<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Abdulbaki Karaca, Nurlu Hizmet sitesinin yazarı</title>
	<atom:link href="https://www.nurluhizmet.com/author/akaracaegitim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.nurluhizmet.com/author/akaracaegitim/</link>
	<description>Hakikate Açılan Nurlu Pencere</description>
	<lastBuildDate>Sun, 04 Sep 2022 21:17:29 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/cropped-nurluhizmet.com-logo-1-1-32x32.jpeg</url>
	<title>Abdulbaki Karaca, Nurlu Hizmet sitesinin yazarı</title>
	<link>https://www.nurluhizmet.com/author/akaracaegitim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kitabet-i Kutsiye</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/kitabet-i-kutsiye/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/kitabet-i-kutsiye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 May 2022 17:07:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://kitabet-i-kutsiye</guid>

					<description><![CDATA[<p>“…pek çok zahirî intizamsızlıklar ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir kitabet-i kudsiyedir.” (18.söz-2. nokta) Tekdüze rahat ve saadetli geçen, “Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.” (2.lem’a) Allah, insanı her nimeti zıddıyla bilebilecek şekilde yaratmış. en büyük nimet olan hayatı zıddı olan ölümle bilme, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/kitabet-i-kutsiye/">Kitabet-i Kutsiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><em>“…pek çok zahirî intizamsızlıklar </em></b></p>
<p><em><b>ve karışıklıklar var ki, pek muntazam bir kitabet-i kudsiyedir.</b>” </em> (18.söz-2. nokta)</p>
<p>Tekdüze rahat ve saadetli geçen,</p>
<p><em>“Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, </em></p>
<p><em>hayr-ı mahz olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.” </em></p>
<p>(2.lem’a)</p>
<p>Allah, insanı her nimeti zıddıyla bilebilecek şekilde yaratmış.</p>
<p>en büyük nimet olan hayatı zıddı olan ölümle bilme,</p>
<p>ölümü hatırlatan musibet ve hastalıklarla aslında hayat nimetinin farkına vardırıyor.</p>
<p>Hastalık ve musibetlerle adeta hayattan muvakkat, geçici olarak koparıyor.</p>
<p>Afiyet ve şifa ile tekrar aktif hayata döndürmekle hayatı fark ettiriyor…</p>
<p>İşte bundandır ki;</p>
<p>“<em>Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder</em>,</p>
<p><em>kemal bulur</em>, <em>kuvvet bulur, terakki eder,</em></p>
<p><em>netice verir, tekemmül eder,</em> <em>vazife-i hayatiyeyi yapar.”</em> (2.lem’a)</p>
<p>Demek,</p>
<p>hayat musibetlerle, hastalıklarla arınır,</p>
<p>Olgunlaşır, tecrübe kazanır, basireti açılır,</p>
<p>Allah katında sabrı ve şükrü ile yükselir,</p>
<p>dünya imtihanını kazanır,</p>
<p>imanı kamil ameli salih sahibi olur!..</p>
<p><em><b><u>“Evet, </u></b></em></p>
<p><em><b><u>ibadet iki kısımdır: bir kısmı müsbet, diğeri menfi&#8230; </u></b></em></p>
<p><b><em><u>Müsbet kısmı malûmdur. </u></em></b></p>
<p><b><em><u>Menfi kısmı ise, hastalıklar ve musibetlerle, </u></em></b></p>
<p><em><b><u>musibetzede zaafını ve aczini hissedip, </u></b></em></p>
<p><b><em><u>Rabb-i Rahîmine ilticâkârâne teveccüh edip, </u></em></b></p>
<p><em><b><u>O’nu düşünüp, O’na yalvarıp hâlis bir ubudiyet yapar. </u></b></em></p>
<p><b><em><u>Bu ubudiyete riyâ giremez, hâlistir. </u></em></b></p>
<p><b><em><u>Eğer sabretse, musibetin mükâfâtını düşünse, şükretse, </u></em></b></p>
<p><b><u><em>o vakit herbir saati bir gün ibadet hükmüne geçer!..”</em> (2.lem’a)</u></b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/d38dd-103f11_47ccea969c0f4e1bacd12d86990230admv2.jpg" /></p>
<p>“<em>Hayat musibetlerle, hastalıklarla tasaffi eder, </em></p>
<p><em>kemal bulur, kuvvet bulur, terakki eder, netice verir, tekemmül eder, vazife-i hayatiyeyi yapar. </em></p>
<p><em>Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, </em></p>
<p><em>hayr-ı mahz olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.” </em></p>
<p>(2.lem’a)</p>
<p><em>“<b>Meşhur bir söz</b> var ki, <b>&#8220;Musibet zamanı uzundur.&#8221; </b></em></p>
<p><em>Evet, <b>musibet zamanı uzundur. </b></em></p>
<p><em>Fakat <b>örf-ü nâsta zannedildiği gibi sıkıntılı olduğundan</b> uzun değil, </em></p>
<p><em>belki <b>uzun bir ömür gibi hayatî neticeler verdiği için uzundur!..”</b></em></p>
<p><b>Resûlullah <b>(</b><b><b>ﷺ</b></b><b>) </b>şöyle buyurdu: </b></p>
<p><b><b>“Yorgunluk, sürekli hastalık, </b></b></p>
<p><b><b>tasa, keder, sıkıntı </b></b></p>
<p><b><b>ve gamdan, ayağına batan dikene varıncaya kadar </b></b></p>
<p><b>müslümanın başına gelen her şeyi, </b></p>
<p><b><b>Allah, onun hatalarını bağışlamaya vesile kılar…”</b> </b></p>
<p><b>(Buhârî, Merdâ1, 3; Müslim, Birr 49)</b></p>
<blockquote><p><b><em><b>“Andolsun biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!..”</b></em> (Bakara,155)</b></p></blockquote>
<p><b>Bab-ı Şefkat NUR</b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/dca48-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg" /></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/kitabet-i-kutsiye/">Kitabet-i Kutsiye</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/kitabet-i-kutsiye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GAVS-I ÂZAM’IN TÂBİRİYLE BEKİR BEY…</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/gavs-i-azamin-tabiriyle-bekir-bey/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/gavs-i-azamin-tabiriyle-bekir-bey/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Apr 2022 12:04:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://gavs-i-âzam-in-tâbi̇ri̇yle-beki̇r-bey</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Güneşin nuruna sed çekilemediği gibi ve sed çekilmek ihtimali olmadığı gibi, risâlelerinize de sed çekilemez. Onları istimâda ruh ve kalbimi tetkik ettim; tetkikatımda ne gibi hissetmiş ve anlamış olduğumu aradım. Baktım ki, ruh ve kalbimde bir feyezan ve coşkunluk var ki, beni bilâihtiyar bir vazifeye sevk etmek için hemen ‘Haydi, haydi’ diye tazyikata başladı. Ben [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/gavs-i-azamin-tabiriyle-bekir-bey/">GAVS-I ÂZAM’IN TÂBİRİYLE BEKİR BEY…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b> <b>“<em>Güneşin nuruna sed çekilemediği gibi ve sed çekilmek ihtimali olmadığı gibi, </em></b></b></p>
<p><b><b><em>risâlelerinize de sed çekilemez. </em></b></b></p>
<p><b><em>Onları <b>istimâda ruh ve kalbimi tetkik ettim; </b></em></b></p>
<p><b><em>tetkikatımda ne gibi hissetmiş ve anlamış olduğumu aradım. </em></b></p>
<p><b><b><em>Baktım ki, ruh ve kalbimde bir feyezan ve coşkunluk var ki, </em></b></b></p>
<p><b><b><em>beni bilâihtiyar bir vazifeye sevk etmek için</em></b></b></p>
<p><b><b><em> hemen ‘Haydi, haydi’ diye tazyikata başladı. </em></b></b></p>
<p><b><em>Ben de ruhumda olan bu vâkıayı takip ederken<b>, </b></em></b></p>
<p><b><b><em>o Nurların irae ettiği miftahları gördüm ve gösterildi. </em></b></b></p>
<p><b><em>Anladım ki, bu anahtarlarla icap eden kapıları açıp, </em></b></p>
<p><b><b><em>o Nurlara ehil olan kardeşlerimi</em></b></b></p>
<p><b><em><b>—min gayri haddin—</b>arayıp bulmak vaziyeti adeta bana emrolunup, </em></b></p>
<p><b><b><em>o Nurlardan güneş gibi nur saçılması hususunda ben de bu hâli kendime vazife addettim. </em></b></b><br />
<b><em>O Nurlardan almış olduğum anahtarları teslimle, </em></b></p>
<p><b><em><b>hâin-i din olan mülhidlerin</b> elleri kımıldanmayacak derecede kırılması için, </em></b></p>
<p><b><b><em>hamden lillâh, bu kardeşlerimi arayıp buldum. </em></b></b></p>
<p><b><b><em>Emânetullah ve emânât-ı Peygamberînin (</em>ﷺ)</b> <b><em> gayet parlak, </em></b></b></p>
<p><b><em>yakut ve zümrütten kıymettar olan hazinelerini o zatların ellerine teslim ettim. </em></b></p>
<p><b><b><em>Elhamdülillâh, Cenâb-ı Hak muvaffak etti. </em></b></b></p>
<p><b><b><em>O mübarek eserlerinizi mütalâa eden eşhas, </em></b></b></p>
<p><b><em><b>insan iseler ve insaniyetle alâkaları varsa imân eder</b>.</em></b></p>
<p><b><em>İnanmadıkları takdirde, ya insaniyetten istifa etmeli veyahut <b>‘İnsan değiliz’</b> demeli. </em></b></p>
<p><b><b><em>Bu eserler başlı başına, ayrı ayrı birer fâtihtir. </em></b></b></p>
<p><b><b><em>İnşaallah, her cihetle feth ederek fâtih olacaktır</em>.</b>” </b></p>
<p><b>(Barla Lahikası)</b></p>
<blockquote><p><b><b><em>SORU; “Güneşin nuruna sed çekilemediği gibi  ve sed çekilmek ihtimali olmadığı gibi, risâlelerinize de sed çekilemez… </em></b>“<em>Başta, Gavs-ı Âzam’ın tâbiriyle Bekir Bey, bizim tâbirimizle Bekir Ağa&#8230;</em>” <b><em>(Barla lahikası)</em></b> </b></p></blockquote>
<p>ifadesiyle Üstad, Abdülkâdir-i Geylânî Hazretlerinin işaretle</p>
<p>haber verdiği talebelerinden birisi olduğunu ifade ettiği,</p>
<p>Bekir ağabeyimizin bu<b><b><em> sözünden nasıl bir  ders çıkarmalıyız?..</em></b></b></p>
<p><b>Sözlerimize başlarken <b>Kat’iyetle</b> Onların (Rabbim hepsinden ebeden razı olsun) hissiyatına vukuf olamayacağımızı beyan etmek isteriz!..</b></p>
<p><b>Lakin Onları <b>bir derece örnek almak ve daha iyi  anlamak hasebiyle</b>,</b></p>
<p><b>ancak, Üstadımıza ve Talebelerine olan Muhabbet ve Hürmetimizin kaynağı <b>olan  </b></b></p>
<p><b><b><em>FENAFİ’İ İHVAN NURU</em></b>, hamdolsun ki; <b>hissiyatlarımıza Nurânî bir yol oluyor</b>!..</b></p>
<p><b><b>الله اعل –Allahûâlem- </b><em>Bekir Abimiz -(r.a) burada;</em></b></p>
<p><b><em>”<b>Güneşin nuruna sed çekilemediği gibi ve sed çekilmek ihtimali olmadığı gibi, risâlelerinize de sed çekilemez</b></em><b>”</b>. beyanıyle, </b></p>
<p><b>(Tevbe-</b>32<em>) </em></p>
<blockquote><p><b><em>“Allah&#8217;ın nûrunu ağızlarıyla (üfleyip) söndürmek istiyorlar.  Halbuki kâfirler hoşlanmasalar da Allah nûrunu tamamlamaktan asla vazgeçmez.</em>”</b> <b> </b></p></blockquote>
<p><b>Ayet-i Kerimesi’nde; </b></p>
<p><b>Risale-i Nur’un  Allah’ın Müminlere </b></p>
<p><b><b>kat’i vaadi olan hükmün nuruna malik olduğuna </b>tam itikat ettiğini ifade etmektedir.</b></p>
<p><b>İşte bu hakikate  <b>tam iman ve itikadından kaynaklanan, </b></b></p>
<p><b><b>ruhunu ve kalbini saran</b> bu ayet-i Kerimenin müjdesine </b></p>
<p><b><b>muhatabiyet </b>mertebesinde <b> ‘Nurlar</b>’a, </b></p>
<p><b><b>Hamiyet-i İslamiye</b> adına sahiplenmek, </b></p>
<p><b>bu durumdan bilâmecburiye <b>-emr-i maruf farziyetiyle-</b> </b></p>
<p><b>kendine vazife çıkarmak idrak bahtiyarlığına </b></p>
<p><b><b>Hûda’nın hidayetiyle </b>sevk olunduğunu iman nuruyle hissetmiş!..</b></p>
<p><b>Ve yine, “<b><em>O Nurların irae ettiği miftahları gördüm ve gösterildi.”</em></b></b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/39180-103f11_d45d984b064e45fb9b6c7d2c66987f2cmv2.jpg"></p>
<p><b><b><em>“ Anladım ki, bu anahtarlarla icap eden kapıları açıp, o Nurlara ehil olan kardeşlerimi</em></b></b></p>
<p><b><b><em>—min gayri haddin—</em></b></b></p>
<p><b><b><em>arayıp bulmak vaziyeti adeta bana emrolunup, </em></b></b></p>
<p><b><b><em>o Nurlardan güneş gibi nur saçılması hususunda </em></b></b></p>
<p><b><b><em>ben de bu hâli kendime vazife addettim</em>.</b>”(Barla lahikası) Demekle;</b></p>
<p><b>Üstadımızın; </b></p>
<p><b>‘<b><em>talebeliğin birinci şartı nurlara kendi malı gibi sahip çıkıp neşrine çalışmak’</em></b> </b></p>
<p><b>(mektubat)</b></p>
<p><b>düsturun dan dersini  tam anlamış olduğunu,</b></p>
<p><b> ancak <b>bu  Rahmet- İlahiye’den habersiz ve mahrum akılllara ve kalplere ulaştırmak</b>, </b></p>
<p><b>ve o kapalı hasseleri <b>Nurların nurani anahtarlarıyle</b> açmak lazım geldiğinden, </b></p>
<p><b>bu görevi kendine <b>vazife telakki ettiğini </b>ifade etmiş,</b></p>
<p><b><b>Muhakkak ki;</b> ;  O’nun anladığı ders; </b></p>
<p><b>O’nun gibi  <b>bütün talebeliği talep edenlerin</b>  </b></p>
<p><b>hepsinin de kendilerine çıkarması <b>gereken dersdir</b>.</b></p>
<p><b>Zira ancak bu dersi tam idrak edip, hakkıyle <b>ifa </b>edenler;</b></p>
<p><b>“O (Allah), müşrikler hoşlanmasalar da (kendi) dinini </b></p>
<p><b>bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir</b>.”</p>
<p>(tevbe-33)</p>
<p><em>“tabakat-ı <b>Sahabenin istikbalde</b> muttasıf oldukları ayrı ayrı <b>mümtaz has sıfatlarını</b> ifade etmekle beraber, </em></p>
<p><em><b>mânâ-yı işarîsiyle</b>, ehl-i tahkikçe vefat-ı Nebevîden sonra makamına geçecek Hulefâ-i Râşidîne hilâfet tertibiyle işaret edip, </em></p>
<p><em>herbirisinin en meşhur medar-ı imtiyazları olan <b>sıfât-ı hassayı</b> dahi haber veriyor. </em></p>
<p><em>Şöyle ki</em>:</p>
<p>“<b>Muhammed <b>ﷺ</b> Allah&#8217;ın Resulüdür</b>. <b>O</b>’nunla<b> ﷺ</b><b>beraber</b> olanlar <b>da&#8230;”</b> (fetih,29)</p>
<p>maiyet-i mahsusa ve sohbet-i hassa ile” (31.söz)</p>
<p>ayetinin mazhar olan Sahabe-i Kiram’ın<b><em> (r.anh.)</em></b></p>
<p><b><em><u>mümtaz has sıfatlarına mazhariyeti</u> </em></b>ile</p>
<p>Sahebe mesleğine  <b>ELYAK ve  EHİL</b> olduğunun   <b>izharıdır!..</b></p>
<p>Bab-ı Şefkat NUR</p>
<p><img decoding="async" src="http://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/04/f7f5e-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/gavs-i-azamin-tabiriyle-bekir-bey/">GAVS-I ÂZAM’IN TÂBİRİYLE BEKİR BEY…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/gavs-i-azamin-tabiriyle-bekir-bey/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZULMEDENLERE EN KÜÇÜK BİR MEYİL GÖSTERMEYİN</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/zulmedenlere-en-kucuk-bir-meyil-gostermeyin/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/zulmedenlere-en-kucuk-bir-meyil-gostermeyin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Mar 2022 09:41:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://zulmedenlere-en-küçük-bi̇r-meyi̇l-göstermeyi̇n</guid>

					<description><![CDATA[<p>“ZULMEDENLERE EN KÜÇÜK BİR MEYİL GÖSTERMEYİN; YOKSA CEHENNEM ATEŞİ SİZE DE DOKUNUR!..” (Hûd,113) “Evet, hak ve hakikat ve din ve adalet hesabına olmadığına ve belki inat ve asabiyet-i milliye ve menfaat-i cinsiye ve nefsin enaniyetine dayanan, dünyada emsali vuku bulmayan gaddarâne bir zulüm hesabına olduğuna kat’î bir delil şudur ki: Bin mâsum çoluk çocuk, ihtiyar, [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/zulmedenlere-en-kucuk-bir-meyil-gostermeyin/">ZULMEDENLERE EN KÜÇÜK BİR MEYİL GÖSTERMEYİN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“ZULMEDENLERE </b></p>
<p><b>EN KÜÇÜK BİR MEYİL GÖSTERMEYİN; </b></p>
<p><b>YOKSA CEHENNEM ATEŞİ SİZE DE DOKUNUR!..” (</b>Hûd,113)</p>
<p><b><em>“Evet, hak ve hakikat ve din ve adalet hesabına olmadığına </em></b></p>
<p><em>ve belki inat ve asabiyet-i milliye ve menfaat-i cinsiye </em></p>
<p><b><em>ve nefsin enaniyetine dayanan, </em></b></p>
<p><b><em>dünyada emsali vuku bulmayan gaddarâne bir zulüm hesabına olduğuna </em></b></p>
<p><em>kat’î bir delil şudur ki: </em></p>
<p><b><em>Bin mâsum çoluk çocuk, ihtiyar, hasta bulunan bir yerde, </em></b></p>
<p><b><em>bir iki düşman askeri bulunmak bahanesiyle bombalarla onları mahvetmek; </em></b></p>
<p><em>ve tabakat-ı beşer cereyanları içinde, burjuvaların en dehşetli müstebitleri ve sosyalistlerin </em></p>
<p><em>ve bolşeviklerin en müfritleri olan <b>anarşistlerle ittifak etmek; </b></em></p>
<p><b><em>ve binler, milyonlar mâsumların kanlarını heder etmek </em></b></p>
<p><b><em>ve bütün insanlara zarar olan bu harbi idâme ve sulhu reddetmektir.</em></b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/1372f-103f11_6a6b08f506ea4a6eb07c1011b76c2dccmv2.jpeg"></p>
<p><em>İşte böyle hiçbir kanun-u adalete ve insaniyete ve <b>hiçbir düstur-u hakikate </b></em></p>
<p><em>ve <b>hukuka </b>muvafık gelmeyen boğuşmalardan, </em></p>
<p><em><b>elbette âlem-i İslâm ve Kur’ân teberrî eder, </b>&#8211; o durumlardan uzaktır.- </em></p>
<p><em><b>Yardımcılıklarına tenezzül edip tezellül etmez </b>–alçalmaz-<b> . </b></em></p>
<p><em>Çünkü onlarda öyle dehşetli bir firavunluk, <b>bir hodgâmlık hükmediyor; </b></em></p>
<p><em>değil <b>Kur’ân’</b>a, </em></p>
<p><em><b>İslâm</b>’a yardım, </em></p>
<p><em><b>belki kendine tâbi ve âlet etmekle elini uzatır.</b> </em></p>
<p><em>Öyle zâlimlerin kılıçlarına dayanmak, </em></p>
<p><b><em>hakkaniyet-i Kur’âniye elbette tenezzül etmez. Ve</em></b></p>
<blockquote><p><em>milyonlarla <b>mâsumların kanıyla yoğrulmuş</b> bir kuvvet yerine, <b>Hâlık-ı Kâinatın Kudret ve Rahmetine dayanmak, ehl-i Kur’ân’a farz ve vaciptir. </b></em></p></blockquote>
<p><em>Gerçi zındıka ve dinsizlik </em></p>
<p><em>o boğuşanların birisine dayanıp ehl-i diyaneti ezer… </em></p>
<p><b><em>O zındıkanın tazyikinden kurtulmak, </em></b></p>
<p><b><em>onun aksi cereyanına taraftar olmak bir çaredir. </em></b></p>
<p><b><em>Fakat şimdiye kadar o taraftarlık bir menfaat vermeyerek çok zararları dokunmuş.</em></b></p>
<p><em>Hem zındıka, <b>nifak hasiyetiyle her tarafa döner. </b></em></p>
<p><em><b>Senin dostunu kendine dost edip sana düşman eder…</b> </em></p>
<p><em>Senin taraftarlık cihetiyle kazandığın günahlar, </em></p>
<p><b><em>fâidesiz boynunda kalır!.. </em></b></p>
<p><em><b>Risale-i Nur şakirtlerinin vazifeleri</b> iman olduğundan, </em></p>
<p><em>hayat meseleleri <b>onları çok alâkadar etmez ve merakla baktırmaz!..”</b></em></p>
<p><em>(Kastamonu lhk.)</em></p>
<p><em>Bab-ı Şefkat NUR</em></p>
<p><img decoding="async" src="http://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/03/c7611-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/zulmedenlere-en-kucuk-bir-meyil-gostermeyin/">ZULMEDENLERE EN KÜÇÜK BİR MEYİL GÖSTERMEYİN</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/zulmedenlere-en-kucuk-bir-meyil-gostermeyin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ŞABAN ve BERAT HÜRMETİNE</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/saban-ve-berat-hurmetine/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/saban-ve-berat-hurmetine/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Mar 2022 19:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://şaban-ve-berat-hürmeti̇ne</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Yâ İlâhâne!.. Senin varlığına ayine olan ve Seni tanıtan en büyük teşrifatçın ve irşadıyla Ümmetini ateşten koruyan Habibini ve Resulünü,(ﷺ) ruhumuzun hayatı, O’nun(ﷺ) Ruhunu ise bizim hakikatimizin sırrı kıl!.. Ezelî varlığının hakkı için O’nun(ﷺ) hakikatini, nefsimizin, kalbimizin, ruhumuzun ve bütün alemlerimizin merkezi yap!..” (Salavat-ı Meşişe, İbrahim Şazeli &#8211; Delâil’in-nur) “Yâ İlâhâne!.. Sırlar semasının güneşi, bütün [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/saban-ve-berat-hurmetine/">ŞABAN ve BERAT HÜRMETİNE</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><b>“<b>Yâ İlâhâne!..</b></b></em></p>
<p><em><b>Senin <b>varlığına ayine</b> olan ve Seni <b>tanıtan</b> en büyük <b>teşrifatçın </b></b></em></p>
<p><em><b>ve <b>irşadıyla</b> Ümmetini ateşten koruyan <b>Habibini ve Resulünü,<b>(ﷺ)</b></b></b></em></p>
<p><em><b><b>ruhumuzun hayatı</b>, </b></em></p>
<p><b><em><b>O’nun<b>(ﷺ)</b></b> Ruhunu ise bizim <b>hakikatimizin sırrı kıl!..</b></em><b> </b></b></p>
<p><em><b><b>Ezelî </b>varlığının hakkı için <b>O’nun<b>(ﷺ)</b> hakikatini, </b></b></em></p>
<p><b><em><b>nefsimizin, kalbimizin, ruhumuzun</b> ve bütün <b>alemlerimizin merkezi yap!.</b></em><b>.”</b> </b></p>
<p><b>(Salavat-ı Meşişe, İbrahim Şazeli &#8211; Delâil’in-nur)</b></p>
<p><em><b><b>“Yâ İlâhâne!..</b> </b></em></p>
<p><em><b>Sırlar semasının güneşi, bütün <b>nurların mazharı,</b> </b></em></p>
<p><em><b>celâl dairesinin <b>merkezi, </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>cemal âleminin kutbu olarak</b>, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>lâtif ve ehadiyet  sırrına mazhar olan biricik, Zât-ı Muhammediye’ye  <b> salât eyle!.. </b></b></em></p>
<p><b><em><b>Yâ İlâhâne!.. </b></em></b></p>
<p><em><b>O<b><b>’</b></b>nun<b><b>(ﷺ)</b></b>  Senin katında olan sırrı hatırına </b></em></p>
<p><em><b>ve <b>Sana olan manevi seyrini hürmetine,</b> korkumu emniyete çevir, </b></em></p>
<p><em><b><b>maddi ve manevi tökezlemelerimi azalt.</b> Hüznümü ve hırsımı gider!..<b> </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Bana devamlı yarımcı ol, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>beni benden (bana bırakmadan) al!..</b> </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Beni benliğimden, varlığımdan vazgeçerek <b>sana yöneltmekle rızklandır!..</b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Beni nefsime meftun, hissiyatıma mağlup eyleme</b>, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>bana her <b>gizli sırrı ve ma’rifetini aç!.. </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Ey </b>hayatı Ezeli ve Ebedi olan <b>Hay</b>…<b> </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Ey </b>bütün mevcudat kendisiyle <b>kâim</b> olan<b> Kayyûm!..”</b></em><b> </b></b></p>
<p><b>(Seyyid İbrahim Desûki &#8211; Delâil’in-nur)</b></p>
<p><b><em><b>“Yâ İlâhâne!..</b>O&#8217;na (ﷺ) gönderdiğin <b>Şeriat hürmetine!..</b></em><br />
<b><em> -Bizi O&#8217;nun (ﷺ) Nurlu yolundan, </em></b></b></p>
<p><b><b><em>Senin Huzur-u Divanı&#8217;na İnayet ve Kereminle Kabul eyle!.. </em></b><br />
<em>Ve bize hadim-i Kur&#8217;an&#8217;a <b>elmas-ı seyfullah olmayı lutfeyle!..</b></em><br />
<em> Ve sonra bizi <b>batılın  üzerine sür!..</b></em></b></p>
<p><em><b>Öyle bir sür ki; bütün varlığımızla <b>batılı butlan edelim!.. </b></b></em></p>
<p><b><em><b>Yıkıp yok edelim!..</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>&#8220;Sana giden yolda  <b>Senin rızanı kazanabilmemiz için bize inayet et!.. </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Hayatımızın bütün yollarını Sana çıkar!.. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Rahimiyetinle Muhabbetine varabilmemiz için bize kuvvet ver!.. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Seninle bizim aramdaki gaflet perdelerini kaldır!..”</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b> (Salavat-ı Meşişe, İbrahim Şazeli &#8211; Delâil’in-nur)</b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>“Kendisine! </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Arş-ı Azamdan</b> ve Rahmân-ı Rahimden hak ile bâtılı birbirinden ayıran </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Furkan-ı Hakîmin</b> indirildiği, <b>Mi’rac sahibi</b>, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Hakkı ve hakikati yanılmadan gören </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm olsun!.. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em>Milyon salât, binlerce selâm sana olsun, ey Allah’ın Resulü!..”</em>&#8211;</b> </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/4f43e-103f11_5142d8b057b54d2a999a688339cafbd0mv2.jpg"></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Tevrat, İncil, Zebur ve Zübür denilen başka hak sahifelerin<b>, risaletini müjdelediği… </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Nübüvvetinden evvel zuhur eden harikulade hallerin, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>sesleri duyulan haberci cinnîlerin, insanlar arasında evliyanın, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>beşer içinde kâhinlerin peygamberliğini müjdeyle haber verdiği… </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Güneş kendisi için durup beklediği… <b>Ay bir işaretiyle ikiye ayrıldığı; </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Seyyidimiz ve Efendimiz Muhammed’e binlerce salât, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>binlerce selâm olsun. Sana olsun ey Allah’ın habibi!..” </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><em><b> “Davetine uyarak ağaçların yanına geldiği, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>duâsıyla süratle yağmurun iniverdiği,</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>sıcaktan korumak için BULUTUN ona gölge yaptığı, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>bir ölçek yiyeceğinden yüzlerce adamın doyduğu, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>parmaklarının arasından üç defa kevser gibi suyun çağladığı, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>avucunda taş ve toprağın tesbih ettiği, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Allah’ın onun <b>için kertenkeleyi,</b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>ceylanı, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>kurdu, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>ağaç kütüğünü, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>zehirli keçinin kolunu, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>deveyi, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>dağı, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>taşı ve ağacı </b>konuşturduğu </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Seyyidimiz, Efendimiz</b> ve <b>Şefaatçimiz </b>olan </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Hz. Muhammed’e salât ve selâm olsun. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Binlerce salât, binlerce selâm sana olsun, ey Allah’ın vahyinin emini!..</b>”</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em>(</em>Kibâr-ı evliyaullahın mergubu <b>Hz.Bediüzzaman (k.s)nin</b> salâvatıdır-hayrât)</b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Bab-ı Şefkat NUR </b></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/saban-ve-berat-hurmetine/">ŞABAN ve BERAT HÜRMETİNE</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/saban-ve-berat-hurmetine/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEYVENİN MUCİDİ, AĞACININ MUCİDİNDEN BAŞKASI OLAMAZ</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/meyvenin-mucidi-agacinin-mucidinden-baskasi-olamaz-2/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/meyvenin-mucidi-agacinin-mucidinden-baskasi-olamaz-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Mar 2022 20:15:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://meyveni-n-muci-di-ağacinin-muci-di-nden-başkasi-olamaz</guid>

					<description><![CDATA[<p>“SUAL; Mütekellimîn uleması, âlemi, imkân ve hudûsun ünvan-ı icmâlîsi içinde sarıp zihnen üstüne çıkar, sonra vahdâniyeti ispat ederler. Ehl-i tasavvufun bir kısmı, tevhid içinde tam huzuru kazanmak için, Lâ meşhûde illâ Hû deyip kâinatı unutur, nisyan perdesini üstüne çeker, sonra tam huzuru bulur. Ve diğer bir kısmı, hakikî tevhidi ve tam huzuru bulmak için, Lâ [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/meyvenin-mucidi-agacinin-mucidinden-baskasi-olamaz-2/">MEYVENİN MUCİDİ, AĞACININ MUCİDİNDEN BAŞKASI OLAMAZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify;"><em><b> <b>“SUAL; </b> Mütekellimîn uleması, âlemi, imkân </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>ve hudûsun ünvan-ı icmâlîsi içinde sarıp zihnen üstüne çıkar, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>sonra <b>vahdâniyeti </b>ispat ederler. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Ehl-i tasavvufun bir kısmı, tevhid içinde tam huzuru kazanmak için, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Lâ meşhûde illâ Hû</b> deyip kâinatı unutur, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>nisyan perdesini üstüne çeker,</b> sonra tam huzuru bulur. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Ve diğer bir kısmı, hakikî tevhidi ve tam huzuru bulmak için, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Lâ mevcude illâ Hû</b> diyerek kâinatı <b>hayale sarar, </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>ademe atar</b>, sonra huzur-u tam bulur. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Halbuki, sen, bu üç meşrepten hariç bir cadde-i kübrâyı Kur&#8217;ân&#8217;da gösteriyorsun.</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Ve onun şiârı olarak, <b>Lâ mâbûde illâ Hû, Lâ maksûde illâ hû</b>…diyorsun. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em>Bu caddenin tevhide dair bir burhanını ve bir muhtasar yolunu icmâlen göster</em>.<em>.”<b> </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>(26. Söz) </b> deniliyor;</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Konuyu iki soru başlığında görelim; </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>1-“Sual:</b> Mütekellimîn uleması, âlemi, imkân </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>ve hudûsun ünvan-ı icmâlîsi içinde sarıp zihnen üstüne çıkar, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>sonra <b>vahdâniyeti</b> ispat ederler.”</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>(26. Mektup)</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Kelam alimleri, </b>alemi ve alemin içindeki sebepleri, </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>imkan ve hudus delilleri ile çürütüp, sonra <b>vahdaniyeti i</b>spat  edip,</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b> huzuru ilahiyi elde ederler.</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>&#8220;Alemin kendisini var kılan bir Sani&#8217;i </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>ve onu idare eden bir müdebbiri olduğunun delili nedir? &#8221; </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Eş’ari- 3 Cuveyni, Kitiibıı&#8217;l-İr.şiid, s. 17-29.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>&#8220;<em>İnsanı</em></b><em> çocuk, <b>genç </b>ve <b>yaşlı </b>olarak müşahede etmekteyiz. </em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Ve kesin olarak Biliyoruz ki, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>onu gençlik halinden yaşlılık haline kendisi nakletmemektedir.</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Çünkü insan <b>ihtiyarlığı kendisinden uzaklaştırmaya</b> </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>ve kendisini <b>gençleştirmeye</b> ne kadar çabalarsa çabalasın </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>buna muvaffak olamamaktadır. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>İnsanın kendisini istediği hale nakledememesi </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>onu bir halden diğer bir hale nakleden bir nakledici </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>ve bulunduğu</b> halleri idare eden <b>bir müdebbirin olmasını gerektirir!.. </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Çünkü onun bir halden diğer hale intikali bir nakledici </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em>ve <b>müdebbir olmaksızın imkansızdır!.. &#8220;</b></em> </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>(Eş&#8217;ari -Kitiibu&#8217;i-Lum&#8217;a, s.2)</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Mesela, bir kelam alimi, çiçeğe bakınca,  </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>çiçeğin müsebbibi olan tohuma, tohumdan toprağa, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>topraktan, eşyayı oluşturan elementlere, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>oradan esire, silsile ile gidecek, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>en son herşeyi yoktan var eden, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>varlık için vacib olan <b>VACİB’ÜL VUCUB</b> olan Halık’ı Kerim’<b>(</b><b>ﷻ</b>)i bulacak…</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Böylece Allah’ın varlığı ve birliğine erişecek, sonra da huzuru elde edecek. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Bu yol hem uzun, hem herkese açık bir yol değildir.</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Ama <b><em>Risale-i Nur</em></b>&#8216;un, huzuru ilahiyi elde etme yolu ise, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>hem kısa, hem de herkese açık bir yoldur. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Zira, Risale-i Nur buluta nazar ettiği zaman, </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>oradaki harika ve intizamlı işlere dikkat kesilip, onun içinde ilim, irade ve kudreti akla gösterir.</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>“Meselâ, bir su getirmek için, <b>bazıları küngân</b> (su borusu) ile uzak yerden, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>dağlar altında kazar, su getirir. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Bir kısım da<b>, her yerde kuyu kazar, su çıkarır. </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Birinci kısım çok zahmetlidir, tıkanır, kesilir. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Fakat her yerde kuyuları kazıp su çıkarmaya ehil olanlar, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>zahmetsiz her bir yerde suyu buldukları gibi, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>aynen öyle de: Ulema-i ilm-i kelâm, esbabı, nihayet-i âlemde teselsül </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>ve devrin muhaliyetiyle kesip,<b> sonra </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Vâcibü’l-Vücudun vücudunu onunla ispat ediyorlar. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Uzun bir yolda gidiliyor<b>. </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><u>Amma <b>Kur’ân-ı Hakîmin minhâc-ı hakikîsi ise, </b></u></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b><u>HER YERDE SUYU BULUYOR, ÇIKARIYOR. </u></b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b><u>Her bir âyeti, birer ASÂ-YI MÛSÂ gibi, </u></b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><u><b><em>nereye vursa âb-ı hayat fışkırtıyor.</em></b>‘<b>Herşeyde Allah’ın birliğini gösteren </b></u></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><u>bir delil vardır.’<em> düsturunu herşeye okutturuyor!..”</em></u></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><u><b>(</b>26.mektup)</u></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b> “</b>Âlemde herbir şey, bütün eşyayı kendi Hâlıkına verir…</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Evet, her bir eser, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>hususan zîhayat olsa, kâinatın küçük bir misal-i musağğarıdır </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>ve âlemin bir çekirdeğidir ve küre-i arzın bir meyvesidir. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Öyle ise, o misal-i musağğarı, o çekirdeği, o meyveyi icad eden, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em>herhalde bütün kâinatı icad eden yine O’</em><b>(</b><b>ﷻ</b>)<em>dur. </em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Çünkü, meyvenin mucidi, ağacının mucidinden başkası olamaz. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Öyle ise, herbir eser, bütün âsârı Müessirine verdiği gibi, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>her bir fiil dahi, bütün ef’âli Fâiline isnad eder…</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>( 26. Söz)</b></em></p>
<blockquote style="text-align:justify;"><p><b><b><em>Risale-i Nur</em></b> ise çiçeğe  nazar ettiği zaman, oradaki harika ve intizamlı işlere dikkat kesilip, onun içinde ilim, irade ve kudreti, intizam ve ihtişamı, bir ismin arkasında bütün isimlerle okutur!..</b></p></blockquote>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em>“Demek, Muhyî kimin ismi ise, kâinatta nurlu ve muhît olan Hakîm ismi de O’</em><b>(</b>ﷻ)<em>nundur </em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em>ve bütün mahlûkatı şefkatle terbiye eden Rahîm ismi de O’</em><b>(</b>ﷻ) <em>nundur </em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>ve bütün zîhayatları keremiyle iaşe eden Rezzâk ismi dahi </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em>O’</em><b>(</b>ﷻ)<em>nun ismidir, ünvanıdır, ve hâkezâ&#8230;”</em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>(</b>26. söz)</em><br />
</b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/09a10-103f11_b9729c258da848a8aff15832dd57f7d6mv2.jpg"></p>
<p><b><br />
</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>“Demek, her bir isim, her bir fiil, her bir eser öyle bir burhan-ı vahdâniyettir ki, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>kâinatın sahifelerinde ve asırların satırlarında yazılan </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>ve mevcudat denilen bütün kelimâtı, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Kâtibinin nakş-ı kalemi olduğuna delâlet eden birer mühr-ü vahdâniyet, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>birer hâtem-i ehadiyettir.”</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>(26. Söz)</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em>Sual-2</em></b> <em>“Ehl-i tasavvufun bir kısmı, tevhid içinde tam huzuru kazanmak için, </em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Lâ meşhûde illâ Hû</b> deyip kâinatı unutur, nisyan perdesini üstüne çeker, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>sonra tam huzuru bulur. </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em>Ve diğer bir kısmı, hakikî tevhidi ve tam huzuru bulm</em>a<em>k için, </em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Lâ mevcude illâ Hû</b> diyerek kâinatı hayale sarar, ademe atar, sonra huzuru tam bulur!..”</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b>(26. Söz)</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>(<em>Lâ meşhûde illâ Hû</em> ve <em>Lâ mevcude illâ Hû-</em></b> yani O’ndan başka Varlık yoktur!..</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>ve O’ndan başka görünen yoktur!.. ), </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>tasavvuftaki manasıyle; Allah’tan başka varlık olmadığını, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>var olanın sadece, Allah’ Azze ve Celle olduğunu ifade etmektir!.. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>Velayet makamın da, istiğrak halinde söylenmesi doğru olan bir sözdür!.. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>V’elâkin, Üstadımızın(r.a) zikrettiği  gibi;</b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>“Bir sözün güzelliği, mükemmelliği, yüksekliği ve derinliği dört unsura bağlıdır: </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>Mütekellim, muhatap, maksat ve makam.. “</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>(25.söz-2. Şule)</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Ama </b><b>Mütekellim</b> Alim,ise, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Muhatap </b>Mahlukat, ise,</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Maksat </b>tebliğ,ise,</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b> <b>Makam da </b>Halk ve Mevcudat ise, </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em>Allah’a imanın dışında,  </em><b><b>iman HAKİKATLERİNİN SAİR RÜKÜNLERİNİ</b> </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>aklen ve ihata olarak idrak edememekten gelen bir dalalete kapı açabilir!.. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Hele akılların maddiyata sukut ettiği, düştüğü bu zaman da; </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>çok katarlı bir yol olup, ihtiyar edilmesi mümkün değildir!..</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em><b>Vahdetu’l- vücudd</b>a</em> <em>eşya tamamen inkâr ediliyor; </em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em><b>vahdetu’ş- şuhûdd</b>a ise, sadece unutmak ve hatıra getirmemek esası var.</em> </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Üstelik Allah’a iman rüknünde de, </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>sadece Vücüd ve şuhud, sıfatlarından bakmak, diğer isimler gibi, </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Evvel, Ahir, Zahir, Batın</b> hükümlerinin üzerinde tecelli ettiği </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Esma-i Hüsna</b>’yı nisyan perdesine</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>sarıp hakikatlerine bakmamak, görmemek demektir!.. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Bu da Marifetullah için  yakin mertebelerin </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>(ilme’l, ayne’l, hakke’l yakîn ) de kişiye has bir sülük olmaktan öteye gitmeyen bir yoldur!..</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Ehl-i sünnet, </b>Allah’ın dışında, eşyanın ve mahlûkatın da varlığını kabul etmiştir. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Vahdet-i vücud, </b>manevî yol kat’ etme esnasında </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>bir cezbe, bir sarhoşluktur; <b>muhakeme ve aklın iptalidir…</b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Sahabe Mesleği:</b> </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Bu meslekte, Allah’ın varlığının dışında, eşyanın vücudu ne inkâr edilir </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>ne de nisyan perdesine sarılır. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Eşya, varlık olarak sabittir;<b> </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Allah’ın isim ve sıfatlarını gösteren bir san’attır, bir mükemmel tarif edicidir.</b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Eşya,</b> Allah’ın sadece varlık ve birliğini göstermiyor, </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>O’nu bütün isim ve sıfatları ile tarif ediyor. </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Bu yüzden tam ve kâmil bir imanı temin ediyor. </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Onun için Kur’an, kâinat kitabını okutturan ve ders veren bir muallim gibidir. </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>İşte <b>sahabeler </b>bu vechi ile <b>Kur’an-ı Kerimi ve kainât kitabını mükemmel bir şekilde </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>okudukları için, tasavvuf ve kelamın en büyük üstadları, </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>en küçük sahabeye yetişemiyorlar. <b>Risale-i Nur da aynı meslek üzerine gidiyor…</b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>İmani meselelerde Gavs-ı âzam</b> makamında olan <b>RİSALE-İ NUR, </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>bu mesele de, muhteşem bir konu bütünlüğüne sahiptir!..</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em>“Hâlık-ı Âlemi </em><b>(</b>ﷻ) <em>bize târif ve ilân eden deliller ve burhanlar, </em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Lâyüad &#8211;</b>sayısız- ve <b>lâyuhsâ</b> –sınırsız-<b>dır. </b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>O delillerin en büyükleri üçtür.</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Birincisi:</b> Bazı âyetlerini gördüğün, işittiğin şu <b>kitab-ı kebir-i kâinattır.</b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>İkincisi: </b>Bu kitabın âyetü&#8217;l-kübrâsı ve divan-ı nübüvvetinin hâtemi </b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>ve künûz-u mahfiyenin miftahı olan <b>Hazret-i Muhammed Aleyhissalatü Vesselâmdır.</b></b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>Üçüncüsü:</b> Kitab-ı âlemin tefsiri ve mahlûkata karşı Allah&#8217;ın hücceti olan <b>Kur&#8217;ân&#8217;dır.</b>”</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b>(Mesnevi-i Nuriye)</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b> “Evet, bir sineği ihyâ eden, bütün hevâmı -haşerayı- ve küçük hayvânâtı icad eden </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>ve arzı ihyâ eden Zât olacaktır. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Hem Mevlevî gibi zerreyi döndüren kim ise, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>müteselsilen mevcudatı tahrik edip, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>tâ şemsi seyyârâtıyla gezdiren aynı Zât olmak gerektir. </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Çünkü kanun bir silsiledir; ef’âl onunla bağlıdır.”</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><em><b><b>(</b>26.söz)</b></em></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b> “Güneş de bir delildir onlara, akar gider yörüngesinde….</b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Ne güneş aya kavuşabilir, ne gece gündüzün önüne geçebilir.”</b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>(Yasin,36,40) </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Demekle, zaman denen kavramın kendi dehrinde dönüp, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>bir menzile doğru akması;</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>Mevlevi gibi, günü yeni bir güne, yılı yeni bir yıla, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>zihayatın nesillerini de yeni nesillere devrederek, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>her varlığı kendi aleminde, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>hem de bütün alemlerin içinde, günler, </b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>yıllar ve asırlar deveranında  seyeran ettirin Zat, Aynı Zat’tır!..</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b><b><em><b>“Ve baharda,(yeniden haşredip) bir emirle suhuletle bir sineği ihya ettiği gibi, </b></em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em><b>bütün sineklerin taifelerini </b></em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em><b>ve bütün nebatatı ve hayvancıkların ordularını kudretindeki hikmet </b></em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em><b>ve mizanın sırrıyla, </b></em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em><b>aynı emirle, aynı kolaylıkla diriltip meydan-ı hayata sevk eder. ”</b></em></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>(Şualar)</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b> </b> <b><em>MABUD-U İLAHİ</em> olan Rabb’il Alemin <b>(</b>ﷻ); </b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Kur’an-ı  Azimüşşan’</b> da şöyle buyurmuştur, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>“O’<b>(</b>ﷻ)nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur.”</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>(İsra-44)</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>    Selef-i sâlihînden İbn-i Abbas (r.a) </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>“<b>Ben cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım</b>”</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>(zariyat-56) </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>mealindeki Kur’ân âyetini tefsir ederken, ‘<b>li ya’budûn</b>,’ </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>yani ‘bana ibadet etsinler diye’ lâfzının </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>‘li ya’rifûn’</b> mânâsını içerdiğini hep ifade etmişlerdir<em> </em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Yani, ibadet, marifet içindir.</b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>O halde <b>SAMED</b> sıfatına malik  olan   <b><em>MAKASID-I İLAHİ</em></b>’nin  ibadetten kastı, </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><em>MEİŞET-İ İLAHİSİ</em>’</b>nin bilinmesidir!..</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b><b>Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” </b></b></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><em><b>(Acluni, Keşfü&#8217;l-Hafa, II/132)</b></em></b></p>
<p style="text-align:justify;"><b> “Allahım!.. </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>“Benim ve benden evvelki peygamberlerin sözleri içinde en faziletlisi </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b><b>Lâ ilâhe illâllah’</b>tır<b>”</b> </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>buyuran <b>zâta</b> ve <b>âl ve ashabına salât ve selâm et!..”</b>  -Amin!..</b></p>
<p style="text-align:justify;"><b> [Muvatta’, Kur’ân: 32; Hac: 246; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ, 1:153; </b></p>
<p style="text-align:justify;"><b>el-Elbânî, Sahihu’l-Câmii’s-Sağîr, no. 1113] </b></p>
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;">
<p style="text-align:justify;"><b>Bab-ı Şefkat NUR</b></p>
<p><img decoding="async" src="http://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/03/c011a-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg"></p>
<p style="text-align:justify;">
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/meyvenin-mucidi-agacinin-mucidinden-baskasi-olamaz-2/">MEYVENİN MUCİDİ, AĞACININ MUCİDİNDEN BAŞKASI OLAMAZ</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/meyvenin-mucidi-agacinin-mucidinden-baskasi-olamaz-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>NEDEN KÂFİR MÜSLİME, KUVVET HAKKA GALİPTİR?</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/neden-kafir-muslime-kuvvet-hakka-galiptir/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/neden-kafir-muslime-kuvvet-hakka-galiptir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 18 Feb 2022 09:16:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://neden-kâfi-r-müsli-me-kuvvet-hakka-gali-pti-r</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yani, “Madem ki hak üstündür, ona üstün gelinmez. Kâfirlerin Müslümanlara, kuvvetlinin haklıya galip gelmesine ne dersiniz?” “Dedim: Dört noktaya bak; bu müşkül de hallolur. Birinci nokta şudur: Her hakkın her vesilesi hak olması lâzım değildir. Öyle de, her bâtılın her vesilesi bâtıl olması yine lâzım değildir.”-Lemeât Rabbimiz en büyük Mürşid-i Kamil olan Kur’an-ı Azimüşşan’da şöyle [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/neden-kafir-muslime-kuvvet-hakka-galiptir/">NEDEN KÂFİR MÜSLİME, KUVVET HAKKA GALİPTİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Yani,<em> “Madem ki hak üstündür, ona üstün gelinmez. Kâfirlerin Müslümanlara, kuvvetlinin haklıya galip gelmesine ne dersiniz?”</em></b></p>
<p><b><b>“<em>Dedim:</em></b><em> Dört noktaya bak; bu müşkül de hallolur.</em></b></p>
<p><b><br />
</b><b><em><b>Birinci nokta şudur:</b> Her hakkın her vesilesi hak olması lâzım değildir. Öyle de, her bâtılın her vesilesi bâtıl olması yine lâzım değildir</em>.”-Lemeât</b></p>
<p><b>Rabbimiz en büyük Mürşid-i Kamil olan Kur’an-ı Azimüşşan’da şöyle buyurmuştur;</b></p>
<p><b><b>&#8220;İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır.&#8221;</b><em>(Necm, 53/39)</em></b></p>
<p><b>İşte  bu Ayet-i Celile’ de de açıkça beyan edildiği gibi, Üstadımız,  Cenab-ı Hakk’ın, varlık üzerinde  takdir ettiği önemli bir kanuna dikkat çekmektedir!..</b></p>
<p><b> Bu gerçeği bir misalle belki daha iyi özetleyebiliriz; </b></p>
<p><b>hani çok bilinen tavşanla kablumbağanın yarış hikayesi vardır. </b></p>
<p><b>Tavşan yarışı kazanacağından emin olduğundan, işine gerekli önemi vermez, menzile varmadan uyur kalır,</b></p>
<p><b>Kablumbağa ise kaybetme korkusuyle daha fazla gayret gösterip, dinlenmeden çalışır ve kazanır!.. </b></p>
<p><b>Bir başka açıdan söylemek gerekirse; Mesela, ilim, teknik ve marifet daima zaferin şartıdır!.. Bu üstünlük kimin elinde ise  gayri ihtiyari muzaffer olan da o olacaktır!..<br />
“<em>Cenab-ı Hak, neticeleri sebeblere bağlamakla, intizamı temin eden bir düzeni kâinatta hakim kılmış. Ve herşeyi, o nizama uymaya  ve o nizamla yaşamaya, varlığını devam ettirmeye sevk etmiştir. Ve bilhassa insanı da, o sebebler dairesini gözetmeye ve o düzene bağlı olmaya mükellef kılmıştır.”</em> -İşaratü’l-İ’caz</b></p>
<p><b><b>Ve nitekim Efendimiz</b><b> ﷺ</b><b>;<em> </em>&#8220;Amel ediniz!.. Herkese ezelde takdir edilmiş olan şeyi yapmak kolay olur!..</b>” buyurmuştur!..</b></p>
<p><b><b><b>NEDEN KÂFİR MÜSLİME, KUVVET HAKKA GALİPTİR?”-2</b></b></b></p>
<p><b><u><b>İkinci ve üçüncü nokta şudur:</b> “<em>Her   Müslimin her vasfı  Müslim olmak vâcip iken, haricen her dem vaki, sabit değildir. Öyle de, her kâfirin her vasfı kâfir olmak, küfründen neş’et etmek yine lâzım değildir. Her fâsıkın her vasfı fâsık olmak, fıskından neş’et etmek, öyle de, her dem sabit değildir</em>.”-lemeât</u></b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/20a0c-103f11_c7d1ddb52393411c8b4ec252f43638f3mv2.jpg"></p>
<p><b>Yine Kur’an-ı Kerim de Yüce Rabbimiz, Varlığı, bilhassa insanı yaratmaktaki  maksad ve matlubun RAHMAN olmasından husule geldiğini beyan etmektedir!..</b></p>
<p><b>Yine Risale-i Nurlar’da Üstadımız, kainat üzerinde dört büyük kuvvetin, bütün isim ve sıfatların üzerin tam bir muktediriyetle okunduğunu ifade eder;  ADALET, KUDRET, HİKMET ve RAHMET!.. </b></p>
<p><em><b>Bir iş görüleceği zaman, kalplerdeki inançlar değil, bu sıfatlar çarpışırlar.</b></em></p>
<p><b>Burada mesele insandaki sıfatlar alemi yönünden ele alınır. </b></p>
<p><b>Bütün güzel sıfatlar Allah Kelâm’ında zikredilmiş ve Resulullah (a.s.m.) tarafından da en güzel şekilde sergilenmiştir. </b></p>
<p><b>Şu var ki amelde nefsin, şeytanın, günahların ve imtihan şartlarının etkisiyle, bir Müslüman bu güzel sıfatların tümünü hayatında sergilemeyi başaramayabilir. </b></p>
<p><b>Bir gayri müslim bu sıfatlara sahipse ve yine bir Müslüman bu sıfatlardan mahrumsa, o gayri müslimin Müslümandan daha zengin olması beklenen bir sonuçtur. </b></p>
<p><em><b>Burada kâfir Müslümana değil, MÜSLİM SIFATLAR GAYRİ MÜSLİM SIFATLARA GALİP GELMİŞLERDİR. </b></em></p>
<p><b>Ve sonuç, sıfatlar aleminde, yine hakkın olmuştur. </b></p>
<blockquote><p><b>Netice itibariyle, Şeriat kanunlarına hakkıyla riayet eden, Ahiret hayatının saadetini,  Kevn-i kanuna-tabiat- riayet eden dünya hayatının saadetini kazanır. Her ikisine riayet eden ikisinde de aziz olur!..</b></p></blockquote>
<p><b><b><b>NEDEN KÂFİR MÜSLİME, KUVVET HAKKA GALİPTİR?”-3</b></b></b></p>
<p><b><b>Dördüncü nokta şudur:</b> “<em>Bir hak bilkuvve kalmış. Yahut kuvvetsiz kalmış. Ya mahlûttur, hem mahşuş. Ona da bir inkişaf, ya bir taze kuvvet vermek lâzım gelmiştir.”-</em>Lemeât</b></p>
<p><b>Dördüncü nokta tamamen Hikmete bakar, Zira zaman ve neticeler itibariyle güzelliği ve ihtişamı bilinir.</b></p>
<p><b>Kapkaranlık bir gecenin, güneşin nurlu yüzüne hamile olduğu gibi!.. </b></p>
<p><b><br />
kupkuru bir tohumun yaş ağacı, yaş ağacın tatlı meyveyi sunduğu gibi!..</b></p>
<p><b>Nice musibetler büyük hayırları, büyük hayırlar ebedi saadeti netice verdiği gibi!..</b></p>
<p><b>İslam hakikatlerini tetikleyip dış aleme çıkartacak dış etken ve kuvvet ise onun rakibi olan küfür ve batıldır. Bu yüzden Allah bazen ve geçici olarak küfür ve batıla yol veriyor ki, yatmış ve gizlenmiş olan İslam hakikatlerinin inkişaf etmesine ve yayılıp neşir ve ihyasına vesile olmasına hizmet etsin.</b></p>
<p><b>Aynen bunun gibi; bütün haksızlıklar hakkın güzel yönünü, bütün şerler hayrın nurlu yüzünü, bütün batıllar da İSLÂM’ın  hak ve  hayattar, hayırlı, nurani ebedi yolunun zuhruna delil ve bürhan olurlar!..</b></p>
<p><b>Bab-ı Şefkat NUR</b></p>
<p><img decoding="async" src="http://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/02/58ba8-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/neden-kafir-muslime-kuvvet-hakka-galiptir/">NEDEN KÂFİR MÜSLİME, KUVVET HAKKA GALİPTİR?</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/neden-kafir-muslime-kuvvet-hakka-galiptir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKILLARI MÂRİFETULLAHA, ZEKÂLARI İLME KÜS OLANLAR…</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/akillari-marifetullaha-zekalari-ilme-kus-olanlar/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/akillari-marifetullaha-zekalari-ilme-kus-olanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Feb 2022 19:36:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://akillari-mâri̇fetullaha-zekâlari-i̇lme-küs-olanlar-1</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Fâsıklar öyle kimselerdir ki, Allah’a itaatten çıkıp, mîsak-ı ezelîde yaptıkları ahidlerini bozarlar ve Allah’ın akrabalar ve mü’minler arasında emrettiği bağlantıyı keserler; yeryüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarırlar.” (Bakara,27) “O fasıklar, Allah’ın akrabalar ve mü’minler arasında emrettiği bağları keserler.” (Bakara,27) “Bu cümledeki emir, iki kısımdır. Birisi, teşriîdir ki, sıla-i rahim ile tâbir edilen akraba ve mü’minler arasında [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/akillari-marifetullaha-zekalari-ilme-kus-olanlar/">AKILLARI MÂRİFETULLAHA, ZEKÂLARI İLME KÜS OLANLAR…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><b>“Fâsıklar öyle kimselerdir ki, Allah’a itaatten çıkıp, </b></b></p>
<p><b><b>mîsak-ı ezelîde yaptıkları ahidlerini bozarlar </b></b></p>
<p><b><b>ve Allah’ın akrabalar ve mü’minler arasında emrettiği bağlantıyı keserler; </b></b></p>
<p><b><b>yeryüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarırlar.”</b> </b></p>
<p><b>(Bakara,27)</b></p>
<p><b><b>“O fasıklar, Allah’ın akrabalar ve mü’minler arasında emrettiği bağları keserler.”</b> (Bakara,27)</b></p>
<p><em><b>“Bu cümledeki emir, <b>iki kısım</b>dır. </b></em></p>
<p><em><b><b>Birisi,</b> </b></em></p>
<p><em><b>teşriîdir ki, <b>sıla-i rahim ile tâbir edilen akraba </b></b></em></p>
<p><b><em>ve mü’minler arasında <b>şer’an</b> emredilen <b>muvasala hattıdır.</b></em> </b></p>
<p><b>(İşârâtü’l-İ’câz)</b></p>
<p><b><em><b><b>Yani; </b></b></em></b></p>
<p><b><b>Allah’ın kelam sıfatından gelen ve vahiy ve peygamberler vasıtası ile </b></b></p>
<p><b><b><b>insanlığa gönderilen <em>dinler</em>dir</b>. </b></b></p>
<p><b><b>Dinler insanların ibadet ve toplumsal hayatlarını tanzim eden </b></b></p>
<p><b><b>ve <b>insanlara haktarehberlik eden</b> <b>semavi emir ve yasaklardır. </b></b></b></p>
<p><b><b><b>Bu şeriata uyan</b>, hem dünya hayatında hem de ahiret hayatında <b>mesut ve bahtiyar olur.</b> </b></b></p>
<p><b><em><b>“Diğeri, </b></em></b></p>
<p><em><b>emr-i tekvînîdir ki, </b></em></p>
<p><b><em><b>fıtrî kanunlarla</b> <b>âdetullahın tazammun</b> ettiği <b>emirlerdir.”</b></em><b> </b></b></p>
<p><b>(İşârâtü’l-İ’câz)</b></p>
<p><b>Yani; </b></p>
<p><b>Allah’ın irade <b>ve kudret sıfatından</b> gelen <b><em>tekvini şeriat</em></b>tır. </b></p>
<p><b>Yani kainata konulmuş bütün <b>kanun </b>ve <b>adetullahlardır. </b></b></p>
<p><b>Çekirdeğin bir sistem ile çatlayıp büyümesi, </b></p>
<p><b>yıldızların hassas bir şekilde yörünge içinde hareket etmeleri, </b></p>
<p><b>bütün <b>canlıların hayat şartlarının ve rızıklarının</b> mükemmelen </b></p>
<p><b><b>tanzim ve tedbir edilmesi, </b></b></p>
<p><b>hepsi irade sıfatından gelen şeriatın meseleleri ve hükümleridir.</b></p>
<p><b>İşte, <b>nasıl kelam sıfatından gelen dinin hükümlerine uymak, </b></b></p>
<p><b>insanların ve cinlerin görev ve vazifesi ise, </b></p>
<p><b>şu <b>irade sıfatından gelen fıtri ve tekvini şeriata da uymak</b></b></p>
<p><b> yine bütün <b>insanların ve cinlerin görev ve vazifesidir. </b></b></p>
<p><b>Dine uymayanların ekserisi ahiret hayatında ceza çekerler; </b></p>
<p><b>ama fıtri şeriata, <b>yani kainatın bilimsel yasalarına uymayanlar</b> </b></p>
<p><b>peşinen cezasını bu dünyada <b>fakir ve zelil </b>olarak çekerler. </b></p>
<p><b>Bu, <b>mümin olsun kafir olsun fark etmez. </b></b></p>
<p><b><b>Kainattaki adet</b> ve <b>kurallara uymayanların</b> peşinen<b> zelil </b></b></p>
<p><b>ve<b> hakir </b>olmaları <b>Allah’ın değişmez bir kanunudur…</b></b></p>
<p><em><b>“Meselâ, </b></em></p>
<p><em><b><b>ilmin i’tâsı -insana ihsan edilmesi-, mânen ameli</b> emrediyor; </b></em></p>
<p><em><b><b>zekânın i’tâsı-insana ihsan edilmesi-, ilmi</b> emrediyor;</b></em></p>
<p><em><b><b>istidadın bulunması, zekâyı</b>; </b></em></p>
<p><em><b><b>aklın verilmesi, marifetullahı</b>; </b></em></p>
<p><em><b><b>kudretin verilmesi, çalışmayı</b>; </b></em></p>
<p><b><em><b>cesaretin verilmesi, cihadı</b> mânen ve <b>tekvînen emrediyor.”</b></em> </b></p>
<p><b>(İşârâtü’l-İ’câz)</b></p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/74e3f-103f11_6bf1cc0d939e4baea2b87ed148c4cb8bmv2.jpg" /></p>
<p><b>Allah da <b>insana</b> birçok kabiliyet, <b>duygu, zaman, ömür, hayat</b> vesaire gibi nimetler vermiş. </b></p>
<p><b>Bu <b>nimetlerin </b>verilme <b>amacı</b> ise <b>Allah’ı tanımak</b>, <b>sevmek</b> ve <b>O’na kullukta bulunmaktır</b>.</b></p>
<p><b>Mesela<b>, ilmin verilmesi amel etmek için</b>, akıl tefekkür etmek için, </b></p>
<p><b><b>kalp Allah’ı sevmek için insana verilmiş. </b></b></p>
<p><b>Biz bu duyguları farklı yerlerde kullanırsak, </b></p>
<p><b>mesela </b></p>
<p><b><b>ilmi mal toplamakta </b></b></p>
<p><b><b>ve şöhrette,</b></b></p>
<p><b><b> aklı şerde, </b></b></p>
<p><b><b>kalbi de mecazi sevgilerde kullanırsak, </b></b></p>
<p><b><b>veya akraba, yakın v.s gibi akrabalık ve yakınlık bağlarını koparıp, </b></b></p>
<p><b><b>gönülleri dağlamışsak,</b></b></p>
<p><b>böylece kalbin, muhabbet hususunda verilme amacına ihanet etmiş oluruz ki, </b></p>
<p><b><b>bunun cezası cehennem azabıdır!..</b></b></p>
<p><b><b>“ Hayır! Andolsun ki o, hutameye atılacaktır.</b></b></p>
<p><b><b> Nedir o hutame bilir misin?</b></b></p>
<p><b><b>Allah’ın tutuşturulmuş ateş&#8230;</b></b></p>
<p><b><b>Uzatılmış direklere bağlı olarak içine hapsedildikleri, yükselip yürekleri saran ateş!..</b></b></p>
<p><b>(Hümeze-4,5,6,7,9)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>“Burada dünyadayken gönül incitip yürek yakan suçluların, günah­kârların </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>–<b>zindandaki mahpuslar, esirler gibi– uzun direklere, sütunlara bağlandıkları, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ateşten kaçıp kurtulmanın mümkün olmadığı bir cehennem tasviri yapılmaktadır. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Öyle ki, her şeyi yakıp kavuran ateş, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>ta yüreklere kadar bütün vücudu sarıp kuşatıyor! </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Çünkü o günahkâr da dünyada zayıf, çaresiz <b>mâsumların yüreklerini yakmıştı. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Her kötülük önce kalptedir, oradan başlar </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve sonrasında inkâr, hakaret, küfür, alay, aşağılama, çekiştirme, saldırı </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>vb. eylemler olarak dışa taşar. <b>Onun için âyette azabın da kalpleri saracağı belirtilmiştir.”</b></b></p>
<p><b><br />
<em><b>(</b>Kur&#8217;an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:687)</em></b></p>
<p><b>Çok zeki insanlar var ki <b>zeka kabiliyetini verimli kullanamıyor</b> </b></p>
<p><b>ve boşuna zayi ediyor.</b></p>
<p><b><b> Potansiyel zekilik</b> kabiliyet olurken, </b></p>
<p><b>bu <b>zekanın işletilmesi</b> ve <b>çalışması ise bilfiil zeka oluyor…</b></b></p>
<p><b><em>“İşte o fâsıklar, </em></b></p>
<p><em><b>bu gibi şeylerin arasında <b>şer’an ve tekvînen tesis edilen muvasala hattını kesiyorlar. </b></b></em></p>
<p><em><b>Meselâ, </b></em></p>
<p><em><b><b>akılları mârifetullaha</b>, </b></em></p>
<p><em><b><b>zekâları ilme küs</b> olduğu gibi,</b></em></p>
<p><em><b> <b>akrabalara ve mü’minlere dahi dargın olup, gidip gelmiyorlar.”</b></b></em></p>
<p><b>(İşârâtü’l-İ’câz)</b></p>
<p><b> <b>“Yeryüzünde fesat ve bozgunculuk çıkarırlar.”</b> </b></p>
<p><b>(Bakara,27)</b></p>
<p><em><b>“Evet, <b>fıskla bozulan</b> bir adam, <b>bataklığa düşüp çıkamayan bir şahıs gibi, </b></b></em></p>
<p><em><b><b>çokların da o bataklığa düşmelerini istiyor</b> ki, </b></em></p>
<p><em><b>maruz kaldığı <b>o dehşetli hâlet, bir parça hafif olsun. </b></b></em></p>
<p><em><b>Çünkü </b></em></p>
<p><b><b><em>musibet umumî olursa hafif olur…</em></b></b></p>
<p><b><em>Ve keza, </em></b></p>
<p><b><em><b>bir şahsın kalbinde bir ihtilâl, </b></em></b></p>
<p><b><em><b>bir fenalık hissi uyanırsa, </b></em></b></p>
<p><b><em><b>yüksek hissiyatı, </b></em></b></p>
<p><b><em><b>kemâlâtı sukut etmeye başlar; </b></em></b></p>
<p><em><b>kalbinde <b>tahribata,</b> <b>fenalığa bir meyil, bir zevk peyda</b> olur. </b></em></p>
<p><em><b>Yavaş yavaş <b>o meyil kalbinde büyür</b>; sonra o şahıs, </b></em></p>
<p><b><b><em>bütün lezzetini, zevkini tahribatta, fenalıkta bulur.”</em></b> </b></p>
<p><b>(İşârâtü’l-İ’câz)</b></p>
<p><b><b>Kalp, boşluğu kabul etmez.</b> </b></p>
<p><b>Kalbe ya hayır ya şer, </b></p>
<p><b>ya fenalık ya iyilik, </b></p>
<p><b>ya güzel hissiyat ya çirkin duygular hükmeder…</b></p>
<p><b><b>Allah,<em> imtihan gereği </em></b></b></p>
<p><em><b><b>şerrin, çirkinliğin ve fenalığın içine de bir lezzet koymuştur… </b></b></em></p>
<p><b>İnsan bu <b>menhus</b> ve <b>cüzi lezzete aldanıp şerre müptela olursa, </b></b></p>
<p><b>duyguları artık <b>şer hesabına çalışmaya başlar</b>…</b></p>
<p><b><b>Kalbi</b> iman mekânı olmak yerine <b>fesat yuvası</b> haline gelir&#8230;</b></p>
<p><em><b>“İşte o vakit, o şahıs<b>, tam mânâsıyla arzda yırtıcı bir hayvan</b>, </b></em></p>
<p><em><b><b>ihtilâli çıkarıp büyüten bir belâ, fesadı durmayıp karıştıran bir âfet kesilir!..”</b> </b></em></p>
<p><b>(İşârâtü’l-İ’câz)</b></p>
<p><b><b><b>“Münafıkların erkekleri de kadınları da birbirlerine benzerler. </b></b></b></p>
<p><b><b><b>Kötülüğü emreder, iyilikten sakındırırlar </b></b></b></p>
<p><b><b><b>ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar. </b></b></b></p>
<p><b><b><b>Allah&#8217;ı unuttular da, </b></b></b></p>
<p><b><b><b>Allah da onları unuttu… </b></b></b></p>
<p><b><b><b>Gerçekten de münafıklar hep fâsık kimselerdir.”</b></b></b></p>
<p><b><b><b>(Tevbe,67)</b></b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>“…Kim, Allah&#8217;ın indirdiği ile hükmetmezse,</b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>işte onlar fâsıkların ta kendileridir.” </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>(Maide,47</b>) </b></p>
<p><b><b><em><b>“Allah Resûlü, “İnsanların en kötüsü, </b></em></b></b></p>
<p><b><em><b><b>kötülüğünden dolayı insanların kendisinden sakındığı kimsedir.”</b></b></em></b></p>
<p><b><b>(MU1639 Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 1.)</b></b></p>
<p><b> <b>&#8220;Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler, yakınlığı bulunanlara, yoksullara, </b></b></p>
<p><b><b>Allah yolunda hicret edenlere birşey vermemeye yemin etmesinler, </b></b></p>
<p><b><b>affetsinler, geçsinler. </b></b></p>
<p><b><b>Allah`ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz?&#8221;</b> </b></p>
<p><b>(en-Nur, 24/22). </b></p>
<p><b>Diğer <b>bir âyette</b> de cahillere uyulmaması, <b>af yolunun tutulması emredilir</b>!..</b></p>
<p><b>(el-A`raf, 7/199). </b></p>
<p><b><b>&#8220;Sizin affetmeniz takvaya daha yakındır!..&#8221;</b> </b></p>
<p><b>(el-Bakara, 2/237). </b></p>
<p><b>Hz. Peygamber <b> (<b>ﷺ</b>)</b> de bağışlamayı üstün ahlâkın üç niteliği arasında sayar: </b></p>
<p><b><b>&#8220;Ey Ukbe, dikkat et, sana dünya ve âhiret ehlının </b></b></p>
<p><b><b>en üstün ahlâkından haber vereyim. </b></b></p>
<p><b><b>Gelmeyene gitmen, vermeyene vermen </b></b></p>
<p><b><b>ve sana kötülük edeni bağışlamandır!..&#8221;</b>(Ibn Ebi`d-Dünya)</b></p>
<p><b>Bab-ı Şefkat NUR</b></p>
<p><b><img decoding="async" src="http://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/02/19961-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg" /> </b></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/akillari-marifetullaha-zekalari-ilme-kus-olanlar/">AKILLARI MÂRİFETULLAHA, ZEKÂLARI İLME KÜS OLANLAR…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/akillari-marifetullaha-zekalari-ilme-kus-olanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AKLIM YÜRÜYÜŞ YAPARKEN, BAZEN KALBİMLE ARKADAŞ OLUR…</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/aklim-yuruyus-yaparken-bazen-kalbimle-arkadas-olur/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/aklim-yuruyus-yaparken-bazen-kalbimle-arkadas-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Jan 2022 14:24:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://aklim-yürüyüş-yaparken-bazen-kalbi̇mle-arkadaş-olur</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Aklım yürüyüş yaparken, bazen kalbimle arkadaş olur. Kalb zevkiyle bulduğu şeyi akla veriyor. Akıl berveçh-i mutad -adeti olduğu gibi-, burhan şeklinde bir temsille ibraz ediyor.” (Mesnevi-i Nuriye-Şûle) “Meselâ Fâtır-ı Hakîmin kâinattan sonsuz bir uzaklığı olduğu gibi, sonsuz bir kurbiyeti de vardır. Evet, ilim ve kudretiyle bâtınların en bâtınında bulunduğu gibi, fevklerin de en fevkinde bulunuyor. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/aklim-yuruyus-yaparken-bazen-kalbimle-arkadas-olur/">AKLIM YÜRÜYÜŞ YAPARKEN, BAZEN KALBİMLE ARKADAŞ OLUR…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b><em> “Aklım yürüyüş yaparken, bazen kalbimle arkadaş olur. </em></b></p>
<p><b><em>Kalb zevkiyle bulduğu şeyi akla veriyor. Akıl berveçh-i mutad </em></b></p>
<p><b><em>-adeti olduğu gibi-, </em></b></p>
<p><b><em> burhan şeklinde bir temsille ibraz ediyor.” </em></b></p>
<p><b>(Mesnevi-i Nuriye-Şûle)</b></p>
<p><b><em>“Meselâ Fâtır-ı Hakîmin kâinattan sonsuz bir uzaklığı olduğu gibi, </em></b></p>
<p><b><em>sonsuz bir kurbiyeti de vardır. </em></b></p>
<p><b><em>Evet, ilim ve kudretiyle bâtınların en bâtınında bulunduğu</em></b></p>
<p><b><em> gibi, fevklerin de en fevkinde bulunuyor. </em></b></p>
<p><b><em>Hiçbir şeyde dahil olmadığı gibi, hiçbir şeyden de hariç değildir.&#8221;</em> </b></p>
<p><b>(Mesnevi-i Nuriye-Şûle)</b></p>
<p><b>Üstadımızın dediği gibi,</b></p>
<p><b>ferdiyet makamına mazhar olan <b>Risale-i Nur’un şahs-ı manevisi, </b></b></p>
<p><b><b>iman konusunda</b> en yüksek bir <b>Gavs-ı Azam makamındadır!..</b> </b></p>
<p><b>Burada bahsedilen konu <b>İman hakikatleri</b>nden,</b></p>
<p><b>Allah’a iman rüknü’nde Allah’ın <b>Muhalefetün li’l-havadis </b></b></p>
<p><b>ve <b>kıyam bi’nefsihi</b> denilen <b>Zatî/Selbî sıfatlarından</b> bahsetmektedir;</b></p>
<p>Ezeli olmanın ayrılmaz özelliği olan <b>“başkasına benzememe” </b>sıfatı,</p>
<p>yaratıcı olmanın olmazsa olmaz şartıdır.</p>
<p>Madem <b>“aciz, fakir, muhtaç, ölümlü, fani, sonradan var edilmiş” </b>bir dünya var,</p>
<p>elbette, bu dünyanın/bu kâinatın sıfatlarından münezzeh bir yaratıcı vardır.</p>
<p>Demek ki, kâinat <b>“zıddıyet”</b> noktasında,</p>
<p>Allah’ın <b>“MUHALEFETUN LİL-HAVADİS” </b>sıfatına işaret etmektedir.</p>
<p><b><em>“Fâtır-ı Hakîmin kâinattan sonsuz bir uzaklığı olduğu gibi, </em></b></p>
<p><b><em>sonsuz bir kurbiyeti de vardır” sözü ile;</em></b></p>
<p>Zaman ve mekan içinde olan bir zat; ancak bir anda bir yerde bulunabilir.</p>
<p>Şayet <b>Allah, </b>kainatın içinde veya onun cinsinden olsa idi,</p>
<p>kainatı yaratıp idare edemezdi,</p>
<p>bu sebeple <b>Allah</b>, kainattan <b>Zâtı noktasından nihayetsiz uzak ve münezzehtir.</b></p>
<p><b>Buradaki uzaklık mekan açısından değil, münezzehlik açısındandır</b>.</p>
<p>Allah’ın kainatı yaratıp idare etmesi için, <b>aynı zamanda</b> kainatın <b>içinde olması gerekir.</b></p>
<p>Şayet içinde olmaz ise; <b>kainatı tedbir ve idare etmesi mümkün değildir.</b></p>
<p><b>Allah’ın kainat içinde olması ise; </b></p>
<p><b>Zat olarak değil, isim ve sıfatların tecellisi ile  olacaktır!..</b></p>
<p><b><em>“Evet, ilim ve kudretiyle bâtınların en bâtınında bulunduğu</em></b></p>
<p><b><em> gibi, fevklerin de en fevkinde bulunuyor.” beyanı ise;</em></b></p>
<p><b><em>ilim ve kudretiyle varlığa varlıktan, yani varlığın kendisinden daha yakın,</em></b></p>
<p><b>azamet ve izzeti ile de herşeyin üstündedir!..</b></p>
<p><b><em>“Hiçbir şeyde dahil olmadığı gibi, hiçbir şeyden de hariç değildir.&#8221;</em> </b></p>
<p><b>Derken de;</b></p>
<p>Meselâ,</p>
<p>bir ressamın mahareti eserinde, boyasında aranmadığı gibi,</p>
<p>marifetini,</p>
<p><b>sanatını anlatan eserde ondan hariç değildir…</b></p>
<p>Keza, insan da <b>aklın tesiri</b>, bedenin her faaliyetinde kendini gösterir,</p>
<p><b>bu yönüyle akıl bedenden hariç değildir. </b></p>
<p>Ancak, aklı bedenin organlarında aramak ve bulmak da mümkün değildir,</p>
<p><b>bu yönüyle de bedene dahil değildir.</b></p>
<p>Bir ismi Nur ve bütün esmâsı nuranî olan Cenab-ı Hak da zâtıyla</p>
<p><b>hiçbir şeye dahil olmadığı gibi, </b></p>
<p>her şey üzerinde görülen <b>uluhiyet ve rububiyet tecelllileri ve </b></p>
<p><b>varlık üzerinde tasarrufta bulunması yönüyle de hiçbir şeyin dışında değildir.</b></p>
<p>Yakınlık konusunda şu hususun da belirtilmesi gerekiyor:</p>
<p><b>Allah maddeden ve mekândan münezzeh</b> olduğu için,</p>
<p>O’na yakınlık <b>“mesafe”</b> olarak düşünülemez.</p>
<p><b>Kul marifetullahta ilerledikçe O’na yaklaşır</b>, batıl inançlara</p>
<p>ve hakikatten uzak görüşlere saptıkça O’dan uzaklaşır.</p>
<p><b>Salih amel ve takva ile Rabbine yaklaşır,</b> günah ve isyanlarla da</p>
<p>O’ndan, yâni O’nun rahmetinden uzaklaşır…</p>
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/32fd2-103f11_be2fd830ec2748b4ad6678667605f509mv2.jpg"></p>
<p><b><em>&#8220;Evet, </em></b></p>
<p><b><em>âsâr-ı rahmetine mazhar olan sath-ı arzda mâmulât-ı kudrete bak ki, </em></b></p>
<p><b><em>bir parça bu sırra vakıf olasın. </em></b></p>
<p><b><em>Meselâ, biri arzda, diğeri semâda veya biri şarkta, </em></b></p>
<p><b><em>diğeri garpta iki şeyi bir anda yaratan Sâniin, </em></b></p>
<p><b><em>o yaratılan şeylerin arasındaki uzaklık kadar uzaklığı lâzımdır. </em></b></p>
<p><b><em>Ve keza herşeyin kayyûmu olduğu cihetle de, </em></b></p>
<p><b><em>herşeyin nefsinden daha ziyade bir kurbiyeti de vardır. </em></b></p>
<p><b> (Mesnevi-i Nuriye-Şûle)</b></p>
<p><b>KIYAM BİNEFSİHİ</b> sıfatı da bir nevi kayyumiyet sıfatını da ihtiva etmektedir.</p>
<p>Buna göre, <b>sonradan var edilen hiç bir varlık</b></p>
<p>kendi başına  <b>bağımsız olarak varlığını sürdüremez</b>, ayakta kalamaz.</p>
<p>Öyleyse, onun şu andaki varlığı, <b>varlığı kendinden olan bir yaratıcının </b></p>
<p><b>varlığından</b> kaynaklanıyor.</p>
<p>Bediüzzaman Hazretleri (r.a)nin ifade ettiği gibi,</p>
<p>eğer<b> sırr-ı kayyumiyet</b> bir an <b>kaînattan yüzünü çevirse, </b></p>
<p>onları kendi hallerine bıraksa, <b>her şey ademe kaçacak</b>, yokluğa mahkum olacaktır.</p>
<p>Bununla beraber, <b>Allah’ın sıfatlarının</b> başkalarının sıfatlarına <b>benzememesi de </b></p>
<p>şu <b>“muhalefetun lil-havadis” </b>sıfatının bir nevi tecellisini göstermektedir.</p>
<p><b>Mesela:</b></p>
<p>Allah’ın <b>sonsuz ilim, kudret ve hikmetinin bir tecellisi</b> olan</p>
<p>kâinat çapındaki</p>
<p><b>harika sanat tablolarının varlığı, </b></p>
<p>hiç bir varlığın onun bu <b>“ilim-kudret-hikmet” </b>sıfatlarına benzemediğini gösterir.</p>
<p><b>Halık-ı Kerim, “ilim-kudret-hikmet” sıfatlarıyle, </b></p>
<p><b>bir ol emri verince kainatın 12o elementinden</b></p>
<p><b>bir parça çamur ile, </b></p>
<p><b>İnsan gibi akıl ve şuur ve marifet sahibi bir varlığı yaratırken,</b></p>
<p><b>Aynı harfleri bir araya getiren insan, asli sıfatlara değil, </b></p>
<p><b>gölgelerine sahip vasıfları ile </b></p>
<p><b>ancak, o harflerle insan yazabilir,  o çamurdan da o insanın suretini yapabilir…</b></p>
<p>Keza, Onun sonsuz ilim ve hikmetini gösteren <b>Kur’an-ı Kerim&#8217;in varlığı, </b></p>
<p><b>hiçbir varlığın sözünün O’nun sözlerine benzemediğini ilan eder…</b></p>
<p>Keza<b> bütün sıfatları buna teşmil edilsin…</b></p>
<p><b><em>“… Aynadaki zıl ve gölgeyle semâda bulunan </em></b></p>
<p><b><em>asıl arasındaki mesafe kadar da bu&#8217;diyeti vardır.&#8221;</em></b></p>
<p><b>(Mesnevi-i Nuriye-Şûle)</b></p>
<p>Bu meseleyi Üstadımız güneş örneği ile daha da akla yaklaştırıyor.</p>
<p><b>Güneş, ısı ve ışığı ile her şeyin yanında hazır ve nazır iken, </b></p>
<p>zatı noktasından her şeyden nihayetsiz uzaktır.</p>
<p>Aynı şekilde Allah, <b>isim ve sıfatları</b> açısından <b>her şeyin yanında hazır ve nazır</b> iken,</p>
<p><b>Zat-ı Akdesi</b> itibari ile <b>her şeyden münezzeh ve mukaddestir!..</b></p>
<p>Özet olarak;</p>
<p><b>Allah Zatı açısından kainat ve mahlukattan münezzeh ve mukaddestir; </b></p>
<p><b>isim ve sıfatların tecellileri ile,</b></p>
<p><b>her şeyin yanında ve içinde hazır ve nazırdır.</b></p>
<p><b> Demek ki; </b></p>
<p>diğerlerini saymasak bile,</p>
<p>örnek olarak sadece,</p>
<p><b>Hayy ve Kayyum sıfatlarının tecellisi olmadan </b>varlık,<b> hayatiyetini devam ettiremez!..</b></p>
<p><b> </b></p>
<p><b>Bab-ı Şefkat NUR </b></p>
<p><img decoding="async" src="http://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/01/7b5da-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg"></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/aklim-yuruyus-yaparken-bazen-kalbimle-arkadas-olur/">AKLIM YÜRÜYÜŞ YAPARKEN, BAZEN KALBİMLE ARKADAŞ OLUR…</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/aklim-yuruyus-yaparken-bazen-kalbimle-arkadas-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İmam Rabbaninin Tasavvuf Konusundaki Beyanlarına Risale-i Nur’un Bakış Açısı</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/imam-rabbaninin-tasavvuf-konusundaki-beyanlarina-risale-i-nurun-bakis-acisi/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/imam-rabbaninin-tasavvuf-konusundaki-beyanlarina-risale-i-nurun-bakis-acisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jan 2022 07:08:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılarımız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://i̇mam-rabbaninin-tasavvuf-konusundaki-beyanlarına-risale-i-nur-un-bakış-açısı</guid>

					<description><![CDATA[<p>SORU; İmam Rabbani Hz.nin 257. Mektupta geçen tasavvuf konusundaki beyanlarını Risale-i Nur’un bakış açısıyle ifade edebilir misiniz?.. “(Kalb) madde değildir. Maddesiz, ölçüsüz olan Âlem-i emirdendir. Bu yolda kalbi geçtikten sonra, kalbin üstünde olan (Rûh) mertebelerinde ilerlenir. Rûh mertebeleri bitince (Sır) denilen mertebelerde ilerlenir. Sır denilen yerler, Rûh mertebelerinin üstüdür. Bundan sonra (Hafî) denilen makâmlarda, ondan [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/imam-rabbaninin-tasavvuf-konusundaki-beyanlarina-risale-i-nurun-bakis-acisi/">İmam Rabbaninin Tasavvuf Konusundaki Beyanlarına Risale-i Nur’un Bakış Açısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b><b>SORU;</b> İmam <b>Rabbani </b>Hz.nin<b> 257. Mektupta</b> geçen tasavvuf konusundaki </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>beyanlarını Risale-i Nur’un bakış açısıyle ifade edebilir misiniz?..</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b><u><b>“(Kalb) </b>madde değildir.</u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u>Maddesiz, ölçüsüz olan Âlem-i emirdendir. </u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u>Bu yolda kalbi geçtikten sonra, kalbin üstünde olan </u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u><b>(Rûh) </b>mertebelerinde ilerlenir. Rûh mertebeleri bitince </u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u><b>(Sır) </b>denilen mertebelerde ilerlenir. Sır denilen yerler, Rûh mertebelerinin üstüdür. </u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u>Bundan sonra </u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u><b>(Hafî) </b>denilen makâmlarda, ondan sonra </u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u><b>(Ahfâ) </b>mertebelerinde ilerlenir.” (imam rabbani,257.mektup)</u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b><u>“Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur.”</u></b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><u>(bk. el-Mevahibul-Ledünniye, Aclunî, 1/265-266)</u></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em><b>“Mukteza-yı hikmet,</b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em><b> şu şecere-i hilkatin de bir çekirdekten yapılmasıdır. </b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em><b>Hem öyle bir çekirdek ki; âlem-i cismanîden başka, </b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b><b>sair âlemlerin numûnesini ve esasatını câmi&#8217; olsun.”</b> (Sözler)</b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b>257.mektupta sayılan bu beş cevherin aslı </b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b>O’nun<b>(<b>ﷺ</b>)</b> nurun evveli olan</b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b>nur –u cevherinden, insana bahşedilmiştir!..</b></em></p>
<p style="text-align: justify;">
<blockquote style="text-align: justify;"><p><b><em><b>&#8220;Vicdanın anâsır-ı erbaası ve ruhun dört havassı olan </b>&#8216;irade, zihin, his, lâtife-i Rabbaniye&#8217;<b> her birinin bir gayetü’l gayâtı var: İradenin –gayesi- ibadetullahtır. (Makamı </b><b>rızae’n-l’illâhtır) </b><b>Zihnin, -gayesi -mârifetullahtır. Makamı (</b>‘Arif’i-billah’ denilen ferasetli bir akıldır) <b>Hissin, -gayesi -muhabbetullahtır. Makamı (</b>‘Hub’bu-lillah’ bir kalptir.) <b>Lâtifenin, -gayesi- müşahadetullahtır. (Makamı Fuad’dır, yani gönül gözü-iman nazarı &#8211; mana-i harfi- denilen basirettir.) </b></em>(şuâât) </b></p></blockquote>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><em><b><b> “Ve herhalde, zîhayat içinde o fert zîşuurdan olacaktır. </b> </b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b><em>Bilki maddî ve mânevî hayat-ı Muhammediye </em><b>(ﷺ)</b><em>, âsârının şehadetiyle, </em></b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b><em>hayat-ı kâinatın hayatıdır. Ve risalet-i Muhammediye</em><b>(ﷺ)</b><em>, şuur-u kâinatın şuurudur </em></b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em><b>ve nurudur. </b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em><b>Ve vahy-i Kur&#8217;ân dahi, hayattar hakaikinin şehadetiyle, </b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em><b>hayat-ı kâinatın ruhudur ve şuur-u kâinatın aklıdır.&#8221; </b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b>(Mesnevi-i Nuriye)</b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Necip Fazıl, O’nu ifade için<b> “O’</b><b>(<b>ﷺ</b>)</b><b> ki, o yüzden varız.” </b>derdi. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bu yaklaşım, hadis kriterleri açısından tenkid edilse de, mânâsı doğru olan </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>“<b>Sen olmasaydın, âlemleri yaratmazdım</b>” hadis-i kudsî’sinden mülhemdir. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Evet Allah, kâinatı O’<b>(<b>ﷺ</b>)</b>nun için yaratmıştır. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Kâinat, Allah’ı anlatan bir kitapsa -ki, öyledir- </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>bu kitabın tercümanı Hz. Muhammed <b>(ﷺ)</b>’dir. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>O olmasaydı,</b> kâinat kitabı okunamayan, <b>anlaşılamayan bir sır</b> olarak kalacaktı. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Dolayısıyla onun içinde yaşayacak ama, onunla Allah’ı tanıyamayacak </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve O’na ulaşamayacaktık. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Oysa ki, Allah, Kur’ân-ı Kerim’de beyan ettiği üzere, varlığı, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>kendisine ibadet etsinler, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>İbn Abbas’ın tefsirine göre de, kendisini tanısınlar diye yaratmıştır. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bu itibarla denebilir ki, <b>Hz. Muhammed </b><b>(<b>ﷺ</b>)</b><b>olmasaydı, varlık bilinmeyecek </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve dolayısıyla Allah da tanınmayacaktı. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Öyle ise O’na varlığın <b>ille-i gaiyesi,</b> yani, yaratılış sebebi denebilir.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>İşte, bu âlem yaratılmazdan önce her şey yokluk karanlığında idi. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Cenâb-ı Hak lütuf ve ihsanıyla bu karanlığa son verdi </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve bütün varlıklara çekirdek olacak ilk mahlûkunu yarattı. </b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p><img decoding="async" src="http://www.nurluhizmet.com/wp-content/uploads/2022/08/e7645-103f11_683d0eb7a0c84b6986cdabe717235c63mv2.jpg" /></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bu varlık Nur-u Muhammedî <b>(<b>ﷺ</b>)</b>’ idi.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>“Allah’ın ilk yarattığı şey benim nurumdur.”</b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b>(bk. el-Mevahibul-Ledünniye, Aclunî, 1/265-266)</b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><b>hâdis-i şerifi üzerinde biraz durmak gerekiyor. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Çünkü, bu konuda bir takım yanlış yorumlar yahut yersiz itirazlar eksik olmuyor.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Bilindiği gibi canlıların bütün karakterleri genetik şifrelerinde yazılı. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Bu yazı, kader kalemiyle işlenmiş bir ilâhî program. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Bir tohumdaki şifrede ne ağacın şeklini, ne gövdesinin sertliğini, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>ne yaprağının yeşilliğini, ne de meyvesinin tadını bulabilirsiniz. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>DNA’da bütün bu özellikler baz sıralaması şeklinde yazılı, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>ama o program ne serttir, ne yumuşak; ne yeşildir, ne kırmızı. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Bunların hepsi o şifrede bir plan, bir program olarak mevcut, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>ama ağacın bütün özelliklerini o şifrede aynen bulmaya çalışmak da boş bir çaba. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bu noktayı dikkate almadan, bütün mahlûkatın </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Nur-u Muhammedî <b>(ﷺ)</b>’den yaratılışını düşünen adam, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>yıldızlarla, ormanlarla, denizlerle bu nur arasında </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>bir benzerlik kurmaya kalkışır ve aldanır</b>.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bizim yaptığımız planlar da bir yönüyle öyle değil mi? </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Bir evin bütün bölmeleri plandadır, ama plandaki mutfakta yemek pişiremezsiniz.</b></b></p>
<blockquote style="text-align: justify;"><p><b><b><em>“Nasıl esmada bir ism-i azam var, o esmanın nukuşunda dahi bir nakş-ı azam var ki, o da insandır</em>.”</b>(sözler)</b></p></blockquote>
<p style="text-align: justify;"><b><b>İsm-i azam, </b>bütün isimleri içine aldığı gibi, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>nakş-ı azam olan insan da bütün varlık âleminde tecelli eden isimlere mazhar. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b><em>“Bir şey mutlak zikredilince kemâline masruftur.”</em></b> kaidesince, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>insan denilince de insanlık âleminin en ileri ferdi </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>ve risalet semasının güneşi olan HZ. MUHAMMED <b>(ﷺ)</b> akla gelir.</b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bütün ilâhî isimler ilk defa nur-u muhammedî <b>(<b>ﷺ</b>)</b>de tecelli etmişler. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Meselâ, onda muhyi isminin tecellisi var ve o nur hayat sahibi. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Sonraki safhalarda yaratılacak olan bütün hayatlar, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>ilk defa onda tecelli eden bu ismin ayrı tezahürleridir. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>O nurlu hayat, bütün hayatların başlangıç noktası ve çekirdeğidir. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Ama, bütün hayat çeşitleriyle Resulullah Efendimizin <b>(<b>ﷺ</b>)</b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>o pak ve münezzeh ruhu arasında bir ilişki kurmaya kalkışmanın da yanlışlığı ortadadır.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bir başka misâl: </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>muhafaza etmek, hıfzetmek</b> bir ilâhî fiil.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Nur-u Muhammedî <b>(<b>ﷺ</b>)</b> de <b>Hafiz</b> ismi de tecelli etmiş </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve daha sonra yaratılacak </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b><em>“levh-i mahfuza”, “çekirdeklere”, “yumurtalara”, “nutfelere”</em> </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve nihaye<em>t <b>“hafızalara”</b></em> bir çekirdek gibi olmuş.</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b><b><em>“hakikat-ı Ahmediyye</em>”,</b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bahsi geçen 257. Mektuptaki bahis üzere;</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>“Âlem-i kebîrde bulunan beş aslın da aslı, temeli, kökü gibidirler. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bu temellerde ilerlemek de, bunlardan hâsıl olan beş asılda </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve bunların görüntüsü gibi olan <b>beş cevherde ilerlemek sırası ile olur. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Allahü teâlâ, lutf ederek, ihsân ederek, bu beş zıllın </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>her mertebesi temâmen geçilip, sonuna varılırsa, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Allahü teâlânın isimlerinde ve sıfatlarında ilerlemek nasîb olur.</b> </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>İsimler, sıfatlar tecellî etmeğe başlar.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Allahü teâlânın şü’ûnâtı ve i’tibârâtı zuhûr eder.”</b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(imam rabbani,257.mektup)</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Yani, Allah’ü Teâlâ’nın Azamet’inden, izzet ve itibar ihsan edilir.</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Zira; <b><em><b>“Hiç şüphe yok ki, mü’minin şerefi (itibarı) teheccüd namazındadır…”</b> </em></b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>(Cem’u’l-Fevâid, I. 335)</b>.” Hadis-i Şerif’i </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>bu makamın <b>ilk basamak noktasını</b> haber vermektedir!..)</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b><b>“Burada</b>, Âlem-i emrin de hepsi geçilmiş, hepsinin hakkı verilmiş olur. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Eğer Allahü teâlâ ihsân ederek, bu makâmdan da ilerlemek nasîb olursa, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>nefs itmînâna kavuşur ve ilerliyerek kavuşulan makâmların sonu olan </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>(Rızâ) </b>makâmı hâsıl olur. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bundan sonra <b>(Şerh-i sadr) </b>hâsıl olur ve <b>(İslâm-ı hakîkî) </b>ile şereflenir.”</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(imam rabbani,257.mektup)</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b>Yani Hakikati Muhammediye’ ye mirkat/ayna olur…</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><em><b><b>“Hakikat-ı Muhammediye</b> <b>(<b>ﷺ</b>)</b> hem hayatın hayatı, </b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em><b>hem kâinatın hayatı, hem İsm-i A&#8217;zam&#8217;ın tecelli-i a&#8217;zamı’nın mazharı </b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b>ve <b>bütün zîruhların nuru ve kâinatın çekirdek-i aslîsi</b> </b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><em><b>ve <b>gaye-i hilkati ve meyve-i ekmeli</b> olmasından, </b></em></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em>o hitap <b>doğrudan doğruya O’</b></em><b>(<b>ﷺ</b>)</b><em><b>na bakar. </b></em></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><em>Sonra <b>hayata ve şuura</b> ve ubudiyete <b>O’</b></em><b>(<b>ﷺ</b>)</b><em><b>nun hesabına nazar eder.”</b> (sözler)</em></b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b><b>“Bu kemâlâtın, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>üstünlüklerinin yanında, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Âlem-i emrde olan beş latîfenin üstünlükleri, çok aşağı kalmakdadır. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Okyânus yanında bir damla su gibi bile değildir. </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bütün bu kemâller, üstünlükler, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>(İsm-i zâhir) </b>kemâlleridir. <b>(İsm-i bâtın) </b>kemâlleri başkadır. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bunlar, yazılamaz, anlatılamaz. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Bu iki ismin bütün kemâlleri, üstünlükleri hâsıl olursa, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>sâlik, iki kanada kavuşmuş olur!..” </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(imam rabbani,257.mektup)</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b>Efendimiz’in temsil ettiği bir <b>Hakikat-ı Ahmediye</b> var, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>bir de <b>Hakikat-ı Muhammediye</b> var. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Dünyayı teşriflerinden önce O<b>, Hakikat-ı Ahmediyesi</b> ile vardır </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve <b>Kâ’be hakikatı ile tev’emdir.;</b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>(yani bütün <b>kulluk şuuru Kâ’be’nin hakikati</b>ne kadar <b>O’nun</b><b>(<b>ﷺ</b>)</b><b>la mücessemdir.)</b> </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Kur’an’da da geçtiği üzere, Hz. İsa (as) O’nu, Ahmed ismiyle müjdelemiştir. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>O, dünyayı teşrifleri ve risaletleriyle birlikte </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Hakikat-ı Muhammediye’</b><b>(<b>ﷺ</b>)</b>yi <b> </b>temsil etmiştir. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Vefatından sonra da, yine <b>Hakikat-ı Ahmediye</b>’nin tecellisi söz konusudur.</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b><b>Meselenin bir diğer yönü de şudur:</b> </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Hz. Peygamber&#8217;in <b>(<b>ﷺ</b>)</b> risâlet ve nübüvveti temelde, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>diğer bütün peygamberlerden önce idi. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Nitekim O, bir hadislerinde:</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b> <b>&#8220;Allah&#8217;ın ilk yarattığı şey, benim nûrumdur.&#8221;</b> buyurmaktadır. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Diğer bir hadislerinde de;</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b> <b>&#8220;Hz. Adem henüz çamur ve balçık arasında debelenirken, </b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Ben peygamber idim&#8221;</b> ferman etmektedir.</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b><b>Demek ki,</b> O&#8217;nun peygamber olarak planlanması, herkesten önceydi. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Bu mesele, tasavvufçularca <b>&#8220;hakikat-ı Ahmediyye&#8221;</b> ünvanıyla ele alınmış </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve uzun uzun üzerinde durulmuştur. </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Onların bu mevzudaki mülahazalarında, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>hakikat-ı Ahmediyye,</b> aynı zamanda <b>kainatın da hakikatı</b> olarak işlenmiştir ki, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>bununla da, Hz. Peygamber&#8217;in <b>(<b>ﷺ</b>)</b> büyüklüğü </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>ve en büyük risâlete yani, <b>nübüvvet’e</b> mazhariyeti anlatılmak istenmiştir.</b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b>İşte, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>eğer Beyazid-i bestami tarikat-tasavvuf yolu ile ile geldiği velayet makama,</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b>Risale-nur hakikatleri ile vasıl olsaydı<b>, “ENE’l-HAK…”</b> demek yerine;</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>Hakikat-i Muhammediye</b>’ye <b>MİRAT/AYNA</b> olduğunu bilir, </b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>MUHAMMEDİ vasfına haiz</b> biri olmanın feyziyle,</b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b><b>“Mâ arefnâke hakka mağrifetike yâ Marûf”</b></b></b></p>
<p style="text-align: justify;"><b><b>“<b>Seni hakkıyla bilemedik ey bilinmeye en layık olan MARUF olan Allah’ım!” </b>derdi!..</b></b></p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><b><b>Bab-ı Şefkat NUR</b></b></p>
<p><img decoding="async" src="http://nurluhizmet.files.wordpress.com/2022/01/6f6a9-103f11_fdb907c608be4f39af3fc944d357aa21mv2.jpeg" /></p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/imam-rabbaninin-tasavvuf-konusundaki-beyanlarina-risale-i-nurun-bakis-acisi/">İmam Rabbaninin Tasavvuf Konusundaki Beyanlarına Risale-i Nur’un Bakış Açısı</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/imam-rabbaninin-tasavvuf-konusundaki-beyanlarina-risale-i-nurun-bakis-acisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BABANIN  DUASI</title>
		<link>https://www.nurluhizmet.com/babanin-duasi/</link>
					<comments>https://www.nurluhizmet.com/babanin-duasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdulbaki Karaca]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2022 21:58:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hadis-i Şerif]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://babanin-duasi</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üç dua reddolunamaz: Babanın evladına duası, oruçlunun duası ve misafirin duası. Hadis-i Şerif</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/babanin-duasi/">BABANIN  DUASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üç dua reddolunamaz:</p>
<p>Babanın evladına duası,</p>
<p>oruçlunun duası ve</p>
<p>misafirin duası.</p>
<p>Hadis-i Şerif</p>
<p><a href="https://www.nurluhizmet.com/babanin-duasi/">BABANIN  DUASI</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.nurluhizmet.com">Nurlu Hizmet</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.nurluhizmet.com/babanin-duasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
