ATÂ’ KAZAYI, KAZA DA KADERİ DEĞİŞTİREBİLİR Mİ..?

En son güncellendiği tarih: Oca 16

Cenab-ı Hakk'ın atâ, kaza ve kader namında üç kanunu vardır.

Atâ, kaza kanununu, kaza da kaderi bozar."

Bir çeşit kader vardır ki onun gerçekleşmesi Allah tarafından kesin hükme bağlanmıştır.

Bu hükmü verilen şeyin gerçekleşmesi kaçınılmazdır

ve onu dua ve himmet değiştiremez.

Bir çeşit kader de vardır ki, onun gerçekleşmesi bazı sebeplere bağlıdır.

İşte dua, himmet ve sadaka bu kısımda fayda verir.

"Meselâ: Bir şey hakkında verilen karar, kader demektir.

O kararın infazı, kaza demektir.

O kararın ibtaliyle hükmü kazadan afvetmek, atâ demektir.

Evet yumuşak bir otun damarları katı taşı deldiği gibi,

atâ da kaza kanununun kat'iyyetini deler.

Kaza da ok gibi kader kararlarını deler.” (Mesnevi-i Nuriye,10.Risale)

Hükmün kazâ edilmemesiyle

o suç için takdir edilen ceza da ortadan kalkar, yani kazâ da kaderi delmiş olur.

Demek atânın kazaya nisbeti, kazanın kadere nisbeti gibidir. Atâ, kaza kanununun şümulünden ihraçtır. “(Mesnevi-i Nuriye,10.Risale)

Atâ kanununun tatbikatı da o ilmin şümûlündedir.

Cenab-ı Hak Ezeli ilmiyle ‘olacak’ herşeyi bildiğinden

Evvel ahir, zahir Batîn sıfatlarıyle,

her şeyi sebep ve neticeleriyle, hikmet ve hakikatiyle,

O ümmü’l-kitap denen kader defterin de yazmıştır…

İşte asıl olan bu kader değişmez.

Kader değişir mi?

Değişiklikler “Levh-i Mahv ve isbat’ta” olmaktadır.

Üstadımız buna “yazar bozar tahtası” demektedir…

"Levh-i Mahv-İsbat ise,

sabit ve daim olan Levh-i Mahfuz-u A'za

vücud ve fenaya daima mazhar olan eşyada

mütebeddil bir defteri ve yazar bozar bir tahtasıdır ki,

hakikat-ı zaman odur."(10.mektup)

Önce takdir edilen nice cezalar,

daha sonra tövbe vesilesiyle ve atâ kanunu ile affedilmekte,

Levh-i Mahv ve isbat’tan silinmekte

ve kaza edilmemektedir!..

Nitekim bir âyet-i kerîmede şöyle buyurulmaktadır:

“Allah dilediği şeyi mahveder ve dilediğini isbat eder.

Nezdinde kitabın aslı olan Levh-i Mahfûz vardır.” (Ra’d,39)

“Kaza da kader kanununun külliyetinden ihracıdır. Bu hakikate vâkıf olan ârif: Ya İlahî! Hasenatım senin atâ'ndandır. Seyyiatım da senin kaza'ndandır.” (Mesnevi-i Nuriye,10.Risale)

Hükmün kazâ edilmemesiyle

o suç için takdir edilen ceza da ortadan kalkar, yani kazâ da kaderi delmiş olur.

“Eğer atâ'n olmasa idi, helâk olurdum.' der."

(Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale, s.206)

"Rahmetim gazabımı geçti." (bk. Aclunî, Keşfü'l-Hafâ, 1/448)

Kulun hiçbir dileği Rahman ve Rahim olan Allah’ın Kudretini ve lütufkârlığını aşamaz,

Hiç kimse! kendisi için gizlenen müjde ve mutluluğu bilemez!.. (Secde sûresi/17)

Müceddid-i elf-i sânî İmam Rabbani (k.s) hazretleri bu durumu şöyle açıklamaktadır:

“Kaza iki kısımdır:

a) Kaza-i muallak.. b) Kaza-i mübrem..

Tebdil ve tağyir ihtimali, ancak kaza-i muallak’tadır.

Kaza-i mübrem’de, tebdilin ve tağyirin yeri yoktur.

Noksan sıfatlardan münezzeh Allah ()şöyle buyurdu:

— «Bende söz tebdil olmaz..» (Kaf,29)

Bu âyet-i kerimede belirtilen mübrem kaza’dır.

Kaza-i muallak’ için de şöyle buyurdu:

«Allah, dilediği şeyi, imha ve isbat eder.. Ümm'ül-Kitab onun katındadır..» (Râd,39)

***

Hocam, Muhammed Bâkî-billah “k.s” buyurdu ki;

Seyyid Muhyiddin Abdülkadir Geylânî bazı risalelerinde yazmış ki:

— “Hiç kimsenin mübrem kazayı değiştirmeye gücü yetmez ancak benim için istisna var. Çünkü, ben onda istediğim gibi tasarruf edebilirim.”

Bu cümleden, çok kere taaccüp eder ve böyle bir şeyi uzak görürdü…

Bu nakil, uzun bir süre, bu Fakirin zihninde dahi kaldı.

Taa Allah-ü Taâlâ, beni bu büyük devletle şerefyab edinceye kadar..

Ki o zaman, bazı dostlara yönelen belâların define çabalıyordum.

İşte o zaman bana, tam bir iltica ve tam bir tazarru, ibtihal ve tam bir huşu hali gelmişti.

Bundan sonra, bana zuhur etti ki:

— Bu kaza, bir başka emirle, Levh-ü Mahfuz'da muallak olmaktan çıkmıştır.

Hiç bir şarta dahi bağlı değildir.

Bunun üzerine, ben de bir ye's ve eliboşluk hali hâsıl oldu.

O zaman da, Seyyid Abdülkadir Geylânî'nin (k.s) kelâmı hatırıma geldi.

Tekrar ikinci defa, Yüce Allah'a iltica ettim.

Acz, inkisar izharı yoluna girerek o Yüce Zat'a teveccüh ettim.

Bunun üzerine, Allah-ü Taâlâ(), şu manayı izhar eyledi:

Lutf ve ihsân ederek,

kazâ-i mu’allakın da iki türlü olduğunu bildirdiler:

Birisinin, şarta bağlı olduğu, levh-i mahfûzda gösterilmiş, meleklere bildirilmişdir.

İkincisinin şarta bağlı olduğunu, yalnız Allahü teâlâ bilir. Levh-i mahfûzda,

kazâ-i mübrem gibi görülmekdedir ki, bu da, birincisi gibi değişdirilebilir.

Bunu anlayınca, Abdülkâdir-i Geylânînin “kuddise sirruh” sözündeki,

kazâ-i mübremin, bu ikinci kısım kazâ-i mu’allak olduğunu

ve kazâ-i mübrem şeklinde görüldüğünü, yoksa, hakîkî kazâ-i mübremi değişdiririm demediğini anladım.

İşte böyle kazâ-i mübrem gibi görünen, kazâ-i mu’allakı,

Cenab-ı Hak, Gavs-ı Azam gibi pek az kimseye bildirmiştir,

Rahmet ve mağfiretiyle de, o evliyaullah’ın himmet ve dualarına yol vermiştir.

(Mektubat-ı Rabbani, 217. Mektup

“Sadaka verin; hastalarınızı sadaka ile tedavi edin. Muhakkak ki sadaka, gelen arazlar, marazları / hastalıkları geri çevirir. Sadaka aynı zamanda ömrünüzün uzamasına, iyiliklerinizin katlanmasına vesile olur.”(Kenzu’l-Ummal, h. No: 16113).

Hadis-i şerifte

“Bazen bela nazil oluyor; gelirken karşısına sadaka çıkar, geri çevirir.”(Kenzu’l-Ummal)

(Allah her canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir.

Hepsi açık bir kitapta [levh-i mahfuzda]dır.) [Hud 6]

Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Allah, dilediğini siler, dilediğini değiştirmez.

Ümm-ül-kitab [levh-i mahfuz] Ondadır.) [Ra’d 39]

(Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması elbette kitapta yazılıdır.) [Fatır,11)

Değişebilen kaza kadere kaza-i muallak denir.

Bir kimse, iyi amel yapıp duası kabul olursa, o kaza değişebilir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız dua değiştirir.) [Hakim] (Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez.

Ama kabul olan dua, bela gelirken korur.) [Taberani] (Sıla-i rahm ömrü uzatır.) [Taberani]]

Duanın belayı önlemesi de kaza ve kaderdendir.

Şemsiye yağmura siper olduğu gibi, dua da belaya siper olur.

Ecel-i müsemma değişmez ama;

Ecel-i kaza değişebilir.

Bir örnek: İki kişi, Hazret-i Davud’a birbirini şikayet etti.

Azrail (a.s) gelip, (Bu iki kişiden birinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti; ama ölmedi) dedi.

Hazret-i Davud (a.s), hayret edip sebebini sorunca cevaben dedi ki: (İkincisinin bir akrabası vardı. Buna dargın idi.

Bu gidip onun gönlünü aldı.

Bunun için Allahü Teâlâ, bunun ömrünü 20 yıl uzattı.)

[Levh-i Mahfuz ve Ümm-ül-kitab risalesi]

İmâm-ı Gazâlî hazretleri,

İhyâ-ül'ulûm kitabında buyuruyor ki:

“Kazâ-i mu'allak, Levh-i mahfuzda yazılıdır.

Eğer o kimse, iyi amel yapıp, duası kabul olursa, o kaza değişir.”

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:

(Kader, tedbir ile, sakınmakla değişmez.

Fakat kabul olan dua, o bela gelirken korur.)

Duanın belayı def etmesi de, kaza ve kaderdendir.

Kalkan, oka siper olduğu gibi,

su, yerden otun yetişmesine

yeşil ağaçların yağmurun gelmesine,

sebep olduğu gibi,

dua da,

Allahü Teâlâ’nın merhametini celbeder!..

Bir hadis-i şerifte;

“Kazâ-i mu'allakı, hiçbir şey değiştiremez.

Yalnız dua değiştirir

ve ömür, yalnız ihsan ve iyilik arttırır.” (Hakim) buyuruldu!..


Bab-ı Şefkat NUR


91 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Ledün İlmi

© 2020 NurluHizmet