’den bir nakil dilekçesi alarak, <b>12 Temmuz 1960 </b>gecesi Urfa’daki mezarını kırdırdı. Bediüzzaman’ın naaşı askeri bir uçağa konularak Afyon askeri havaalanında indirildi ve yerini Abdülmecit Nursi’nin de bilmediği bir mezara defnedildi. <em>Hayatında iken O’nun varlığını istemeyenler, vefatından sonra da rahat bırakmamışlardı.</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><b>Kaynak : </b><em><b>Üstad Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Vefatı Hakkında Detaylı Bilgi Verir misiniz? I Sorularla Risale</b></em></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/">Bediüzzaman Saîd Nursî (r.a)&#8217;ın Dar-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâlinin 61. Sene-i Devriyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bediüzzaman Saîd Nursî (r.a)&#8217;ın Dar-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâlinin 61. Sene-i Devriyesi</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurluhizmet]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2021 21:08:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bediüzzaman-saîd-nursî-r-a-ın-dar-ı-bekâ-ya-i̇rtihâlinin-61-sene-i-devriyesi</guid>

					<description><![CDATA[<p>(Bu yazı Sorularla Risale isimli siteden iktibâs edilmiştir.) Asrın dahisi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da hakkın rahmetine kavuşmuştur. 2 Aralık 1959’da Ankara’ya yaptığı ziyaret, artık Bediüzzaman’ın veda seyahatlerinin başladığını gösteriyordu. Ankara’da bir gece kalarak dost ve talebeleriyle görüştükten sonra 3 Aralık 1959 günü Ankara’dan Emirdağ’a, oradan da Isparta’ya gitti. Ancak, on [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/">Bediüzzaman Saîd Nursî (r.a)&#8217;ın Dar-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâlinin 61. Sene-i Devriyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/b2369-ec9484_4b86ed811abe491f839ed79ea0dbba75mv2.jpg"> </p>
<p><em>(Bu yazı Sorularla Risale isimli siteden iktibâs edilmiştir.)</em></p>
</p>
<p style="text-align:justify;">Asrın dahisi Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri <b>23 Mart 1960</b> tarihinde Urfa’da hakkın rahmetine kavuşmuştur.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>2 Aralık 1959’da Ankara’ya yaptığı ziyaret</b>, artık Bediüzzaman’ın veda seyahatlerinin başladığını gösteriyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Ankara’da bir gece kalarak dost ve talebeleriyle görüştükten sonra 3 Aralık 1959 günü Ankara’dan Emirdağ’a, oradan da Isparta’ya gitti. Ancak, on beş gün sonra tekrar Emirdağ’a döndü. Konya’daki talebelerinin daveti üzerine <b>19 Aralık 1959 günü Emirdağ’dan ayrılarak Konya’ya gitti. </b>Burada talebeleriyle görüştü ve Mevlana’nın türbesini ziyaret etti. Aynı gün Isparta’ya gitmek üzere Konya’dan ayrıldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Ankara’daki talebeleri yine ısrarla kendisini davet etmekteydiler. Bu ısrarlar üzerine <b>31 Aralık 1959 günü Ankara’ya geldi.</b> Ancak, bu defaki gelişi basında tartışmalara yol açtı. Demokrat Partili milletvekillerinin kendisini davet ettiği yönünde asılsız haberler yayınlandı. Said Nursi, bir gece Beyrut Palas Oteli’nde kaldı, ertesi gün İstanbul’a hareket etti. <b>İstanbul’da Divan Yolu’ndaki Piyerloti Otelinde</b> bir gece kalarak talebeleriyle görüşüp vedalaştı ve <b>3 Ocak 1960</b> gününün akşamında, Ankara’ya gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldı. Daha önceki Ankara seyahatlerinde olduğu gibi bu defa da Beyrut Palas Oteli’nde kaldı. Ertesi gün talebeleriyle görüştü ve son dersini yaptı. <b><a href="http://www.sorularlarisale.com/index.php?s=modules/kulliyat&amp;risale=1184">“Vasiyetnamem Hükmündedir” </a></b>dediği son dersinde Bediüzzaman; kendi hayatından, sahabelerden ve Resulullah&#8217;ın (a.s.m.) hayatından örnekler vererek, talebelerine <em>istikametten ayrılmamalarını, müspet hareket etmelerini, iman hizmetine ihlasla devam ederek asayişi muhafaza etmelerini </em>tavsiye ediyordu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>6 Ocak 1960 günü saat 10:30 sularında Konya’ya gitmek üzere hareket etti</b>. Konya’ya vardığında beklenmedik bir manzarayla karşılaştı. Konya’nın bütün giriş çıkışları tutulmuş, her yerde güvenlik tedbirleri alınmıştı. Bediüzzaman’ın arabasını gören polisler derhal etrafını kuşattılar ve takip etmeye başladılar. Kardeşi Abdülmecit’i ziyaret eden Bediüzzaman, Mevlana’nın türbesini de ziyaret ederek Emirdağ’a gitmek üzere ayrıldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Emirdağ’da dört gün kaldıktan sonra <b>11 Ocak’ta tekrar Ankara’ya gitmek için yola çıktı. </b>Ancak bu kez Said Nursi’nin şehir merkezine girişi polis tarafından engellenmişti. Yaklaşık otuz yıl boyunca sürgünler ve mahkemeler yoluyla baskı altında tuttuğu, her hareketini çok yakından izlediği ve fakat mahkemelerin suçsuz bularak serbest bıraktığı Bediüzzaman’ın seyahatleri, hükümeti korkutuyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Ankara’ya girmesi engellenen Said Nursi, Emirdağ’a geri döndü. Buradaki bir haftalık ikametinden sonra <b>20 Ocak günü Isparta’ya gitti </b>ve bir buçuk ay da burada kaldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Ramazan ayı geldiğinde, Bediüzzaman ağır hastaydı. Takvimler <b>19 Mart 1960</b> tarihini gösteriyordu. Said Nursi, yanındaki talebelerine Urfa’ya gitmek istediğini söyledi. Arabası hazırlandı ve 82 yaşındaki Bediüzzaman ağır hasta haliyle arabanın arka koltuğunda yola çıktı. 20 Mart’ta yağmurlu bir havada başlayan bu yolculuk, onun son yolculuğuydu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>21 Mart günü Urfa’ya ulaşıldı</b>ğında talebeleri kendisine Halilürrahman Dergahı’nı göstermek istediler. Ama o yürüyemeyecek kadar ağır rahatsızdı. Onu şehrin en iyi oteli olan <b>İpek Palas Oteli’</b>ne yerleştirdiler. Bu arada otele gelen polisler, İçişleri Bakanı’nın emriyle derhal Isparta’ya geri dönmeleri gerektiğini tebliğ ettiler. Bunu duyan halk otelin önüne toplandı. Polis, Bediüzzaman ve yanındaki talebelerinin ısrarla Urfa’dan ayrılmalarını istiyor ve Ankara’nın emrini hatırlatıyordu.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu baskılar sürerken Bediüzzaman, <b>23 Mart 1960 günü, 27 numaralı odada sabaha karşı vefat etti.</b></p>
<p style="text-align:justify;">Hayatı boyunca dayanılması güç acılara ve baskılara maruz kalmasına rağmen hayat tarzıyla bir destan yazan Bediüzzaman, arkasında miras olarak 6.000 sayfalık Risale-i Nur Külliyatı ile milyonlarca Nur Talebesini bırakmıştı.</p>
<p style="text-align:justify;">Büyük bir cemaatle kılınan cenaze namazından sonra Bediüzzaman’ın naaşı Halilürrahman Dergahı’nda kendisine ayrılan türbeye defnedildi. Bediüzzaman’ın ahirete olan yolculuğunu duyan dostları ve talebeleri yurdun dört bir yanından gelerek ziyaret ediyor, dualar okuyor, hatimler indirerek gıyabi cenaze namazı kılıyorlardı. Artık Urfa’dan kalabalıklar hiç eksik olmuyordu.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bediüzzaman’ın vefatından iki ay sonra 27 Mayıs 1960’da bir hükümet darbesi oluyor,</b> Türkiye’de Demokrat Parti iktidarı boyunca yaşanan demokratik ve İslami gelişmelerden rahatsız olan askeri çevre, iktidara el koyuyordu. Alparslan TÜRKEŞ’in liderliğinde kurulan Milli Birlik Komitesi hükümeti, ilk iş olarak geniş çaplı tevkifler başlatarak Demokrat Partinin ileri gelenlerini Yassıada hapishanesine topladılar.</p>
<p style="text-align:justify;">Milli Birlik Komitesi, <b>Bediüzzaman’ın kabrinin nakledilmesine karar verdi</b>. Kanuni prosedürü de ihmal etmeyen ihtilal komitesi, Bediüzzaman’ın Konya’da yaşayan kardeşi Abdülmecit Nursi’den bir nakil dilekçesi alarak, <b>12 Temmuz 1960 </b>gecesi Urfa’daki mezarını kırdırdı. Bediüzzaman’ın naaşı askeri bir uçağa konularak Afyon askeri havaalanında indirildi ve yerini Abdülmecit Nursi’nin de bilmediği bir mezara defnedildi. <em>Hayatında iken O’nun varlığını istemeyenler, vefatından sonra da rahat bırakmamışlardı.</em></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><b>Kaynak : </b><em><b>Üstad Bediüzzaman Said Nursi&#8217;nin Vefatı Hakkında Detaylı Bilgi Verir misiniz? I Sorularla Risale</b></em></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/">Bediüzzaman Saîd Nursî (r.a)&#8217;ın Dar-ı Bekâ&#8217;ya İrtihâlinin 61. Sene-i Devriyesi</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/bediuzzaman-said-nursi-r-ain-dar-i-bekaya-irtihalinin-61-sene-i-devriyesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhammed Ali Sabuni Vefat Etti</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurluhizmet]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2021 11:22:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://muhammed-ali-sabuni-vefat-etti</guid>

					<description><![CDATA[<p>91 yaşındaki Suriyeli müfessir Muhammed Ali es-Sabuni, Yalova&#8217;daki evinde vefat etti. İslam alimi Sabuni, İsmailağa cemaatine ziyaretleriyle de ülkemizde tanınan isimlerdendi, ayrıca eserlerinde Risale-i Nur&#8217;dan da istifade ettiği bilinmektedir. Yazdığı eserler hem ülkemizdeki üniversitelerde hem de dünyanın birçok yerinde okunmaktadır. Cenab-ı Allah mekanını cennet eylesin. Muhammed Ali es-Sabuni Kimdir? 1930 yılında Suriye&#8217;nin Halep şehrinde meşhur [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti/">Muhammed Ali Sabuni Vefat Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/244d6-1aece1_b568602ca94e4ab1a64b21d8900b4194mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">91 yaşındaki Suriyeli müfessir Muhammed Ali es-Sabuni, Yalova&#8217;daki evinde vefat etti. İslam alimi Sabuni, İsmailağa cemaatine ziyaretleriyle de ülkemizde tanınan isimlerdendi, ayrıca eserlerinde Risale-i Nur&#8217;dan da istifade ettiği bilinmektedir. Yazdığı eserler hem ülkemizdeki üniversitelerde hem de dünyanın birçok yerinde okunmaktadır. Cenab-ı Allah mekanını cennet eylesin.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><b>Muhammed Ali es-Sabuni Kimdir?</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">1930 yılında Suriye&#8217;nin Halep şehrinde meşhur bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Şeyh Cemil, Halep&#8217;in öne çıkan âlimlerindendir. Dinî ilimleri babasından okudu. Suriye&#8217;nin ileri gelen âlimlerinden dersler aldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Şeyh Muhammed Necip Sirac, Şeyh Ahmed eş-Şemma, Şeyh Muhammed Said el-İdlibî, Şeyh Rağıb et-Tabbah, Şeyh Muhammed Necip Hiyata hocalarından bazılarıdır.</p>
<p style="text-align:justify;">1954 yılında Ezher&#8217;den mezun oldu. El-Alimiyye diplomasını almaya hak kazandı. El-Alimiyye, günümüzdeki doktoranın muadilidir. Daha sonra ülkesi Suriye&#8217;ye dönerek sekiz yıl sürecek olan tedris faaliyetlerinde bulundu.</p>
<p style="text-align:justify;">Daha sonra Suudi Arabistan&#8217;a göç etti. Burada Mekke-i Mükkerreme Üniversitesi Eğitim Fakültesi&#8217;nde ve Eş-Şeria Fakültesi&#8217;nde dersler vermeye başladı. Buradaki tedris hizmeti yirmi sekiz yıl devam etti. Bu uzun süre boyunca üniversite hocaları yetiştirdi ve Ümmü&#8217;l-Kura Üniversitesi&#8217;nde birçok klasik eserin tahkikini yaptı. (Kaynak: <u><a href="https://www.risalehaber.com/suriyeli-islam-alimi-muhammed-ali-es-sabuni-vefat-etti-401110h.htm">Risale Haber</a></u>) </p>
<p style="text-align:justify;">Safvetü&#8217;t-Tefâsîr, Et-Tibyân fî Ulûmi&#8217;l-Kur&#8217;ân, Muhtasaru Tefsîri İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsîri&#8217;t-Taberî bilinen eserlerinden bazılarıdır.</p>
</p>
<p><a href="http://undefined">undefined</a></p></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti/">Muhammed Ali Sabuni Vefat Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhammed Ali Sabuni Vefat Etti</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti-2/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2021 11:22:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://muhammed-ali-sabuni-vefat-etti</guid>

					<description><![CDATA[<p>91 yaşındaki Suriyeli müfessir Muhammed Ali es-Sabuni, Yalova&#8217;daki evinde vefat etti. İslam alimi Sabuni, İsmailağa cemaatine ziyaretleriyle de ülkemizde tanınan isimlerdendi, ayrıca eserlerinde Risale-i Nur&#8217;dan da istifade ettiği bilinmektedir. Yazdığı eserler hem ülkemizdeki üniversitelerde hem de dünyanın birçok yerinde okunmaktadır. Cenab-ı Allah mekanını cennet eylesin. Muhammed Ali es-Sabuni Kimdir? 1930 yılında Suriye&#8217;nin Halep şehrinde meşhur [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti-2/">Muhammed Ali Sabuni Vefat Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/244d6-1aece1_b568602ca94e4ab1a64b21d8900b4194mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">91 yaşındaki Suriyeli müfessir Muhammed Ali es-Sabuni, Yalova&#8217;daki evinde vefat etti. İslam alimi Sabuni, İsmailağa cemaatine ziyaretleriyle de ülkemizde tanınan isimlerdendi, ayrıca eserlerinde Risale-i Nur&#8217;dan da istifade ettiği bilinmektedir. Yazdığı eserler hem ülkemizdeki üniversitelerde hem de dünyanın birçok yerinde okunmaktadır. Cenab-ı Allah mekanını cennet eylesin.</p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><b>Muhammed Ali es-Sabuni Kimdir?</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">1930 yılında Suriye&#8217;nin Halep şehrinde meşhur bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Şeyh Cemil, Halep&#8217;in öne çıkan âlimlerindendir. Dinî ilimleri babasından okudu. Suriye&#8217;nin ileri gelen âlimlerinden dersler aldı.</p>
<p style="text-align:justify;">Şeyh Muhammed Necip Sirac, Şeyh Ahmed eş-Şemma, Şeyh Muhammed Said el-İdlibî, Şeyh Rağıb et-Tabbah, Şeyh Muhammed Necip Hiyata hocalarından bazılarıdır.</p>
<p style="text-align:justify;">1954 yılında Ezher&#8217;den mezun oldu. El-Alimiyye diplomasını almaya hak kazandı. El-Alimiyye, günümüzdeki doktoranın muadilidir. Daha sonra ülkesi Suriye&#8217;ye dönerek sekiz yıl sürecek olan tedris faaliyetlerinde bulundu.</p>
<p style="text-align:justify;">Daha sonra Suudi Arabistan&#8217;a göç etti. Burada Mekke-i Mükkerreme Üniversitesi Eğitim Fakültesi&#8217;nde ve Eş-Şeria Fakültesi&#8217;nde dersler vermeye başladı. Buradaki tedris hizmeti yirmi sekiz yıl devam etti. Bu uzun süre boyunca üniversite hocaları yetiştirdi ve Ümmü&#8217;l-Kura Üniversitesi&#8217;nde birçok klasik eserin tahkikini yaptı. (Kaynak: <u><a href="https://www.risalehaber.com/suriyeli-islam-alimi-muhammed-ali-es-sabuni-vefat-etti-401110h.htm">Risale Haber</a></u>) </p>
<p style="text-align:justify;">Safvetü&#8217;t-Tefâsîr, Et-Tibyân fî Ulûmi&#8217;l-Kur&#8217;ân, Muhtasaru Tefsîri İbn Kesîr, Muhtasaru Tefsîri&#8217;t-Taberî bilinen eserlerinden bazılarıdır.</p>
</p>
<p><a href="http://undefined">undefined</a></p></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti-2/">Muhammed Ali Sabuni Vefat Etti</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/muhammed-ali-sabuni-vefat-etti-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BURSA ULU CAMİ MİNBERİNDE Kİ SIR!</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/bursa-ulu-cami-minberinde-ki-sir/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/bursa-ulu-cami-minberinde-ki-sir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurluhizmet]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Mar 2021 11:46:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://bursa-ulu-cami-mi-nberi-nde-ki-sir</guid>

					<description><![CDATA[<p>3.Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıd Han, Haçlılarla yapılan Niğbolu Savaşı öncesinde zafer kazanmak için Dualarda bulunur ve Zaferi kazanınca Allah’a şükür nişanesi olarak da 20 cami yaptırmayı adar. Savaşın kazanılmasından sonra damadı Emir Sultan’ın önerisi ile 20 cami yerine 20 kubbeli tek bir cami yaptırmaya karar verir. Cami zaferden elde edilen ganimetler ile 1396 tarihinde yapılmaya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bursa-ulu-cami-minberinde-ki-sir/">BURSA ULU CAMİ MİNBERİNDE Kİ SIR!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><b>3.Osmanlı Sultanı Yıldırım Beyazıd Han, Haçlılarla yapılan Niğbolu Savaşı öncesinde zafer kazanmak için Dualarda bulunur ve Zaferi kazanınca Allah’a şükür nişanesi olarak da 20 cami yaptırmayı adar.  </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Savaşın kazanılmasından sonra damadı Emir Sultan’ın önerisi ile 20 cami yerine 20 kubbeli tek bir cami yaptırmaya karar verir. Cami zaferden elde edilen ganimetler ile 1396 tarihinde yapılmaya başlanır, 1399 yılında Bir Cuma Günü Somuncu Baba Hz.’nin Gizli Sırlarla dolu olan Minbere çıkıp İlk Hutbeyi okumasıyla Ulu Cami açılır.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Somuncu Baba Hazretleri’nin hutbesi gibi çıkmış olduğu minber de farklı sırları barındırmaktadır. Bu tarihi caminin minberindeki gizli sır güneş sisteminin daha bilimsel olarak keşfedilmediği bir yılda, ayrıntılı olarak bu minbere işlenmiş olmasıdır. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>9 gezegenle birlikte ayın, uzaklık yakınlık ilişkisine dayanılarak minbere işlenmiş olması güneş sisteminin 1399 yılında Türkler tarafından keşfedildiği anlamına geliyor.</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/a0503-103f11_13bd952f6417430a8c1ec02abcfe8c15mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>ULU CAMİ’NİN AÇILIŞI VE SOMUNCU BABA</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Yıldırım Beyazıd Han, Bursa Ulucami’nin açılışına başta Emir Buhari (Emir Sultan) olmak üzere bütün meşâyıhı ve ulemâyı davet etmişti. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bir Cuma sabahıydı. Herkes yapılacak merasim için toplanmıştı. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bir müddet sonra Sultan Yıldırım Beyazıd teşrif etti ve damadı olan Emir Buhari Hazretleri’ne: </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>“Ey Emir! Buyur, cami-i şerifin kapılarını sen açıp namazı da sen kıldır! Bu şeref, ümmetin büyüğü olarak sana aittir.”</b> Dedi. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Ancak Emir Buhari büyük bir tevazu ile itiraz etti:</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>“<b>Hayır sultanım! Benden çok daha büyük kimseler var. Bu şerefi, Somuncu Baba Hz.’ne vermelisiniz.”</b> dedi. O vakte kadar bu isimde bir şahsı duymamış olan Beyazıd Han sordu: </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>“Bu zat da kim ola ki?”</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Emir Buhari hazretleri: <b>“Sultanım! Belki duymuşsunuzdur; Somuncu baba namıyla maruf bir ekmekçidir. Ulucami işçilerine de bol bol ekmek infak eylemiştir. İşte o kişi, evliyaullahın büyüklerinden Ebu Hamidüddin-i Velidir.”</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bunun üzerine Sultan, teklifi tasdik etti. Emir Buhari de, ayağa kalkarak cemaate Somuncu Baba’yı tanıttı ve onu minbere davet eyledi. Somuncu Baba mahcup bir şekilde:</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b> <b>“Emirim Ne ettin? Bizi ifşa ettin..” </b>diyerek son derece mahviyet içerisinde minbere yürüdü.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>O gün minberde Fatiha’nın <b>yedi ayrı işari tefsirini yapan Somuncu Baba Hazretleri</b>, manevi sırrının ortaya çıkması sebebiyle talebesi Hacı Bayram-ı Veli’yi de yanına alarak Bursa’yı terk etti.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Önce Aksaray’a ordan da kabrinin bulunduğu Malatya’nın Darende ilçesine yerleşti </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>ve 1412 yılında Darende’de vefât etti. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Günümüzde Türbesinin bulunduğu Darende Somuncu Baba Külliyesi yılda 500.000 ziyaretçinin uğradığı manevi bir merkez haline gelmiştir.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Manevi sırrı ortaya çıkan Şeyh Hamid-i Veli Hazretleri Ulu Camii’nin açılışı sonrasında Bursa’dan ayrılmıştır. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Şeyh Hamid-i Veli</b> Hazretlerinin ilk hutbeyi irâd ettiği </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bursa Ulu Camii’nin ilk imamı, mevlidi kaleme alan ve hayatının sonuna kadar</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b> Ulu Camii’de imamlık yapacak olan </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Süleyman Çelebi</b>¸ ilk müezzini ise <em>Aziz Mahmut Hüdayi</em>hazretlerinin </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Hocası <b>Üftade Hazretleri</b> olmuştur.</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Güneş ve etrafında dönen gezegenlerin gerçek uzaklıklarına göre işlendiği tarihi minber, bugün dahi bilim dünyasının görevini net tespit edemediği çift yıldızlar hakkında da ip uçları veriyor. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bursa Ulu Cami’nin minberi, Galileo’nin “<b>Dünya dönüyor”</b> dediği için engizisyon mahkemesince idam edildiği tarihten tam 230 yıl önce yapıldı. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Minberdeki güneş sisteminin planını, Osmanlı’nın ilk şeyhülislamı büyük İslam âlimi Molla Fenari’nin tasvir edip ustaya verdiği tahmin ediliyor</b>.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bursa’da kendi adını taşıyan semtte medfun bulunan Molla Fenari hazretlerinin el yazması bir astronomi kitabının İngiltere’de olduğu biliniyor. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Yüzlerce parça ahşabın çivi kullanılmadan bir araya getirilmesiyle oluşturulan minber adetâ göz kamaştırıyor.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>1980 yılında Ulucami’nin minberindeki güneş sistemini ilk fark eden emekli öğretmen </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Feyzi Ülgü<b>, “Ulucami’nin içini dolaşırken minber dikkatimi çekti. Minberi incelemeye başladım. Cuma namazını kıldım, yine gözlemeye başladım. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>İkindi, akşam ve yatsı namazından sonra da incelemeye devam ettim. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Biri yanıma geldi, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>‘Camiyi kapatacağız’</b> dedi. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Sanat tarihi öğretmenim bana çok önemli bir tavsiyesi vardı; </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>‘Geniş yüzeye yapılan ahşap süslemelerde simetri yoksa o yapıda mutlaka mesaj vardır’</b> derdi.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Ben minberin üzerinde inceleme yaparken gördüm ki simetri yok, hemen o öğretmenimin sözü aklıma geldi ve burada ne mesaj var diye araştırmaya başladım. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Minberin doğu cephesine baktım. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>On tane küresel kabartma motifi var, bunlardan bir tanesinin çevresinde boyutları farklı dokuz tane küresel kabartma var.</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Ben eski bir fen öğretmeniyim, hemen aklıma güneş ve dokuz gezegen geldi. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Daha sonra Ulucami’ye çok sık gelerek bunları dikkatlice inceledim. Bunları astronomi bilgileriyle karşılaştırdığımda bire bir büyüklük, uzaklık </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>ve yakınlık ölçülerine uygun olarak yerleştirilmiş olduğunu belirledim. Güneş ve dokuz gezegen olduğunu gördüm” dedi.</b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/80d5a-103f11_d933537003514dd5b259961ccb81a88cmv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/a2eb7-103f11_147e065db578497e8d990352900e03e7mv2.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;"><b>                       <b>Resim: </b>1402 tarihinde (Hicri 804) inşa edilen Bursa’nın tarihi sembollerinden </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Ulu Caminin minberinin Doğu yakasında (mihraba bakan yüz) Güneş sistemi, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Batı yakasında ise Galaksi Sistemi yer alırken evrenin kül olarak tasvir edildiği ileri sürüldü. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>602 yıllık tarihi minberdeki şekiller bu tespiti doğrular nitelikte. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Hem de minberin her iki yüzünde şaşırtıcı şekilde evrenin haritalarının adeta bir krokisi var. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Bu kadar büyük bir tesadüf olabilir mi, yoksa bu minberin banisi gerçekten bir astronomi hayranı mıydı?</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>İlginç şekillerin sırrını çözen kişi Araştırmacı Fevzi Ülgü Alsancak. 1980 yılından bu yana minber üzerinde yaptığı çalışmalarla tarihin derinliklerinde kalan gerçeklere ışık tuttuğunu söyleyen Alsancak,</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><u><b>“Alan süsleme motiflerinde simetri yoksa mutlaka bir mesaj vardır”</b> </u></b><b>ilkesinden yola çıkarak, minberdeki şekiller üzerine yapılan yorumların tutarsız olduğunu söylüyor. </b></p>
<p style="text-align:justify;">Bilim teknoloji ve uzay bilimleri araştırma tekniklerine kafa yoran bir öğretmen olduğunu belirten Ülgü, </p>
<p style="text-align:justify;">motifleri dikkatlice incelediğinde minberin mihraba bakan yüzünde güneş sistemini keşfettiğini söylüyor.</p>
<p style="text-align:justify;">
<blockquote style="text-align:justify;"><p><b><b>Mihrapta yer alan Güneş Sisteminde 9 gezegen var. Bunun da ötesinde gezegenlerin güneşe göre konumlarının ve büyüklükleri gerçek ölçülerle örtüşür oranlarda. Güneş ve gezegenler arasındaki mesafe büyük olduğu için yıldız gezegenlerden farklı olarak 9 damlacıklı kurs olarak işaretlenmiş.</b></b></p></blockquote>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Ülgü, yine Kündekari sanatının bir özelliği olan parçaların birleşmesiyle oluşan çukur kanal çizgilerinin de gezegenlerin yörüngesini temsil ettiğini söylüyor. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Bu yüzeyde yer alan bir başka gizem ise serpiştirilmiş halde yıldız motifleri yer alması ve bunların içinda kuyruklu yıldızların da bulunması. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Ülgü’nün dikkat çektiği en önemli detaylardan bir de Plüton gezegenin tek başına ayrı bir platformda ve bir açı farkı ile gösterilmiş olması. Bilindiği üzre güneş siteminin aynı düzlem üzerinde olan ilk 8 gezegeninin aksine Plütao ayrı düzlemde dolanmaktadır.</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><b>Minberin Batı Cephesinde ise 7 adet Galaksi formatı tespit ettiğini söyleyen Ülgü, </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>galaksi platformlarının 5 ayrı renkte sedef kakma ile gösterildiğini söylüyor. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Ancak ne yazık ki bugün hatalı boyama teknikleri ile bu önemli detay büyük ölçüde yok edilmiş durumda. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Ama kayıtlardan bunu doğrulamak mümkün… </b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Ülgü’nin bir diğer iddiası ise minberin her iki yüzünde yer alan 3’lü ve 12’li dolap kapaklarının Türk boylarını temsil ettiği yönünde.</p>
<p style="text-align:justify;">
<b>Sırlarla dolu minberin giriş kapısı üzerinde Murat Han oğlu Yıldırım Beyazıt Hanın emriyle Hicri 804 yılında minberin yapıldığı bilgisi yer alıyor. </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Ülgü, kayıtlarda minberin ustası ile ilgili çelişkili bilgiler bulunduğuna dikkat çekiyor. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Ülgü’ye göre minberi yapan kişi adını tırabzan süsleme motifine göre tırabzanın sağ ikinci sülüsle yazan Devaklı Abdülaziz oğlu Mehmet. Devak Tebriz yakınlarında bir Türk köyü. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">O <b>tarihte Mülki amir olan Kadızade Rumi efendi, beceri ve bilgi alış verişi için 300 kadar sanat erbabını Tebriz’e göndermiş ve bir o kadar ustayı da oradan Bursa’ya getirmiştir. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Oradan gelen Kündekari sanatçılarının başı Abdülaziz oğlu Mehmet’tir. </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Bu minber de onun ve ustalarının camiye bir hediyesidir.</p>
<p style="text-align:justify;"><b>Kündekari sanat açısından eşsiz bir değere sahip olan minberin ilginç bir özelliği de 6666 adet abanoz ağacı parçasından vücuda gelmesi. </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><b>Bu rakamda halk arasında yaygın inaçla Kuran’ı Kerimdeki ayet sayısına tekabül etmektedir… </b></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">O dönemdeki İslam ve Türk alimlerinin matematik ve gök bilimlerine yönelik ilminin Batıya nazaran hayli ilerde olduğu da göz önüne alınırsa Ülgü’nün tezleri pek de tutarsız değil. </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Ne dersiniz bütün bu benzerlikler sadece bir tesadüf olabilir mi?</b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/ac9b6-103f11_22f25c1337014da9b65cc9804afb5333mv2-1.jpg"> </p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">Bab-ı Şefkat NUR</p>
<p><img decoding="async" src="https://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/01/7b5da-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg"> </p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/bursa-ulu-cami-minberinde-ki-sir/">BURSA ULU CAMİ MİNBERİNDE Kİ SIR!</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/bursa-ulu-cami-minberinde-ki-sir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
