KUR'ÂN'A ‘BEŞER SÖZÜ’ (HAŞA) DİYE BAKMAK VE ÖYLE MUHAKEME ETMEK,BATILIN NAZARINI ESAS ALMAK DEMEKTİR

En son güncellendiği tarih: Oca 16

"Sen Kur'ân'ı pek âli, çok parlak görüyorsun.

Bîtarafâne muhakeme et, öyle bak.

Yani, bir beşer kelâmı farz et, bak.

Acaba o meziyetleri, o ziynetleri görecek misin?"

Hakikaten

ben de ona aldandım, beşer kelâmı farz edip öyle baktım.

Gördüm ki,

nasıl Bayezid'in elektrik düğmesi çevrilip söndürülünce

ortalık karanlığa düşer; öyle de, o farz ile,

Kur'ân'ın parlak ışıkları gizlenmeye başladı.”(26.mektup)


Gözün muzlim nehar-ı ebyazı, muzîi

leyle-i süveydâ ile mezc olmazsa basarsız olduğu gibi,

fikret-i beyzâda süveydâ-i kalb bulunmazsa, basiretsizdir.” (Hakikat Çekirdekleri)


Gözün gündüze benzeyen beyazı,

geceye benzeyen siyahlığıyla beraber olmazsa, göz, göz olmaz,” yani görmez!..

Öyle ise; ‘Süveydâ-i kalp’ kalbin üzerinde, gözün görmesini sağlayan bir siyah noktadır ki;

Mü’min için bir basiret nuru,

Kafir için ise siyah bir nokta; herşeyi yutan bir kara delik gibidir!..


“Eğer kat’-ı intisaptan ibaret olan küfür, insanın içine girse,

o vakit bütün o mânidar nukuş-u esmâ-i İlâhiye karanlığa düşer, okunmaz. Zira, Sâni unutulsa,

Sânie müteveccih mânevî cihetler de anlaşılmaz, adeta başaşağı düşer.”(23.söz)



“O vakit anladım ki, benimle konuşan şeytandır; beni vartaya yuvarlandırıyor.

Kur'ân'dan istimdad ettim…

Birden, bir nur kalbime geldi, müdafaaya kat'î bir kuvvet verdi!..” (26.mektup)

“Kitap kendilerine geldiği zaman, o inkarcılar onu inkâr etmişlerdir.

Oysa o, eşsiz bir kitaptır.