Erkeğin Bakıştan Kaçınması ve Kadının Tesettürü


tesettür ayet ve hadisleri

Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Bu onlar için daha arındırıcıdır. Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar. Açıkta kalanlardan başka süslerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerinden bağlasınlar. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları, hizmetlerinde bulunan köleleri ve câriyeleri, cinsel arzusu bulunmayan erkek hizmetçiler, kadınların cinselliklerinin farkında olmayan çocuklar dışında kimseye süslerini göstermesinler. Yürürken, gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz! (Nur Suresi, 30-31. Ayet Mealleri)

Hz. Âişe (ra) anlatıyor:

“Allah ilk muhacir kadınlara rahmet eylesin. Allah, ‘Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar.’ (Nûr, 24/31) âyetini indirince, onlar (dışarıda giydikleri uzun) elbiselerinin kenarından kesip (elde ettikleri parça ile) derhâl başlarını örttüler.”

(B4758 Buhârî, Tefsîr, (Nûr) 12)


Abdurrahman b. Ebû Saîd el-Hudrî’nin, babasından naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:

“Erkek erkeğin, kadın da kadının avret yerine bakamaz. Bir örtünün altında erkek erkeğin, kadın da kadının tenine dokunamaz.”

(M768 Müslim, Hayız, 74; D4018 Ebû Dâvûd, Hammâm, 2)


İbn Mes’ûd’dan (ra), Resûlullah’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

Bir kadın, başka bir kadınla aynı yatakta tensel temasta bulunmasın. Sonra o kadın, kocasına onun güzelliğini anlatır da, adam sanki ona bakmış gibi olur.

(B5240 Buhârî, Nikâh, 119)


Yine Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur:

Cehennemliklerden iki grup var ki, ben onları (dünyada henüz) görmedim: Biri, ellerinde sığır kuyruğu gibi kırbaçlar taşıyıp insanları dövenlerdir. Diğeri ise giyinik (oldukları hâlde, elbisenin şeffaf veya dar olması, yahut tahrik edici tutumları sebebiyle âdeta) çıplak (olan) kadınlardır. Başkalarını kendilerine cezbederler, kendileri de başkalarına meylederler. Başları (örtülü de olsa saç stilleri) deve hörgüçleri (topuz) gibidir. İşte bunlar ne cennete girerler, ne de cennetin kokusunu alabilirler. Oysa cennetin kokusu, çok çok uzak mesafelerden dahi alınır.

(M7194 Müslim, Cennet, 52)


Cerîr’den (ra) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:

Peygamberimize (sav) (yabancı bir kadına) bir anlık bakmayı sordum: “Gözünü çevir.” buyurdu.

(M5644 Müslim, Âdâb, 45)


Misver b. Mahreme anlatıyor:

“Bir gün ağır bir taş taşıyordum ve üzerimde ince bir peştamal vardı. Taş kucağımdayken peştamalım çözüldü ve onu yerine götürene kadar kucağımdan bırakamadım. Bunun

üzerine Resûlullah (sav), ‘Dön de elbiseni al. Sakın çıplak dolaşmayın!’ buyurdu.”

(M773 Müslim, Hayız, 78)


Ümmü Seleme (ra) anlatıyor:

Meymûne ile birlikte Resûlullah’ın yanında idik. İbn Ümmü Mektûm çıkageldi. (Bu olay biz) örtünmeyle emrolunduktan sonraydı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (sav) bize hitaben:

–Örtünüzü üzerinize alın, dedi. Biz:

–Ey Allah’ın Resûlü, o bir âmâ değil mi, bizi ne görebilir, ne de tanıyabilir, dedik.

Peygamber (sav):

–Peki siz de mi âmâsınız, onu görmüyor musunuz, buyurdu.

(D4112 Ebû Dâvûd, Libâs, 34; T2778 Tirmizî, Edeb, 29)


Hz. Âişe'den rivâyete göre:

Bir gün Hz. Ebû Bekir'in kızı Esmâ ince bir e