Himmetin elini bağlayan gaddar düşman; HAVALECİLİK…

Sonra, acz ve nefsin itimatsızlığından neş’et eden

ve “işi birbirine bırakmak” olan düşman-ı gaddar geliyor.

Himmetin elini tutup oturtturur.

Siz de, :

Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar veremez.” (Mâide,105)

olan hakikat-i şâhikayı (bu ayetin yüksek hakikati) üzerine çıkarınız.

Tâ, o düşmanın eli o himmetin dâmenine (tabanını bile) yetişmesin. (Münazarat)

-Bir gün Gavs-ı Azam’ın

mübarek, sadakatli bir müridi ve halifesi dergahı temizliyor, süpürüyor,

o meşğulken, gariban bir derviş gelir, selam verip sohbet etmek ister.

Mürid;

Efendim ben görevliyim, işimden beni alıkoyma” der.

Derviş:

Beni tanımadın mı ben Hızır’ım” der.

Mürid,

biliyorum efendim Allah razı olsun” der.

Hızır tekrar,

benden bir isteğin yok mu, benimle sohbet etmek istemiyor musun!..” der.

Mürid;

Efendim başım gözüm üstüne geldin,

Ama mensup olduğumuz şeyhimiz, Elhamdülillah hiçbir şeye ihtiyaç bırakmamıştır,

Hızırımız da, matlubumuz da O’dur” der.

“Mü’minlerden, özür sâhibi olmaksızın (cihaddan geri kalıp evlerinde) oturanlarla,

Allah yolunda malları ve canlarıyla cihâd edenler bir olmazlar!

Allah, malları ve canlarıyla cihâd edenleri,

(velev özürleri sebebiyle olsun) oturanlar üzerine, derece i‘tibârıyla üstün kıldı.

Gerçi Allah, hepsine de en güzeli (Cenneti) va‘d etmiştir.

Fakat Allah, cihâd edenleri oturanlar üzerine

(daha) büyük bir mükâfâtla üstün kıldı. (Nisa,95)

Gayretli olmak, himmet